Headways türkçesi Headways nedir

  • Sefer.
  • Gelişme.
  • Kemer yüksekliği.
  • Aynı rota üzerinde yol alan gemi tren gibi taşıtların seferleri arasındaki zaman.
  • Sefer aralığı.
  • Tavan yüksekliği.
  • Yolculuk.
  • Terakki.
  • İlerleme.
  • Yol alma.

Headways ingilizcede ne demek, Headways nerede nasıl kullanılır?

Make headway : Mesafe almak. İleri gitmek. Yol almak. Mesafa almak. İlerleme yapmak. Mesafe katetmek. İlerlemek. İlerleme kaydetmek. Gelişmek.

Make no headway : (herhangi bir) gelişme kaydetmemek. (herhangi bir) ilerleme kaydetmemek. İlerlememek. (herhangi bir) gelişme göstermemek. (herhangi bir) ilerleme göstermemek. Gelişme göstermemek. Yerinde saymak. Olduğu yerde saymak.

Headway : Ana galeri. Terakki. Aynı rota üzerinde yol alan gemi tren gibi taşıtların seferleri arasındaki zaman. Yol alma. İlerleme. Yolculuk. Gelişmek. Sefer aralığı. Gelişme. Tavan yüksekliği.

Headwaiter : Baş garson. Metrdotel. Şef garson. Başgarson.

Headwaiters : Metrdotel. Şef garson. Başgarson. Baş garson.

Headword : Madde başı sözcük.

Headwork : Kafa işi. Zihni çalışma.

Headwater : Su başı.

Headwind : Karşıdan esen rüzgar. Pruva rüzgarı.

Headwall : Baş duvarı. Üst kanat duvarı. Menfez.

İngilizce Headways Türkçe anlamı, Headways eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Headways ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Trip : Hata etmek. Seyahat. Seğirtmek. Tribe girmek. Hata yapmak. Gezi. Hafif adımlarla dans etmek. Tökezlemek. Sekmek.

Expeditions : Hız. Sevk. Acele. Çabukluk.

Adventure : Risk. Serüven. Riske atmak. Öğelerin birleşmesinden doğan ve bir araya geldiklerinde halkbilim ürünleriyle olaylarının oluşumunu sağlayan birimlerden her biri. bk. öğe, anakonu, örge tümgesi, örnek, ayrık öğe. Vurgunculuk. Tehlikeli iş. Örge. Atılmak. Avantür. Tehlikeye atmak.

Studs : Azgın erkek. Damızlık at. İri başlı çivi. Damızlık. Krampon. Yaka düğmesi. Hara. Damızlıklar. Bağlantı parçası.

Evolvements : Dizi. İnkişaf. İntişar. Evrim. Kademeli değişme veya olgunlaşma. Yayılma. Tekamül. Genişleme. Manevra.

Campaigne : Ordunun, savaş yapmak üzere genellikle yurt dışına yaptığı yolculuk.

Adventuring : Atılmak. Macera. Yeltenmek. Serüven. Tehlikeye atmak. Tehlikeli iş. Risk. Avantür. Vurgunculuk.

Development : Çok hücreli organizmaların bir hücreli zigottan itibaren geçirdiği değişiklikler, ontogeni. Site. Biyoloji, eğitim, fizik, iktisat, madencilik, sinema, televizyon, ekonomi, tiyatro, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Film banyo. Son durum. Bir kentin, kasabanın tümünün ya da bir yerleşim yerinin bir bölümünün kendiliğinden gelişmesine engel olmak, bu gelişmeye toplum yararına bir biçim vermek amacıyla, yerleşim yerinin işlevleriyle toprak kullanımı arasında bir ilişki kurmayı öngören, geleceğe dönük bir kamusal eylem türü. Bir oyunun sonuca doğru inandırıcı bir yolda gelişmesini kapsayan bölüm ya da kuruluş. Yalından karmaşığa, aşağı olandan üstün olana doğru ilerleyen, olayların iç eğilimlerinin ve özünün aydınlanmasını sağlayan, yeninin ortaya çıkmasına götüren kendi kendine devinim süreci. Gelişim. Aşınma payına bağlı bir varlığın, daha uzun bir süre varoluşu, yüksek bir üretim ya da verim gücüne ulaştırılması amacıyla geliştirilmesi.

 

Traveling : Seyahat etme. Alıcının herhangi bir araç üzerinde çeşitli yönlere devindirilmesi; özellikle öne, geriye, yanlara, aşağıya, yukarıya sürekli devinimi. Seyahat etmek. Seyahat. Gezici. Seyyar. Hareket halinde. Yolculuk yapma.

Journey : Gezinti yeri. Seyahat etmek. Yolculuk etmek. Mesafe. Geziye çıkmak. Seyahat. Yolculuk yapmak.

Headways synonyms : ameliorations, travel, adventured, anabasis, campaigns, evolution, advancements, ascent, headway, advancement, breakthroughs, journeyed, enhancing, trek, forwardness, ageings, military expedition, budding, itinerary, breakthrough, peregrinations, end on, endwise, expansion, excursion, campaign, amelioration, accretion, advance, buildup, peregrination, furthering, evolvement.