Hengame nedir, Hengame ne demek

Hengame; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isim olarak kullanılır.

  • Patırtı, gürültü, kavga

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Angarya: Bu çocuk bana hengâme oluyor.

Hengame anlamı, tanımı

Heng : Ahenk: Dövüşürken hengine mi baktın ?. Özellikle kızların eğlenip oynaması için

Hengam : Zaman, vakit.

Angarya : Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.

Gürültü : Aralarında uyum bulunmayan düzensiz seslerin bütünü, patırtı, şamata. Birçok kişinin karıştığı kavga, karışıklık veya tartışma. Yükselteç çıktısında gözlenen ve imlem girdisinde çeşitli nedenlerden kaynaklanan, asalak birleşenlerin yükseltilmesinden ileri gelen uyumsuz sesler. Ses sinyalinin kalitesinde belirleyici olan tıslama, cızırtı ve uğultu gibi istenmeyen seslerin tümü. Titreşimli düzenli olmayan sesler. Boğumlanmaları sırasında tonlu ve tonsuz hışırtı niteliği taşıyan z, s ünsüzleri ile tonlu ve tonsuz patlama niteliği taşıyan b, p ünsüzleri titreşim açısından birer gürültü sesidir. Analit sinyalinin gözlenmesine bozucu etki yapan herhangi bir sinyal. [Bakınız: ses etkileri]. Sinema ya da televizyonda sesin saptanması, çalınması ya da yayınlanmasında ortaya çıkan istenmeyen sesler.

 

Patırtı : Pat pat çıkan sesin adı. Gürültülü çatışma, arbede. Herhangi bir biçimde veya ayakları yere kuvvetle basarak yürüme sonucu çıkan gürültü.

Kavga : Düşmanca davranış ve sözlerle ortaya çıkan çekişme veya dövüş, münazaa. Herhangi bir amaca erişmek, bir şeyi elde etmek veya bir şeye karşı koyabilmek için harcanan çaba, verilen mücadele. Savaş.

Patır : Peltek konuşan, kekeme, dilsiz. Eylemlerin sonuna gelen şimdiki zaman eki. İnce ve küçük meşe dalları.

Çocuk : Küçük yaştaki erkek ya da kız. Genç erkek. Soy bakımından oğul veya kız, evlat. Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse. Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak.

Patı : Küçük çocuk. Körebe oyunu. Tahta parçası. Eylemlerin sonuna gelen şimdiki zaman eki : Geldimpatı. Şişmanlıktan yalpalayarak yürü-yen.

Anga : Ahmak, sersem, akılsız, dangalak, angıt. Bülbül büyüklüğünde, sarı renkli bir ilkbahar kuşu, çalıkuşu. Zengin, varlıklı. Geniş. Aksi, hırçın, huysuz hayvan. Ona.

Bana : Ben zamirinin yönelme durumu eki almış biçimi.

Çocu : Çocuğu.

Gürü : Sıpa, eşek yavrusu. [Bakınız: gündük]. Bir yaşındaki kısrak.

 

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.

Diğer dillerde Henderson hasselbalch eşitliği anlamı nedir?

İngilizce'de Henderson hasselbalch eşitliği ne demek ? : henderson-hasselbalch equation