Hent nedir, Hent ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Zaman, an: Kuzuyu yakalayacağım hentte örktü.

Alçak gönüllülük.

Hent ile ilgili Cümleler

  • Ali hentbolde iyidir.
  • Hentbol oynayacağız.
  • Hentbol Danimarka'da çok sevilen bir spordur.
  • O, hentbolde iyidir.
  • Hiç hentbol oynamayı denedin mi?

Hent kısaca anlamı, tanımı

Hent hent etmek : Çocuklar annelerine karşı sevgi ve düşkünlük göstermek: Ellerin çocukları anasını pek aramaz, bizim çocuklar anasına hent hent ederler

Hentaş : Akran, yaşıt.

Henteri : Entari, giysi: Henterim eskidi. Entari.

Henteş : Akran, yaşıt, arkadaş. Zincir bilezik.

Hentoş : Akran, yaşıt, arkadaş.

Hentbol : El topu.

Hentbolcu : Hentbol oynayan kimse.

Hentbolculuk : Hentbolcunun yaptığı iş.

Alçak gönüllülük : Alçak gönüllü olma durumu, tevazu, mahviyet, mütevazılık.

Alçak gönüllü : Kendi değerini olduğundan aşağı gösteren, başkalarını küçük görmeyen, büyüklenmeyen (kimse), engin gönüllü, mütevazı, tevazulu.

Gönüllülük : Gönüllü olma durumu.

Gönüllü : Bir işi yapmayı hiçbir yükümlülüğü yokken isteyerek üstlenen. Seven kimse ya da sevgili. Çok istekli.

Zaman : Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Çağ, mevsim. Dönem, devir. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Belirlenmiş olan an. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı.

 

Alçak : Yerden uzaklığı az olan, yüksek karşıtı. Kısa (boy). Bile bile en kötü, en ahlaksızca davranışlarda bulunan, aşağılık, soysuz, namert, rezil, hain. Aşağıda olan, yüksek olmayan (yer).

Gönül : Sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır vb. kalpte oluşan duyguların kaynağı. İstek, arzu.

Gönü : Olgun. Bursa ili, Karacabey belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Zama : Üzengi kayışı. Çarkta bükülürken iki kazık arasında birbirine eklenerek katlanan kıl ipi katlarından her birinin boy ölçüsü. Enişte. Güvey.

Alça : Alın. Ayakkabı kalıplarının ön tarafına konulan üç köşeli mukavva, vaketa veya meşin parça. Erkeğin nişanlısına verdiği hediye. Erik. Kalıpları ayakkabıya uydurmak amacıyla kalıpların üzerine konulan meşin parçalar. (Aksaray Niğde) (alçı) : (Ankara).

Kuzu : Koyun yavrusu. Deneyimsiz, toy kimse. Bir meyve ve sebzeye bitişik olan küçük meyve veya sebze.

Yaka : Giysilerin boyna gelen, boynu çeviren bölümü. Giysilerin boyna gelen bölümüne eklenen ve türlü biçimlerde olan parçası. Yapıların saçaklarında, suyun içeriye sızmasını önlemek için kiremidin altıyla oluk arasına konulan metal levha. Sahil. Semt. Yelkenlerin kenar ve köşeleri. Eğik yerey. Kıyı, kenar, taraf.

Diğer dillerde Hensen düğümcüğü anlamı nedir?

İngilizce'de Hensen düğümcüğü ne demek ? : hensen's node