Hipertonik nedir, Hipertonik ne demek

Hipertonik; Biyoloji, Kimya, Zooloji alanlarında kullanılan bir sözcüktür.

Biyoloji'deki anlamı:

İzotonik bir sıvıdan daha yüksek ozmotik basınca sahip olan. Bir hücrenin ozmotik kuvvetinden yani 300 mOsm'den daha yüksek ozmotik basıncı sebebiyle ozmozdan dolayı suyun hücreden çıkışına sebep olan ortam.

Kimya'da terim anlamı:

Kandan daha yüksek osmotik basınca sahip olan çözelti.

Zooloji'deki anlamı:

İzotonik bir sıvıdan daha yüksek osmotik basınca sahip olan.

Teknik terim anlamı:

Ozmotik basıncı, hücrenin ozmotik basıncından yüksek olan.

Vücut sıvılarının ozmotik basıncına oranla daha yüksek ozmotik basınca sahip olan.

Hipertonik hakkında bilgiler

Hipertonik yüksek derişim anlamı taşımaktadır. Ağırlıklı olarak biyolojide hücrelerin madde alış-verişini açıklamakta kulllanılır. Örneğin; hipertonik bir ortama konulan hücre su kaybeder. Çünkü ortam kendisinden daha yoğundur. Ozmoz kuralları gereği hücre su kaybederken, dış ortam su alır. Bu işlem hücre ile dış ortamın yoğunluğu eşitleninceye kadar sürer. İşlem sonunda hücre plazmoliz durumuna geçmiş olur.

Hipertonik anlamı, tanımı

Hiper : Hiperoksitde olduğu gibi “aşırı”yı belirten Latince bir ön ek

Hipertonik çözelti : Basıncı izotonik eriyik basıncından yüksek, vücut sıvılarının ozmotik basıncına oranla daha yüksek ozmotik basınca sahip eriyik.

 

Hipertonik dehidratasyon : Organizmanın elektrolitten daha çok su kaybetmesi veya susuzlukta olduğu gibi sıvı alımının su kaybından daha az olması sonucu oluşan dehidrasyon.

Hipertonik hiperhidratasyon : Hipertonik tuz çözeltilerinin alınmasından sonra hücre dışı sahada sodyum artışı ve hücre içi sahadan su çekimine neden olan hiperhidratasyon durumu. Bunun sonucu intrasellüler hipovolemi ve interstisiyel ödem oluşumuna neden olur.

Alışveriş : Satın alma ve satma işi, alım satım, iş, muamele, ahzüita, aksata, pazar. İlişki, münasebet.

Plazmoliz : Hücre protoplazmasının su kaybı nedeniyle büzüşmesi.

Ağırlıklı : Ağırlığı olan. Değerlendirmelerde üzerinde fazlaca durulan. Çoğunluğu oluşturan.

Açıklamak : Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.

Biyoloji : Bitki ve hayvanların köken, dağılım, yapı, gelişim, büyüme ve üremelerini inceleyen bilim dalı, dirim bilimi.

İzotonik : Aynı ozmotik basınca sahip olma durumu; hücrenin ozmotik basıncına eşit ozmotik basınca sahip, içine konulduğunda hücrenin içine su giriş çıkışı olmayan sıvı. Aynı ozmotik basınca sahip, ozmotik basınçları eşit olan. Aynı ozmotik basınca sahip olma durumu. Hücrenin ozmotik basıncına eşit ozmotik basınca sahip, içine konulduğunda su giriş çıkışı olmayan sıvı. Aynı osmotik basınca sahip olma.

 

Açıklama : Açıklamak işi, izah.

Sonunda : En son zamanda, nihayetinde.

Derişim : Bir ortamda bulunan belirli bir maddenin kütle veya hacminin içinde bulunduğu ortamın kütle veya hacmine oranı, konsantrasyon. Belli bir oylumdaki ya da belli ağırlıktaki çözeltide çözünen özdek tutarı. Birim oylumdaki mol ya da eşdeğer ağırlık sayısı türünden çözünenin ağırlık ya da oylumca yüzdesi. Bir karışımdaki bileşenlerin bağıl miktarlarını gösteren büyüklük. Bir karışımın, çözeltinin veya bir maddenin belirli bir kütle veya hacminde bulunan herhangi bir bileşenin miktarı. Bir element, faz ya da özdeğin, bir ötekisi içinde bulunma yüzdesi ya da oranı.

Taşımak : Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek. Boru, kanal vb. ile sıvı maddeleri bir yerden başka bir yere aktarmak. Duymak, hissetmek. Giymek. Katlanmak, üstlenmek, yüklenmek, çekmek. Bir nesnenin ağırlığını yüklenmek. Sahip olmak, özellik olarak bulundurmak. Üstünde bulundurmak.

Ağırlık : Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

Ozmotik : Ozmozun doğasına katılan.

Kendisi : Kendisi.

Çözelti : Çözünme sonucu ortaya çıkan madde.

Örneğin : Söz gelişi.

Oranla : Herhangi bir şeye göre, herhangi bir şeyle kıyaslayarak, nispeten.

Diğer dillerde Hipertonik anlamı nedir?

İngilizce'de Hipertonik ne demek ? : hypertonic