Historical method türkçesi Historical method nedir

  • Sosyoloji alanında kullanılır.
  • Tarihsel yöntem.
  • Bir olgunun gerçek doğuş ve oluşum sürecini düşüncede yansıtma yöntemi.
  • Halkbilim olay ve ürünlerinin kaynaklarını bulmak amacıyla, bu olay ve ürünlerin saptanan tarihsel belgelerine dayanılarak yapılan araştırma, bk. tarihsel okul, tarihsel halkbilimci, tarihsel halkbilim.

Historical method ingilizcede ne demek, Historical method nerede nasıl kullanılır?

Historical : Tarihe geçmiş. Tarihi. Evrimsel. Tarihle ilgili. Tarihsel. Önemli.

Method : Bir sorunu çözüme götürmek için geliştirilen yollar. Metod. Jüye. İnceleme konusunun anlıksal düzeyde çoğaltımını yapmaya dayalı dizgesel, düzenli bilgi edinme yolu. Yöntem. Bir sorunu çözmek, bir deneyi sonuçlandırmak, bir konuyu öğrenmek ya da öğretmek gibi amaçlara ulaşmak için bilinçli olarak seçilen ve izlenen düzenli yol. yeni gerçekleri bulmak, bilinen gerçekleri yorumlamak ve açıklamak için tutulan mantıklı düşünme yolu. Çağdaş oyunculuğun kurucusu stanislavski yöntemi için kullanılan sözcük. bk. stanislavski dizgesi. Düzen. Yol. Usul.

Historical allegory : Tarih orunlaşması. Tarih orunlaması. Tarih örneklemesi. Yaşanan sırada geçen siyasal bir olayı anlatmak için, geçmişteki benzer bir olayla karşılaştırıp yorumlama. Yaşanan zamanda geçen politik bir olayı, geçmişteki benzer bir durumla anıştırmak (karşılaştırıp anlatmak).

 

Historical analogy : Tarihsel benzeşim. Piyasaya yeni sürülen bir malın satış miktarının, piyasada varolan benzer malın gerçekleşen satış miktarına göre tahmin edilmesi.

Historical balad : Tarihsel balad. Tam anlamıyla tarihsel nitelik gösteren, özellikle ulusal olayları anlatan balad türü.

Historical capital output ratio : Tarihsel sermaye-hasıla oranı. Geçmiş yıllardaki sermaye ve hasılada gözlemlenen değişmelere göre hesaplanan sermaye-hasıla oranı.

İngilizce Historical method Türkçe anlamı, Historical method eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Historical method ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Age distribution : Bir popülasyondaki her bir yaş grubu içerisindeki bireylerin sayısı veya oranı. Yaş dağılımı. Bir toplum ya da toplumsal küme nüfusunun yaş kesimlerine göre dağılma oranları.

Affection : Meyil. Eğilim. Şefkat. Düşkünlük. Duygusal yakınlık. Hastalık. Alaka. Anlık süreçlerinin dışında kalan ve insanın toplumsal kümesi içindeki davranışı üzerinde istençli denetimini ortadan kaldıran kısa süreli duygusal tepkiler (kızgınlık, korku vb.) gösterme durumu. Sevgi.

Adjustment in marriage : Eşlerden her birinin öbürü ile birlikte uyumlu bir aile yaşamı oluşturup sürdürme yeterliği. Evlilikte uyum.

All round development of individual : Bireyde tinsel niteliklerin, aktöresel arılığın ve fiziksel yetkinliğin uyumlu gelişimi. Tümsel gelişim.

Adaptive behavior : Uyumcu davranış. Bireyin çevreyle uyum ilişkileri geliştirmesine yarayan ya da toplumsal düzgülere uygun düşen davranış. Uyarlamacı davranış. Bireyin doğal ve toplumsal çevresinin gereklerine uyacak biçimde davranması. Uyumlayıcı davranış. Adaptif davranış.

 

Alienation : Ötekileştirme. Yabancılaştırma. Dengesizlik. Devir. Yabancılaşma. Soğutma. Belli tarihsel koşullarda insan ve toplum etkinlikleri ürünlerinin (emeğin, paranın, toplumsal ilişki sonuçlarının, insanın özelliklerinin ve yeteneklerinin) bu etkinliklerden bağımsız ve bunlara egemen ya da özlerinde olduklarından değişik biçimde kavranması. Devretme. Uzaklaşma. Aralarını açma.

Age group : Yaş kümesi. Yaş öbeği. Üyeleri yaş ölçüsüne göre belirlenen toplumsal küme. Belli bir çoğanın yaşlara göre dağılımını göstermek ve sıklıkları değer aralıkları içinde dile getirmek üzere kullanılan alt-üst yaş sının belli aralık. Yaş grubu.

Age grade : Yaş katmanı. Üyeleri, çoğunlukla da erkek üyeleri belli ve aşama-sırah yaş kümelerine ayrılan toplumlarda belli bir yaşa ulaşmış olan bireylerin oluşturduğu dirimbilimsel toplumsal katman.

Acculturation : Ekinsel yozlaşma. Kültürleşme. Çevresindeki kültürü kabullenme. Kültürel etkileşim. Bir kültürün başka bir kültürden aldığı tesir. Kültürlenme. Bir kültürün ya da bir kültür öğesinin başka bir kültüre girmesi sonucu her ikisinin de değişmeye uğraması süreci. Kültür etkileşimleri. Kültürel uyum.

Abilities : Beceri. Kabiliyet. Güç. İktidar. Yetenek. Yetenekler. Geniş anlamında, bireyin, davranışlarını düzenleyen, etkinliklerini koşullandıran ve dirimbilimsel-toplumsal olarak belirlenen özellikleri. dar anlamında, bireyi belli bir uğraşsal etkinliğe uygun kılan bir dizi ruhsal özellikleri. Yeterlik.

Historical method synonyms : agnation, aesthetic, diachronic method, achievement motive, agression, acclimatation, aesthetical ideal.