Hoşu nedir, Hoşu ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Hoşaf.

Kötü kadın.

Hoşu ile ilgili Cümleler

  • Kırmızı elbise mavi elbiseden daha çok hoşuma gitti.
  • Ayakkabıyı çorap olmadan giymek hoşuma gidiyor.
  • Hoşunuza gidip gitmeyeceğini anlamak için bu şarabın tadın.
  • Sosyalleşmek hoşuma gitmiyor.
  • Hoşuma gittiği gibi yapacağım.
  • Hoşunuza giden bir şeye buyurun.
  • O Tom'un hoşuna gidecek.
  • Hoşuna gitsin ya da gitmesin, her durumda erken ayrılmak zorundasın.
  • Hoşuna gitti, değil mi?
  • Hoşuna giderse kalabilirsin.
  • Senin yalnız gezmen benim hiç hoşuma gitmiyor.
  • Hoşuna gidiyor, değil mi?
  • Hoşuna gitmesede, işi yapmalısın.
  • “Zamanları yararak hatta zamanı geriye doğru sürerek kendisini bulmam hoşuna gitmişti.”

Hoşu ile ilgili Atasözü veya Deyim

(birinin) hoşuna gitmek : beğenmek.

Hoşu kısaca anlamı, tanımı

Hoşuk : Hoşaf. Kötü kadın

Hoşulga : Lahana.

Hoşulluk : Sık ağaçlardan oluşan orman, koru veya çalılık.

Hoşuntu : Öç alma isteği, hınç. Birinin arkasından atıp tutma. Güceniklik.

Hoşur hoşur : Yemek pişerken, kaynarken çıkan sesi anlatır. Sıcak, kaynamış: Hoşur hoşur su elime döküldü de yandı. Kaynayan yemek, su ve benzerleri sesi için.

Hoşur olmak : Yorulmak.

Hoşura : Yaramaz, kötü (her şey için).

Hoşuran : Tarlalarda kendiliğinden yetişen, geniş yapraklı bir çeşit ot.

 

Hoşurat : Yaprakları yenebilen bir çeşit ot.

Hoşurdamak : Su kaynarken ses çıkarmak.

Hoşuruk : Vücutta meydana gelen toplu iğne başı büyüklüğündeki kabarcıklar: Bizim çocuk hoşrik döktü. Dağınık, eski püskü giyinen.

Hoşur : Değersiz, kaba, bayağı. Şişman, dolgun (kadın).

Kötü kadın : Orospu.

Hoşaf : Bütün veya dilimler hâlindeki kuru meyvenin şekerli suyla kaynatılmasıyla yapılmış olan bir tatlı türü.

Kadın : Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen. Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan. Bayan. Hizmetçi bayan.

Kadı : Tanzimata kadar her türlü davaya, Tanzimat ile Medeni Kanun arasındaki dönemde ise yalnız evlenme, boşanma, nafaka, miras davalarına bakan mahkemelerin başkanları.

Kötü : İstenilen, beğenilen nitelikte olmayan, hoşa gitmeyen, fena, iyi karşıtı. Korku, endişe veren. Kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan. Zararlı, tehlikeli. Kaba ve kırıcı. Aşırı, çok.

Diğer dillerde Hoşlanmacılık anlamı nedir?

İngilizce'de Hoşlanmacılık ne demek ? : hedonism