Hoşuruk nedir, Hoşuruk ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Vücutta meydana gelen toplu iğne başı büyüklüğündeki kabarcıklar: Bizim çocuk hoşrik döktü.

Dağınık, eski püskü giyinen.

Hoşuruk tanımı, anlamı

Hoşu : Hoşaf. Kötü kadın

Hoşur : Değersiz, kaba, bayağı. Şişman, dolgun (kadın).

Eski püskü : Çok eski, iyice eski.

Toplu iğne : Başında küçük bir toparlak bulunan iğne.

Kabarcık : İçi su, hava dolu ufak kabartı veya kürecik. Metal biliminde sıvı veya katıların içinde oluşan gaz hacmi. Kabartı. Vücutta oluşan sivilce gibi küçük şişkinlik.

Dağınık : Geniş bir alana yayılmış olan. Bir arada olmayan, birbiriyle bağlantısız. Düşüncelerini toparlayamayan. Düzeni bozuk, düzensiz, karışık. Hoş görünmeyen, uyumsuz.

Hoşrik : Vücutta meydana gelen toplu iğne başı büyüklüğündeki kabarcıklar: Bizim çocuk hoşrik döktü.

Meydan : Alan, saha. Fırsat, imkân ya da vakit. Bulunulan yer ve çevresi, ortalık. Mevlevi tekkelerinde ayin yapılmış olan yer. Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri.

Vücut : İnsan ya da hayvan gövdesi, beden. Var olma, varlık.

Giyin : Hayvanların dişilik organı.

Püskü : Tütsü, duman (Mucur). Bal alma sırasında arı kovanına duman püskürtmekte kullanılan aygıt. (Kemalpaşa İzmir).

Kabar : Yanık, kabarmış yara. Su kabarcığı. Süs eşyası.

 

Dağın : Çitlembik ağacı ve meyvesi.

Toplu : Topu olan. Topunu, tamamını, bütününü içine alan. Düzenlenmiş, dağınık olmayan. Hepsi bir arada bulunan, toplanmış. Bir arada, bütün, kombine. Vücutça dolgun.

Gelen : Gelme işini yapan (kimse ya da nesne). Bir ışık kaynağından çıkıp bir aynanın yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine düşen (ışın).

Çocuk : Küçük yaştaki erkek ya da kız. Genç erkek. Soy bakımından oğul veya kız, evlat. Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse. Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak.

Büyük : Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Büyük abdest. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Önemli. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Üstün niteliği olan. Niceliği çok olan.

Gele : Tavla oyununda elinde kırık taşı bulunan oyuncunun attığı, uygun olmayan zar.

Eski : Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı. Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz. Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan. Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan. Önceki, sabık. Geçerli olmayan. Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey.

Dağı : Tarlalarda biten yabani otları yok etme. Eş erke ve oylumlu dizgelerden hangisinin daha çok olasılığı bulunduğunu ölçen temel ısıldevim-bilimsel nicelik. [Bakınız: dakı].

Diğer dillerde Hoşlanmacılık anlamı nedir?

İngilizce'de Hoşlanmacılık ne demek ? : hedonism