Honu nedir, Honu ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Cezve.

Tenekeden yapılmış kulplu su kabı, maşrapa.

Huni.

[Bakınız: honi].

Kutu: Şuradan bir honu şeker ver.

Honu kısaca anlamı, tanımı

Honursu : Yanmış yün kokusu

Honusuz : Sersem: Sende honusuzun birisin.

Maşrapa : Metal, toprak, plastik vb.nden yapılmış, ağzı açık, kulplu, bardağa benzeyen, küçük kap.

Su kabı : Su koymaya yarayan kap.

Kulplu : Kulpu olan, kulpu bulunan.

Teneke : Yumuşak çelikten yapılmış üzeri kalay kaplı ince sac. Bu sacdan yapılmış. Bu sacdan yapılan, yaklaşık yirmi litre hacmindeki kap. Bu kabın aldığı miktarda olan.

Şurada : Şu yerde.

Tenek : Asma, kabak ve salatalığın uzamış sürgünleri. Ocak.

Şeker : Şeker kamışı, şeker pancarı, patates, havuç, mısır, buğday vb. bitkilerin sap ve köklerinin öz suyundan veya nişastasından çıkarılan, birleşiminde karbon, oksijen ve hidrojen bulunan, beyaz, suda eriyen, mayalanabilen ve çoğu tatlı olan maddelerin genel adı. Bu madde katılarak yapılmış lokum, akide, çikolata vb. tatlı yiyeceklerin genel adı. Şeker hastalığı. Sevimli, cana yakın ve güzel.

Cezve : Kahve pişirmeye yarayan, saplı, küçük kap.

Şeke : Üzüm suyunun pekmez toprağı ile kestirilerek, leğende biraz kaynatıldıktan ve süzüldükten sonraki durumu.

Şura : Anlatana veya söyleyene göre biraz uzakta olan yer, şu yer. Bir alanla ilgili olarak oluşturulan danışma kurulu. Şuraya. Arapça kökenli şûrâ: şûra.

 

Tene : Tane. Pilav. Issız. Tahıl tanesi. Bulgur pilavı. Tekne. Tane (bk. tane). Tane, adet. Tane, bk. tenê.

Kabı : Kapı.

Honi : Cezve.

Kutu : İnce tahta, mukavva, teneke, plastik vb.nden yapılmış, genellikle kapaklı kap. Bir kimsede, bir yerde, bir şeyde iyi veya kötü bir özelliğin fazlalığını belirten bir söz. Bu kabın alabildiği miktarda olan. Elektrik veya telefon tellerinin toplanıp bağlandığı kap.

Huni : Bir sıvıyı ağzı dar bir kaba aktarmak için kullanılan koni biçimindeki araç. Ağızlık.

Kulp : Kazan, tencere, fincan, dolap, altın vb.nin tutulacak yeri. Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri. Uydurma sebep, bahane.

Yapı : Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.

Ver : Çapalama, ayıklama: Ver zamanı geçiyor, bostana bakamadım.

Diğer dillerde Honduras rosewood anlamı nedir?

Osmanlıca Honduras rosewood : honduras gül ağacı