Hydropyle türkçesi Hydropyle nedir

  • Hidropil.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Bazı böcek yumurtalarında, kutikula örtüsünden su geçişini sağlayan özel yerler.

Hydropyle ingilizcede ne demek, Hydropyle nerede nasıl kullanılır?

Dihydropyridin : Kalsiyum kanal engelleyicisi olan ve kalp damar sistemi hastalıklarının tedavisinde kullanılan bir ilaç. Dihidropridin.

Hydropath index : Hidropati indeksi. Kimyasal bir grubun hidrofobik ve hidrofilik eğilimini bildiren bir ölçek.

Hydropathic : Hidropati (suyla tedavi) ile ilgili. Su kürüne özgü. Hidropatik.

Hydropathically : Su kürü uygulayarak. Hidropatik bir şekilde. Su kullanılarak tedavi etme ile ilgili bir şekilde.

Hydropathist : Hidropatist. Su tedavisi uzmanı.

Hydrophile : Su seven. Su bağdaşımlı. Hidrofil. Suya karşı meyilli olan şey. Su çeken. Subağdaşımlı. Susever.

Hydropericardium syndrome : Hidroperikardiyum sendromu. Etçi ve yumurtacı tavuklarda kısa seyirli, bir adenovirüs enfeksiyonu, ankara hastalığı.

Hydropericardium : Hidroperikard. Hidroferikardiyum. Kalp kesesi içinde, aşırı miktarda sulu transudat niteliğinde sıvı toplanması, hidroperikart. Hidroperikardiyum.

Hydropercardium : Hidroperikardiyum. Hidroperikart.

Hydroperitoneum : Karında su toplanması. Asites. Hidroperitoneum.

İngilizce Hydropyle Türkçe anlamı, Hydropyle eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Hydropyle ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abambulacral area : Abambulakral bölge. Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi.

Change : Yer değiştirme. Değişiklik. Değişikliğe gitmek. Üzerini değişmek. Haline gelmek. Para bütünlemek. Takas etmek. Bilgisayar, masa tenisi, ekonomi alanlarında kullanılır. Bozmak. Ufak para.

A protein : Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri.

A chromosome : Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar. A kromozomu.

Aardwolf : Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür. Yeleli sırtlan. Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli.

Abramis zone : Akarsuların durgun akan bölgeleri. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Abramis zonu.

A cells : A hücresi. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. Alfa hücreleri.

 

Abo blood groups system : Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi. Abo kan grupları sistemi.

Abiotic environment : Cansız çevre. Abiyotik ortam. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi.

A site : A yeri. Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri.

Hydropyle synonyms : abductor muscle, hydrolyse, hydrolyze, aardvarks, abiotic factor, a cell, acacia, aardvark, abacus bodies.

Hydropyle zıt anlamlı kelimeler, Hydropyle kelime anlamı

Stay : Durmak. Kalma. Kalış. Önlemek. Geçiştirmek. Bastırmak. Beklemek. ...olarak kalmak. Geciktirmek. Sürdürüp tamamlamak.