Hypostatic türkçesi Hypostatic nedir

  • Hipostazisla ilgili olan. hipostazisis gösteren. hipostazisisin neden olduğu hipostazisa bağlı olan.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Bir karakterin ortaya çıkmasında farklı genler arasında baskılayıcı etkilerin olması durumu (genetik).
  • Hipostatik.
  • Epistatik.
  • Bir organda kan toplanmasıyla ilgili (tıp veya medikal terimi).
  • Tanrılık'ta bulunan üç kişiden herhangi birinin varlık veya kişiliği ile ilgili (dinbilim).
  • Kan toplaması sonucu.

Hypostatic ingilizcede ne demek, Hypostatic nerede nasıl kullanılır?

Hypostatic pneumonia : Kronik hasta veya yatalak hayvanların yanal pozisyonda uzun süre boylu boyunca yatmaları ve kanın akciğerlerde göllenmesinden kaynaklanan akciğer yangısı. Hipostatik akciğer yangısı.

Postmortem hypostatic congestion : Ölüm sonrası hipostatik konjesyon. Postmortem hipostatik konjesyon.

Hypostatically : Hipostatik olarak.

Hypostatize : Varlığını kabul etmek. Gerçeklik olarak kabul etmek. Varlığını tanımak.

Hypostat : Basırık.

Hyposthenuria : İdrarın özgül ağırlığının azalması. Hipostenüri.

Hypostome : Hipostom. Akarlarda pedipalplerin koksalarının yapışmasıyla oluşan ağız kısmı. kenelerde gnatostomanın arka kısmı.

Hypostate gene : Hipostat gen. Bir karakterin ifade edilmesinden sorumlu, farklı genler arasında çekinik olan gen.

 

Hypostasize : Varlığını kabul etmek. Gerçeklik olarak kabul etmek. Varlığını tanımak. Sağlam bir gerçeklik olarak sunmak (hypostasise olarak da yazılır). (amerikan ingilizcesi) varlığını kabul etmek.

Hypostyle : Kolonlarla desteklenmiş çatısı olan. Hipostil. Bir tavan veya çatıyı tutan pek çok kolonu olan. (mimarlık) hipostil.

İngilizce Hypostatic Türkçe anlamı, Hypostatic eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hypostatic ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abdomen : Böcek gövdesinin alt kısım. Sindirim organları, karaciğer ve böbreklerin içinde bulunduğu ve göğüs boşluğundan bir diyaframla ayrılan vücut boşluğu, abdomen. Batın. Abdomen. Karın (böcek gövdesinde). Karın. Karnın altı.

A c deformity : Arnold-chiari yapılış bozukluğu. A-c kusuru.

Abdominal pain : Göğüs ve leğen arası bölgede biçimlenen, klinik belirtileri hayvan türlerine göre değişebilen ağrı, abdominal ağrı. Abdominal ağrı. Karın ağrısı.

Styptic : Kanın akmasını durduran (madde). Stiptik madde. Stiptik. Kan kesici. Kanamayı durdurucu. Daraltıcı. Kanama durdurucu.

Abattoir : Hayvanların etleri için kesildikleri yerler, hlk. ekdi. Kesimevi. Mezbaha. Salhane.

Hypostatize : Gerçeklik olarak kabul etmek. Varlığını tanımak. Varlığını kabul etmek.

Abamectin : Abamektin. Streptomyces avermitilis adlı bakteriden fermentasyon sonucunda elde edilen ve sığırlarda sindirim kanalı yuvarlak solucanları, akciğer kurtları, bit ve kenelerle mücadelede kullanılan, parazitlerde gaba salınımını artırarak ölümlerine neden olan bir ilaç.

 

A c syndrom : A-c sendromu. Arnold-chiari yapılış bozukluğu.

Abdominal ovariectomy : Abdominal ovaryektomi. Laparotomi yoluyla gerçekleştirilen kısırlaştırma.

Abaxial : Abaksiyal. Eksenden uzakta bulunan (biyoloji terimi). Eksendışı. Eksen dışı. Eksenden uzak. Eksenden uzak, eksen dışı. Aks kemiği dışında.

Hypostatic synonyms : astringent, abdominal distention, abdominal palpation, a crochordon, a clay, abdominal fat necrosis, reify, a dna, a amplitude mod, a band.

Hypostatic zıt anlamlı kelimeler, Hypostatic kelime anlamı

Hydrokinetic : Hidrokinetik (sıvıların hareketi bilimi) ile ilgili. Hidrokinetik.

Hypostatic antonyms : nonastringent.

Hypostatic ingilizce tanımı, definition of Hypostatic

Hypostatic kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Hence, constitutive, or elementary. Relating to hypostasis, or substance.