İmtizaç nedir, İmtizaç ne demek

İmtizaç; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"İmtizaç" ile ilgili cümle

  • "Her şeyden evvel kendisinde tefekkürle hissin yüksek bir imtizacı fark ediliyordu." - A. H. Çelebi

İmtizaç kısaca anlamı, tanımı:

İmtizaç etmek : Bağdaşmak, uyuşmak.

İmtizaçsız : Uyumsuz.

Karış : Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ile serçe parmağın uçları arasındaki açıklık.

Tutma : Destekleme. Bazı takım oyunlarında ayakla veya vücutla karşı takım oyuncusunun hareketine engel olma, markaj. Yanaşma. Tutmak işi.

Uyum : Toplumsal çevreye veya bir duruma uyma, uyum sağlama, intibak, entegrasyon. Ortak özellikleri açısından sesler arasındaki uygunluk, harmoni. Bir cismin görüntüsünü tam ağ tabaka üzerine düşürebilmek için göz merceğinin dışbükeylik derecesini çoğaltıp azaltması olayı, mutabakat. Bir bütünün parçaları arasında bulunan uygunluk, ahenk.

Sağlama : Sağlamak işi. Bir problemin çözümü veya bir hesabın doğruluğunu denetlemek için yapılmış olan kontrol işlemi, mizan.

Uygunluk : Eşitlik. Bir elçinin bir ülkeye atanmasından önce o ülkeden istenen uygun görme yazısı, agreman. Uygun olma durumu, yakışık, mutabakat, mukarenet. Özne ile yüklemin veya bazı dillerde olduğu gibi sıfat ile adın, cins ve sayı bakımından birbirine uyması: Öğretmen geldi. Öğrenciler ödevlerini yapmışlar gibi.

 

Geçinme : Geçinmek işi.

Uyuşma : Uzlaşma. Uyuşmak (I) işi.

İyi : Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren. Doğru olan. Bol, çok, aşırı. İstenilen, beğenilen, yerinde, yararlı, uygun bir biçimde. İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı. Yerinde, uygun. Yeterli, yetecek miktarda olan. Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not. Esen, sağlıklı.

Kaynaşma : Kaynaşmak işi. Kalabalığın çok olduğu bir yerde kıpırdanma, hareketlilik. Huzursuzluk.

Diğer dillerde İmtizaç anlamı nedir?

Rusça'da İmtizaç : n. согласие (N), смешение (N), сочетание (N)