İnterferon nedir, İnterferon ne demek

İnterferon; biyoloji, Biyoloji, Veteriner alanlarında kullanılan bir sözcüktür. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isim olarak kullanılır.

  • Hücrelerin virüslere karşı oluşturdukları özel savunma maddesi

Biyoloji'deki anlamı:

Virüslere ya da nükleik asitlere karşı fibroblastlar tarafından oluşturulan interferon alfa (IFN alfa) ve interferon beta (IFN beta), lenfositler tarafından salgılanan interferon gama (IFN gama) gibi maddeler. IFN alfa ve IFN beta günümüzde kanser hücrelerinin büyümesine karşı ilaç olarak kullanılmaktadır.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Başta viral enfeksiyon olmak üzere ve diğer mikroorganizmalara cevap olarak konak hücreleri tarafından salınan, bağışıklığın düzenlenmesinde, özellikle tümör hücrelerine karşı koymada ve doğal öldürücü hücreleri aktive etmede etkinlikleri olan doğal glikoproteinler. İnterferon alfa; çeşitli akyuvarlardan salınır, antiviral ve tümör hücrelerine karşı etkinliği olan interferonlar, interferon beta (IFN beta); fibroblastlar, epitel hücreleri ve makrofajlardan salınır, virüslere karşı etkili interferonlar, gama (IFN gama); T-lenfositlerden salınır, bağışık cevabın düzenlenmesinde rol alır.

İnterferon tanımı, anlamı

İnter : Ara, arasında

Doğal öldürücü hücreler : Özellikle tümör hücrelerini tanıyan ve öldüren büyük granüllü bir çeşit lenfositler sınıfı.

 

Doğal öldürücü hücre : Yüzeyinde immünoglobülin ve T hücresi reseptörü taşımayan, mikropla enfekte hücreleri veya tümör hücrelerini doğrudan eritici mekanizmalarıyla veya salgıladığı IFN-γ ile öldüren, doğal bağışık yanıtta rol oynayan, büyük granüler lenfosit, NK hücresi. Mikropla enfekte hücreleri veya tümör hücrelerini doğrudan eritici mekanizmalarıyla veya salgıladığı interferon-y ile öldürerek işlev gören, yüzeyinde immünoglobulin ve T hücresi almacı taşımayan büyük granüler lenfosit, NK hücresi.

Öldürücü hücreler : Antikor varlığında yabancı hücreleri öldüren ve fagositoz yapmayan hücreler.

Nükleik asitler : Nükleotit denen ve pürin ya da pirimidin bazlarının biri, riboz ya da deoksiriboz şekerinden biri ve bir fosforik asitten oluşan birimlerin tekrarlanması ile meydana gelen ve çekirdekte ve sitoplâzmada bulunan asitler. DNA, RNA. Bütün canlı hücrelerde, özellikle hücre çekirdeğinin proteininde bulunan DNA ve RNA gibi asitler.

Mikroorganizma : Mikroskopla görülebilen organizma.

Glikoprotein : Proteinlerin karbohidratlarla birlikte oluşturdukları ve zarların yapısına giren bileşik protein. Karbonhidrat zinciri, plazma zarında (glikoforin vb.) dış yüzeye doğru, çekirdek zarlarında perinükleer aralığa, mitokondri zarlarında dış kompartımana doğru, salgı glikoproteinlerinde (mukus maddesi, hormon vb.) ise genellikle reaksiyona giren tarafa doğru bulunur. Glukoprotein. Proteinlerin karbonhidratlarla birlikte oluşturdukları ve zarların yapısına giren bileşik protein, glükoprotein. Proteinlerin karbonhidratlarla kovalent bağlarla birleşmesiyle oluşan zarların yapısına giren bileşik protein.

 

Nükleik asit : Bütün canlı hücrelerde özellikle hücre çekirdeğinin proteininde bulunan kompleks asit gruplarından her biri.

Lenfositler : Kanda ve lenfte bulunan, tek çekirdekli, küçük, renksiz, bağışıklık olaylarına giren bir kan hücresi tipi. B lenfositleri, T lenfositleri ve bu grupta sayılan doğal öldürücü hücreler (NK) oarak gruplandırılırlar. Ayrıca plazma zarlarındaki reseptörlere göre ve salgıladıkları sitokinlere göre de alt gruplara ayrılırlar. Lenf hücresi.

Kullanılmak : Kullanma işine konu olmak.

Enfeksiyon : Organizmada hastalığa yol açan mikrop, virüs, parazit vb. etkenlerin genel veya yerel gelişmesi, yayılması.

Kullanılma : Kullanılmak işi.

Düzenlenme : Düzenlenmek işi.

Fibroblast : Bağ dokusu hücresi. Kollajen ve retikülin ipliklerini, bağ dokunun temel maddesinin biçimsiz kısmını üreten, endoplazmik retikulumdan zengin, genellikle yassı, genç ve etkin bağ doku hücresi, bağ dokunun ana hücresi, desmosit. Osteoblastlara, kondroblastlara ve kollajenoblastlara dönüşebildikleri gibi, tam olarak geliştiklerinde ve daha az etkin hâle geldiklerinde fibrosit olarak adlandırılır. Kollajenoblast. Bir tip bağ dokusu gözesi. Bağ dokusunun temel hücresi.

Antiviral : Virüsün çoğalmasını engelleyen. Virüslere karşı etkili, virüsün etkisini kıranveya azaltan. Virüslerin üreme adımlarından bir veya bir kaçını engelleyerek virüs üremesini durduran veya baskılayan ajanlar.

Virüsler : Bir protein kılıf ve nükleik asit olarak tek ya da çift iplikli, düz ya da halkasal DNA ya da RNA'dan oluşan, influenza virüsü gibi bazı virüslerde nükleik asidi birkaç parçadan oluşabilen, bazılarında protein kılıfın dışında zardan oluşan düz ya da üzerinde çıkıntılar bulunan bir kılıfları olan, hastalık yapıcı, bakterilerden daha küçük, yaşamak için bir başka hücrenin içine girmek zorunda olan ve ancak elektron mikroskobunda görülebilen zorunlu parazitler. Nükleik asidi DNA ya da RNA oluşuna göre, morfolojilerine ve kılıf bulunup bulunmadığına göre gruplara ve alt gruplara ayrılırlar. Helikal virüsler, çok şekilli virüsler, kılıflı virüsler, kompleks virüsler, tek iplikli DNA virüsleri, çift iplikli DNA virüsleri, tek iplikli RNA virüsleri, tek iplikli ve kılıflı RNA virüsleri gibi.

Makrofaj : Kan dokusundaki monositlerden farklılaşarak oluşan, bağ dokusunda makrofaj, akciğerlerde alveolar makrofaj, merkezi sinir sisteminde mikroglia, kemik dokusunda osteoklâstlarla aynı olduğu düşünülen, zarında mannozil glikozu reseptörü ile mikroorganizmaların yakalanıp fagosite edilmesini sağlayan, ayrıca zarında gram negatif bakteriler için CD 14 reseptörü, immünoglobulin G antikoru reseptörleri, kompleman reseptörleri olan, faaliyete geçen makrofajlarda lökosit fonksiyon antijeni, doku uyuşurluk antijeni ve benzerleri reseptörleri olan, sabit (histiyosit) ve hareketli tipleri bulunan bağ dokusu hücresi. Kan dokusundaki monositlerden farklılaşarak oluşan, bağ dokusunda makrofaj, akciğerlerde alveolar makrofaj, merkezi sinir sisteminde mikroglia ve kemik dokusundaki osteoklastlarla aynı olduğu düşünülen, mikroorganizmaları fagosite edip yok eden bağ dokusu hücresi. Organizmanın hücresel savunmasında başlıca rolü üstlenen, yangı bölgesindeki bağ doku hücreleri ve monositlerin farklılaşmasıyla oluşan bir çeşit akyuvar, büyük fagositik hücre, mononükleer fagositler. Kornea ve kalp kapakları gibi damarsız dokuların yangısında, fagositoz yapan hücreler sadece makrofajlardır.

Lenfosit : Kanda, kemik iliğinde, lenfte bulunan, tek ve çok iri çekirdekli, küçük, renksiz bir kan hücresi.

Etkinlik : Etkin olma durumu, müessiriyet. Bir işletmenin, bir kurumun belli bir alandaki eylemi, faaliyet, aktivite. Bir canlının iç veya dış uyaranların etkisiyle giriştiği çalışma durumu. Fiilde bulunanın, etkin olanın niteliği. İnsanın çevresiyle arasındaki ilişkileri düzenleyen her türlü eylemi.

Öldürücü : Öldüren, ölüme sebep olan, ölüme yol açan. Bayıltıcı, bunaltıcı, sıkıcı, yorucu.

Diğer dillerde İnterferon anlamı nedir?

İngilizce'de İnterferon ne demek ? : interferon