İsik nedir, İsik ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Hiç durmadan gülen kimse: Bu kadar da gülünür mü, ammada isikmişin be.

Az, eksik.

Sıcaktan, terden yüzde meydana gelen küçük, kırmızı sivilceler.

Sıcağın etkisiyle sararmış buğday.

Kapı.

Çukur.

Teknik terim anlamı:

[Bakınız: esik].

İsik anlamı, tanımı

İsik yer : Çukur yer

Durmadan : Ara vermeden, kesintisiz, sürekli.

Kırmızı : Al, kızıl renk. Bu renkte olan.

Sivilce : İçinde irin bulunan küçük deri kabarcığı, en küçük çıban.

Meydan : Alan, saha. Fırsat, imkân ya da vakit. Bulunulan yer ve çevresi, ortalık. Mevlevi tekkelerinde ayin yapılmış olan yer. Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri.

Kırmız : Kırmız böceğinden çıkarılan parlak al boya, çiçek boyası.

Buğday : Buğdaygillerin örnek bitkisi (Triticum). Bu bitkinin başaktan ayrılıp öğütülmesiyle elde edilen tanesi.

Sıcak : Yakmayacak derecede ısısı olan, yakmayacak kadar ısı veren, soğuk karşıtı. Sıcak yer. Isısı yüksek olan, çok ısınmış. Havadaki yüksek ısı. Dostça olan, sevgi dolu. Hamam.

Çukur : Çevresine göre aşağı çökmüş olan yer. Mezar. Çene ve yanaktaki gamze.

Sivil : Askerî olmayan. Çıplak, çırılçıplak. Asker sınıfından olmayan (kimse). Özel bir biçimde olmayan, üniforma olmayan (giysi). Sivil polis. Üniforma veya özel giysi giymemiş olan (kimse). Resmî olmayan giysi.

 

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Buğda : Buğday. Eski türkçe buğday: bk. ayrıca kıriyh.

Kırmı : Kene.

Gülen : Mayıs ayı. Gülümseyen, güler yüzlü. Trabzon ilinde, Dernekpazarı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Kadar : Ölçüsünde, derecesinde. Miktarda, derecede. Gibi. Denli. Büyüklüğünde, genişliğinde. Süre belirten bir söz. Bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz. Dek.

Yüzde : Herhangi bir işte aracı olan kimseye, görevinin karşılığı olarak belli bir hesaba göre verilen ücret, yüzdelik. Herhangi bir sayı ile kullanıldığında yüze bölünen bir şeyin o kadarlık parçasını belirten bir söz.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Eksik : Bir bölümü olmayan, noksan, natamam. Mükemmel olmayan, kusurlu, muallel, sakat. Az. İhtiyaç duyulan şey.

Gelen : Gelme işini yapan (kimse ya da nesne). Bir ışık kaynağından çıkıp bir aynanın yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine düşen (ışın).

Durma : Durmak işi.

Diğer dillerde İshal solucanları anlamı nedir?

İngilizce'de İshal solucanları ne demek ? : scour worm