Joints türkçesi Joints nedir

  • Mafsal.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Eklem.
  • Esrarlı sigara.
  • Bağlantılar.
  • Eklemler.
  • İki parçanın birleşme ya da ayrılma bölgesi; kemikler arasındaki birleşme yerleri. kafatasındaki gibi hareketsiz, oynamaz eklemler (fibröz eklemler), boyun, göğüs ve bel omurlarındaki gibi yarı oynar eklemler ve bilek, dirsek, diz, alt çenedeki gibi oynar eklemlere (sinoviyal eklemler) rastlanır.
  • Ek yeri.
  • Esrar.
  • Birleşme yeri.
  • Ot.
  • Batakhane.

Joints ile ilgili cümleler

English: My joints ache.
Turkish: Benim eklemlerim ağrıyor.

English: My joints ache when it gets cold.
Turkish: Hava soğuk olduğunda eklemlerim ağrıyor.

English: Ali felt the stiffness in his joints as he stood up after sitting in the same position for a long time.
Turkish: Ali uzun süre aynı pozisyonda oturduktan sonra, ayağa kaldığında eklemlerinde tutukluk hissetti.

English: Traditional Japanese houses are held together with wooden joints.
Turkish: Geleneksel Japon evleri ahşap eklemeler ile birbirine tutturulur.

Joints ingilizcede ne demek, Joints nerede nasıl kullanılır?

Angular joints : Açısal eklemler.

Feather joints : Çoğunlukla yerinde oynamış kırık kesimlerin kenarlarında görülen ve bir kuş tüyünün kenar kılları biçiminde sıralanmış çok sık, ince makaslama çatlaklar. Kuş tüyüne benzer eklemler. Kılçıksı çatlaklar. Tüy eklemler.

 

Adjoints : Yardımcı. Her öğenin eş çarpanı ile değiştirildiği matrisin yeniden düzenlenmesi. Eklenmiş. Bitişik. Ek. Eklenik. Mücavir. Sınırdaş. Adjoint.

Conjoints : Karı koca. Karı koca (özellikle bir mülkiyetin ortak sahipleri). Eşler.

Disjoints : Ayrışık. Ek yerlerinden ayırmak. Yerinden çıkarmak. Dağıtmak. Eklem yerinden ayırmak. Birleştiği yerden ayırmak. Sökmek. Parçalamak. Ayırmak. Parçalarına ayırmak.

Joint and several : Müşterek ve müteselsil.

Joint bar : Bağlantı elemanı. Bağlantı çubuğu.

Joint adventure : Ortak girişimi. Müşterek teşebbüs. Ortaklık. Ortak girişim. Birden fazla işletme tarafından bir üretim için birlikte çalışılması.

Joint bank account : Müşterek banka hesabı. İki veya daha fazla sahip tarafından paylaşılan banka hesabı.

Joint box : Ek kutusu. Ekleme mufu.

İngilizce Joints Türkçe anlamı, Joints eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Joints ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Grassing : Çim. Ot yemek. Otlamak. Otlak. Çim kaplamak. Ele vermek. İhbar etmek. Çimlere yaymak. Otlatmak.

Blind spot : Gözün ağ tabakasının (retina) art duvarında görme sinirlerinin girdiği, çanak ve koni hücrelerinin bulunmadığı nokta. Kendi önyargısının insanı anlamaktan engellediği konu. Gözdeki kör çekit. Kör nokta (retinada). Kör nokta. Mariotte lekesi. Kör saha. Anlaşılmayan nokta.

Scarf : Şal. Geçirmek. Fular. Yuva. Eşarp. Boyunbağı. Geçme yeri. Kaşkol. Atkı. Başörtüsü.

Organize : Düzenini sağlamak. Tertip etmek. Örgütlemek. Organize etmek. Organize olmak. Düzen sağlamak. Teşkil etmek. Yerleştirmek. Tertiplemek.

 

Reefer : Soğuk hava vagonu. Deniz asteğmeni. Buzdolabı. Camadan düğümü. Buzdolabı (amerikan ingilizcesi). Camadancı. Kısa kruvaze ceket. Soğuk hava gemisi. Kruvaze kalın ceket.

Linkage : Bağlanma. Birlikte kalıtsal olabilecek benzer kromozomlar üzerinde birbirine yakın yerleşen genlerin rol oynadığı kalıtım şekli. Bağlanım. İletken sarımlarından oluşan kapalı bir akım çevriminde sarım sayısı ile mıknatısısal akı çarpımı. Bağlama. Bağlayış. Bağlantı. Bileşiklik. Mekanik tertibat.

Join : Buluşmak. İki şeyin birleştiği yer. Yapıştırmak. İltihak etmek. Sınırı ortak olmak. Birleşme çekidi. Birleşmek. Kaynamak. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Dagga : Sigara gibi içilen. Kenevir otu. Yumuşak sakinleştirici etkisi olan diğerlerine nazaran zehirli olmayan güney afrika bitkisi. Nontoksik bir güney afrika bitkisi.

Origin : Bir cismin ya da varlığın doğduğu ya da çıktığı yer. güneş dizgesinin kökeni büyük bir gaz bulutuydu. Bir şeyin dayandığı temel. Bir malın üretildiği yer. Köken. Bir malın üretildiği ya da yapıldığı, alındığı, getirildiği yer. Nereden. Konsayı eksenlerinin kesiştiği (0,0) noktası. Mahreç. Asıl. İlkyazı.

Unify : Birleştirmek. Bütünleştirmek. Tekbiçimli kılmak. Birlestirmek. Bütün haline getirmek. Aynı yapmak. Bütünlestirmek. Bir örnek yapmak.

Joints synonyms : geographical point, crinion, military position, pressure point, omphalus, celestial point, chokepoint, band oneself, rootage, trichion, mcburney's point, junctures, abramis zone, sign up, linkages, grasses, grass, cheeba, place, dodo, get together, gambling den, film splice, links, hilum, enigmas, a cell, fall in, cannabis, bellybutton, abacus bodies, enigma, dodos.

Joints zıt anlamlı kelimeler, Joints kelime anlamı

Divide : Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır. Kesmek. Ayrılmak. Bozuşmak. Taksim etmek. Sınıflandırmak. Ayırmak. Paylaşma, paylara ayırma. Araları açık olmak. Bölüştürmek.

Node : Yumru. Çizge. Düğüm noktası. Bir durur dalganın sıfır noktaları. Devre. Yaprağın ayrıldığı eklem yeri. nod. yürekte yürütücü dokuya ait atriyoventriküler ve sinüatriyal düğümler. 3.ranvier boğumu. Devre düğümü. Yaprakların gövde üzerinde bağlı oldukları yer. nodyum. Duran dalga profilinde. Düğüm.

Antinode : Karın. Dalga karnı. Durağan dalgaların en büyük genlikte kesimi.