Jus türkçesi Jus nedir

Jus ile ilgili cümleler

English: "Are Tom and Mary dating?" "No, they're just good friends."
Turkish: "Tom ve Mary çıkıyorlar mı?" " Hayır, sadece iyi arkadaşlar."

English: "Do you not like Tom?" "It's not that I don't like him, I just have trouble dealing with people like him."
Turkish: "Tom'u sevmiyor musun?" "Onu sevmiyorum değil, sadece onun gibi insanlarla ilgi kurmada sorunum var."

English: "Are you apathetic or just ignorant?" "I don't know and I don't care."
Turkish: "İlgisiz misin yoksa yalnızca cahil misin?" "Bilmiyorum ve umurumda değil."

English: "Do you want something to eat?" "Sorry, I just ate."
Turkish: "Yiyecek bir şey ister misin?" "Üzgünüm, az önce yedim."

English: "But you just come here in the summer!" Said Tony.
Turkish: "Fakat sadece Yazın buraya geliyorsun."dedi Tony.

Jus ingilizcede ne demek, Jus nerede nasıl kullanılır?

Jus civile : Medeni hukuk. Vatandaşlar hukuku.

Jus cogens : Amir hüküm. Üstün hukuk.

Jus gentium : Milletler hukuku.

Jus proprietatis : (latince) mülkiyet hakkı.

Contra jus belli : Contra jus belli.

Just a moment ago : Demincek. Demin.

Just a bunch of disks : Raıd standardına göre düzenlenmiş olmayan ve raıd sisteminin hız ya da veri güvenliğini sağlamayan birkaç bağımsız sabit diskler (bilgisayar). Jbod.

 

Just a second : Bir saniye.

Just a couple of words : İki çift laf.

Just : Sade. Tek kelimeyle. Zar zor. Sadece. Tastamam. Dürüst. Adil. Tam. Henüz. Gücü gücüne.

İngilizce Jus Türkçe anlamı, Jus eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Jus ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Franchise : Berat. Ayrıcalık. İmtiyaz (şirketin bayiye tanıdığı). Hükümetçe tanınan ayrıcalık veya bağışıklık. İmtiyaz. Oy hakkı. Üyelik. Dokunulmazlık. Melce.

Juristic : Hukuki. Hükmi şahıs. Yasal.

Jurisprudence : Mahkeme içtihatları. İçtihat. Kazai içtihat. İçtihat bilimi. Hukuk felsefesi. Hukuk sistemi. Hukuk bilimi. İlmi içtihat. Hukuk ilmi.

Equity : Hakkaniyet. Eşitlik. Tarafsızlık. Özkaynak. Dürüstlük. Konut alıcısının, konutunu, satın alabilmek için ödünç aldığı para dışında, kendi artırımından verdiği para. Öz kaynak. Net değer. Aktörler birliği (ingiliz ingilizcesi).

Droit : Yasal hak. Adalet.

Law : Olguların zorunlu, doğal gelişimlerini belirleyen temel içsel bağıntı; olgular ya da nesnelerin özellikleri arasındaki nedensel, zorunlu ve durağan (güvenilir) bağlantı. devlet gücünce yerleştirilmiş ve yaptırıma bağlanmış, insan etkinliklerini düzenleyen buyurucu davranış kuralları ve ölçüleri. Sakçı. Yasal çözüm. Bilimsel araştırmanın gözlem, varsayım ve deneyimden sonra kurulan basamağı olarak, doğa olaylarının zorunlu oluşum ve gelişimini belirleyici nedensel ilişkiyi açıklayan kural ve genelleştirmeler. Usul. Nizam. Kanun. Uzay, kimya, sosyoloji alanlarında kullanılır. Doğa olaylarının oluş nedenlerini ortaya koyan ve gelecekteki olayları önceden kestirme olanağı veren bağıntı; newton kanunu, kepler kanunları. Fen bilimlerinde kanun.

 

Lawing : Usul. Adalet. Fen bilimlerinde kanun. Nizam. Yasa. Kanun. Kaide. İlke. Dava.

Laws : Cezaevi görevlileri. Dava. Yasalar-tüzükler. Tüze. İlke. Kanun ve tüzükler. Yasa. Kanun. Mevzuat. Gerektiğinde yetkili kişilerce zor kullanılarak yürütülen toplumsal ilişkiler, bk. halk tüzesi.

Authority : Bir bireyin, bir görüşler dizgesinin ya da bir örgütün, kimi nitelikleri taşımaktan ya da kimi orunlarda bulunarak belli hizmetleri yerine getirmekten doğan ve genel olarak tanınan etkisi. Hüküm. Yetke. Şahadet. Bilirkişi. Nüfuz. Yetki belgesi. Bilgisayar, hukuk, sosyoloji alanlarında kullanılır. İtibar. Uzman.

Engraving : Oymacılık. Gravür. İşleme. Hakkaklık. Hakkak işi. Gravür sanatı. Kalemle işleme. Oyma. Klişe.

Jus synonyms : franchises, but, due, competence, competences, erasing, simply, rights, friendship, exactly, bote, lawings, condign, the legal system, juristical, only, merely, droits, engravings, dibs, legal, claim, precisely, legals.

Jus zıt anlamlı kelimeler, Jus kelime anlamı

Dishonorable : Namussuz. Rezil. Yüz kızartıcı. Şerefsiz. Şerifsiz. Alçak. Haysiyetsiz. Güvenilmez. Onursuz. Dürüst olmayan.

Unjust : Hakkaniyetsiz. Adaletsiz. Yersiz. İnsafsız. Haksız. Vicdansız.

Wrong : Kanuna aykırı fiil. Yanlış. Kötü. Zulmetmek. Günah. Ahlakdışı. Suç. Kemlik. Haksızlık etmek. Gadretmek.

Jus antonyms : unfair, unrighteous.