Juxtapositions türkçesi Juxtapositions nedir

  • Bitişik olma.
  • Yanyana bulunma.
  • Birbirine yakın bulunma.
  • Birbirine yakın koyma.
  • Yanyana koyma.
  • Yanyana bulundurulma.
  • Yan yana koyma.
  • Karşıtlık yaratma amacıyla bir araya getirme.
  • Birbirine yakın bulundurma.
  • Dizme.

Juxtapositions ingilizcede ne demek, Juxtapositions nerede nasıl kullanılır?

Be in juxtaposition : Yanyana bulunmak. Birbirine yakın bulunmak.

Juxtaposition : Yan yana koyma. Dizme. Birbirine yakın bulunma. Birbirine yakın bulundurma. Yanyana bulunma. Yanyana koyma. Birbirine yakın koyma. Yanyana bulundurulma. Karşıtlık yaratma amacıyla bir araya getirme. Aralarında kimyasal bir kaynaşma olmaksızın, bilinen öğelerin yanyana konulması (bu durumda belge verilmez, çünkü bir bulgu söz konusu değildir).

Juxtapositional assimilation : Kelimede iç seste yanyana duran iki ünsüzden birinin kendisine yakın boğumlanma niteliği taşıyan öteki tarafından büsbütün ya da kımen benzeştirilmesi olayı: penbe > pembe, anbar > ambar, künbet> kümbet, kanbur > kambur, inbik > imbik, yalnız > yannız, eczacı > ezzacı, bunlar > bunnar, karanlık > garannıv, gitdi > gitti, saçdı > saçtı, seçgin > seçkin, zenginlik > zenginnik, yatsı > yassı, olmazsa > olmassa, mehmet > memmet, iğne > inne vb. Yakın benzeşme. Yakın benzeşim.

İngilizce Juxtapositions Türkçe anlamı, Juxtapositions eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Juxtapositions ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Coordinating : Düzenleme. Düzenleyen. Bağdaştırıcı. Düzenleyici. Sıralama.

Juxtaposing : Sıralamak. Yan yana koymak. Sıralama. Dizmek.

Placement : Plasman. Koyma. Atama. Ismarlama. Bankanın kredi vermesi. Paranın gelir getirici bir alacağa, taşınır ya da taşınmaz değerlere bağlanması. bk. mali yatırım. Yatırma (para). Sıralama. Para yatırma. Getirim.

Typesetting : Dizgi. Harf dizgi işlemi. Dizgicilik. Damga dizme. Dizim. Yazdırılacak şekilde ayarlama işlemi. Teksin yazdırılmak için düzenlenmesi.

Locating : Yerini saptamak. Yerleştirme. Yerleşmek. Bulma. Yerleştirmek. Oturmak.

Adjacency : Yakınlık. Yanyanalık. Civar. Bitişiklik. Komşuluk.

Tessellation : Mozaik. Mozaik döşeme. Mozaik işi.

Emplacement : Yerleştirme. Mevzi. Tabya. Batolit gibi bir sokulucu kütlenin, yerkabuğundaki kayaçları iterek ya da eriterek onların yerini alması. Magma yerleşmesi. Dipsiz kayacın, taşyuvardaki yerli kayaçları iterek ya da eriterek onların yerini alması. Top platformu. Konuşlandırma. Yere koyma.

Adjoining : Yan. Bitişik. Yan yana. Bitişikteki. Yandaki. Birleştirme. Bitiştiren.

Place : Statü. Anımsamak. Basamak. Ev. Mahal. Koymak. Mevki. Makam. Yer. İş.

Juxtapositions synonyms : appositions, juxtaposition, conterminousness, marshalling, apposition, arranging, location, collocation, position, arrayal, setting, arrayals, settings, marshaling, positioning.