Placement türkçesi Placement nedir

  • Plasman.
  • Para yatırma.
  • Ismarlama.
  • Sipariş verme.
  • Getirim.
  • Bankanın kredi vermesi.
  • Yerine koyma.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Yerleştirme.
  • Paranın gelir getirici bir alacağa, taşınır ya da taşınmaz değerlere bağlanması. bk. mali yatırım.
  • Yatırım.
  • Koyma.
  • Atama.
  • Sıralama.
  • Yatırma (para).

Placement ile ilgili cümleler

English: Your replacement has already been picked.
Turkish: Senin yerine alınacak kimse zaten seçildi.

English: Are you already thinking of a replacement for Ali?
Turkish: Ali için zaten bir yer değiştirme düşünüyor musunuz?

Placement ingilizcede ne demek, Placement nerede nasıl kullanılır?

Placement policy : Yerleştirme ilkesi.

Placement service : Yerleştirme bölümü. Üniversite, akademi ve yüksek okullara giriş koşulları, açık işler, burs yarışmaları gibi konularda bilgi toplayıp bunları öğrencilere duyuran, istedikleri yüksek okul ve işlere girmelerinde onlara yol gösteren okul kılavuzluk bölümü.

Private placement : Tahsisli satış. Özel plasman. Bir şirket tarafından çıkarılan tahvil veya hisse senetlerinin halka değil, doğrudan kurumsal yatırımcılara veya yatırım şirketlerine satılması. Özel yerleştirim.

Placements : Koyma. Yerine koyma. Ismarlama. Sipariş verme. Para yatırma. Atama. Bankanın kredi vermesi. Yatırma (para). Yatırım. Sıralama.

 

Official placements : Devlet yatırımları. Genel ve katma bütçeli kuruluşlara ve yöresel yönetimlere, yasa ile kurulmuş döner anamallı kurumlar, yargı yerlerine yürütme ve. batkı örgütlerine ve yasa ile kurulmuş sosyal güvence kurumlarına ilişkin yatırımlar.

Angular displacement : Açısal dönüm. Açısal yerdeğiştirme. Açısal yer değiştirme.

Diplacement : Deplasman. Yer değiştirme, yerinden oynama, yerinden çıkarılma.

Displacement : Kaydırım (fizik terimi). Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Denge konumu yöresinde salınan bir nesnenin, her an denge konumuna olan uzaklığı. Yerinden çıkarma. Dıştan bir kıvıl ya da mıknatıs alan uygulandığında, ortamın içinde oluşan alan. bir taneciğin, bir dizgenin yerini biraz değiştirme. Deplasman (gemi). Yerini alma. Kaydırım. Bir özdeğin, konumunu belirleyen sayıların değişimi ile yeni bir konuma geçişi. İşten çıkarma.

Displacement effect : Reel kamu harcamalarının reel gayrisafi yurtiçi hasıla içindeki payında, savaş ve doğal afetlerin yaşandığı olağanüstü dönemlerde meydana gelen ve olağanüstü dönemin sona ermesine karşın kalıcı hale gelen artışların nedenlerini, halkın olağanüstü dönemlerde normal zamanlara göre vergiye katlanma düzeyinin artmasına bağlı olarak bir defalık vergilerin kalıcı hale gelmesiyle açıklayan sav. Peacock-wiseman savı. Yer değiştirme etkisi. Çalışanların asli işlerinden ayrılıp otel işi gibi turizmle ilişkili işlere geçmeleri.

 

Automatic replacements : Otomatik değiştirmeler.

İngilizce Placement Türkçe anlamı, Placement eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Placement ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Bespoke : Ismarlama yapılmış. Siparişle yapılmış. Ismarlama çalışan. Ismarlama iş yapan.

Gradation : Aşama. Dizillenme. Merhale. Geçiş. Sınıflandırma. Boylanma. Kerteleme. Dereceleme. Derece derece çıkma. Bir oyunun duygu, akımında yükselme, artma.

Tandem : İki kişilik bisiklet. Çift öğeli. İkili. Birbiri ardına. Birbiri ardına koşulu olarak (atlar). Atların birbiri ardına koşulduğu araba. Ardışık. Ardarda dizilmiş. Art arda dizili. Birbiri arkasına dizilmiş.

Designations : Ad. Tahsis. Gösterilme. İsim. Atanma. Tayin. Gösterme.

Substitution : Adam değiştirme. Yerini alan şey. Bir birleşikteki bir ya da daha çok hidrojen öğeciği yerine başka öğecikler geçmesi. kimi buzsullarda olağan örgü öğeciği yerine bir katışkının girmesi. Vekil tayin etme. Substitüsyon. Alıcının çevirim sırasında durdurulması, alıcı önündeki varlık ya da nesnelerin değiştirilmesi, sonra çevirime yeniden başlanması yoluyla bir çekimde yer alan varlık ya da nesnelerin birdenbire değişmiş, birinin yerini bir başkasının almış görünmesini sağlayan sinema hilesi. (ilk varlık ya da nesnenin yerine başka bir varlık ya da nesne geçirilmemişse, bu durumda ilk varlık ya da nesne birdenbire ortadan yok olmuş sonucu sağlanır). Yerdeşim. Değiştirim. İkame.

Placing : Yatırmak (para). Uçantop oyununda top kendinde olan tarafın, karşı oyuncuların boş bıraktığı ve yetişemeyeceği yere topu yavaşça indirip sayı alması. Tahsisli satış. Koymak. Yerleştirmek. Avlama. Oturtmak. Vermek (sipariş).

Emplacement : Konuşlandırma. Magma yerleşmesi. Mevzilenme. Tabya. Top platformu. Dipsiz kayacın, taşyuvardaki yerli kayaçları iterek ya da eriterek onların yerini alması. Batolit gibi bir sokulucu kütlenin, yerkabuğundaki kayaçları iterek ya da eriterek onların yerini alması. Platform. Mevzi.

Fallback : Sıkıştığında dönülecek veya gidilecek yer. Gerileme olayı. Acil bir durumda cpu'yu destekleyen ve kaybolan verileri kurtaran sistem (bilgisayar). Geri çekilme olayı. Değişen şey. Alternatif. Geri çekilme. Dönüşen şey. Kredi pozisyonunu azaltma.

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Placement synonyms : columniation, spatial relation, spatial arrangement, a group shares, alinement, alignment, placings, collocation, hedge, assigning, capital goods, real investment, sending out, investments, position, a pass through certificate, creation, ability to pay approach, made to measure, bestowal, alignments, exposal, creations, substituting, docking, ordering, formation, replacement, lodgment, a shift in demand, investment, customized, grading.

Placement zıt anlamlı kelimeler, Placement kelime anlamı

Inactivity : Tesirsizlik. Avarelik. Üşengeçlik. Etkisizlik. Tembellik. Hareketsizlik. Durgunluk.