Küçük sakarca nedir, Küçük sakarca ne demek

Küçük sakarca; bir hayvan bilimi terimidir.

Biyoloji'deki anlamı:

Kuşlar (Aves) sınıfının, kazlar (Anseriformes) takımın, ördekgiller (Anatidae) familyasından, İskandinavya ve Rusya'nın kuzeyinde kuluçkaya yatan, Doğu Avrupa, Balkanlar, Baltık Denizi'nin güney sahilleri, Hazar Denizi'nin güneyinde, İran, Mısır, Türkistan, Hindistan ve Çin'de, Türkiye'nin Ege sahilleri ile Trakya'da kışlayan, bataklık, göl ve sulak çayırlar bulunan ya da orta yükseklikteki alanlarda yaşayan bir kuş türü. Ak alınlı küçük kaz, cüce kaz.

İngilizce'de Küçük sakarca ne demek? Küçük sakarca ingilizcesi nedir?:

lesser white-fronted goose

Küçük sakarca hakkında bilgiler

Küçük sakarca (Anser erythropus), ördekgiller (Anatidae) familyasına ait, sakarcanın yakın akrabası olan bir kaz türü.

Asya'nın en kuzey kesimlerinde yerleşim gösterse de az da olsa Avrupa'da da görülür.

Küçük sakarca kışları Avrupa'nın güney kesimlerine iner, çok nadir olarak İngiltere'de görülür. İngiltere'deki sürekli bulundukları tek yer, WWT Slimbridge, Gloucestershire'dir.

Vücut büyüklüğü 53-66cm.’dir. Kış konuğudur. Küçük sakarcanın gagası pembe ve ayakları turuncu renktedir. Gagası ve boynu sakarcadan daha kısadır ve gaga dibindeki beyaz bölge alnına kadar uzamaktadır (sakarcada bu beyazlık sadece gaga dibinde gözlenmektedir). Küçük sakarcanın göz çevresi halkası sarıdır.

 

Küçük sakarca kısaca anlamı, tanımı:

Sakar : Bazı hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan beyaz leke, küçük akıtma. Sık sık küçük, önemsiz kazalar yapan (kimse).

Küçük : Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Niteliği aşağı olan, bayağı. Yaşı daha az olan. Küçük abdest. Değersiz, önemsiz. Geri aşamada. Niceliği az olan. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Kısık, parlak olmayan (ses).

Cins : Soy, kök, asıl. Tür, çeşit. Garip, tuhaf. Pek çok ortak özellikleri bulunan türler topluluğu. Diğerlerine göre üstün nitelikleri olan.

Ördek : Perde ayaklılardan, evcil ve yabani türleri bulunan su kuşu, badi, badik (Anas). Hile ile para sızdırılacak kimse, enayi. Yataktan kalkamayacak durumdaki erkek hastaların içine idrarlarını yaptıkları kap, lazımlık, oturak. Otobüs ve minibüs sürücülerinin yollardan aldıkları biletsiz yolcular için kullandıkları bir söz.

Familya : Aile. Birçok ortak özelliği sebebiyle bir araya getirilen cinslerin topluluğu, fasile. Karı, eş.

Yakın : Benzeyen, andıran, yaklaşan. Uzak olmadan. Uzak olmayan yer. Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba. Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan. Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan. Aralarında sıkı ilgi bulunan. Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı.

Akraba : Oluşma yönünden aynı kaynağa dayanan şeyler. Kan bağıyla birbirine bağlı olan kimseler. Biri, diğerinin doğurduğu sonuç veya olgular.

 

Asya : Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri.

Kuzey : Yıldız. Sağını doğuya, solunu batıya veren kimsenin tam karşısına düşen yön, dört ana yönden biri, şimal, güney karşıtı. Bulunduğu noktaya göre kuzeyde kalan yer.

Sakarca : Sakar gibi, sakara benzer bir biçimde.

Bir : Bir kez. Ancak, yalnız. Beraber. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Aynı, benzer. Sadece. Sayıların ilki. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bu sayı kadar olan. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Tek. Eş, aynı, bir boyda.

Tür : Bir sonuca ulaşıncaya kadar yapılmış olan iş. Başladığı noktada biten, bir veya daha fazla yere önceden belirlenmiş bir programa göre yapılmış olan seyahat. Dolaşma.

Kuş : Yumurtlayan omurgalılardan, akciğerli, sıcakkanlı, vücudu tüylerle örtülü, gagalı, iki ayaklı, iki kanatlı uçucu hayvanların ortak adı. Acemi er.