Künkürlemek nedir, Künkürlemek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Uyuklamak, uyuklarken düşecek gibi olmak.

Yaşı ilerlemek, elden ayaktan düşmek, gözleri görmez olmak.

Pişman olmak.

[Bakınız: küngüldemek].

[Bakınız: künküllemek].

Yaşlı kimse güçsüz, uykuda gezer gibi olmak.

Künkürlemek tanımı, anlamı

Künkür : Pislik, gübre

Künk : Pişmiş toprak veya betondan yapılmış kalın su borusu, büz.

Elden ayaktan düşmek : El, ayak tutmaz olmak, ihtiyarlayıp düşkün hale gelmek.

Küngüldemek : Uyuklamak, uyuklarken düşecek gibi olmak: Küngüldeyip durma, haydi git yat. Yaşlı kimse güçsüz, uykuda gezer gibi olmak.

Künküllemek : Uyuklamak, uyuklarken düşecek gibi olmak. Yaşı ilerlemek, elden ayaktan düşmek, gözleri görmez olmak. Yaşlı kimse güçsüz, uykuda gezer gibi olmak.

İlerlemek : Bulunduğu yerden daha ileriye gitmek, yol almak. Daha güçlü, daha etkili duruma gelmek. Daha iyi, daha yüksek bir düzeye, aşamaya erişmek, gelişmek, terfi etmek, terakki etmek. Vakit geçmek.

Uyuklamak : Oturduğu yerde hafif uykuya dalmak, ımızganmak.

Uyuklama : Uyuklamak işi.

İlerleme : İlerlemek işi.

Düşecek : Kütahya ilinde, Örencik nahiyesine bağlı bir yer.

Gözler : Denizli kenti, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Şanlıurfa şehri, Demirci bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Pişman : Yaptığı bir işin veya davranışın olumsuz sonucunu görerek üzülen, nadim.

 

Görmez : Görme engelli.

Düşmek : Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek. Fırsat çıkmak. Bazı deyimlerde "yürümek, birlikte gelmek" anlamlarında kullanılan bir fiil. Aşırı ilgi ya da sevgi göstermek. Vurmak, değmek, rastlamak. Bulunmak. Hızı, gücü, değeri azalmak. Yakışmak, uygun gelmek. Düşkünleşmek. Kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak. Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak. Uğramak, kapılmak. Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak. Yere devrilmek, yere serilmek. Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak. Eksilmek. Olmak, olumsuz bir duruma girmek. Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek. Telefon, sanal ağ vb. alanlarda bağlantı kurmak. Alışmak, müptela olmak. Belirli zamana rastlamak. Bayağılaşmak. Isı, basınç, ateş vb. eksilmek, azalmak. Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak. İşbaşından uzaklaşmak. Yakışık almak. Vakti gelmeden ölü doğmak. Kötü yola girmek. Ödevi veya yetkisi içinde bulunmak. Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak. Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak. Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek. Yağmak.

Ayakta : Ayağa kalkmış durumda. Telaşlı, heyecanlı bir biçimde.

Güçsüz : Gücü olmayan, âciz.

Künkül : Kuşların tepelerindeki sorguç.

Küngül : Elden ayaktan düşmüş, çok ihtiyar.

Yaşlı : Yaşı ilerlemiş, kocamış, ihtiyar kimse. Uzun yılları geride bırakmış. Yaşla dolmuş (göz). Yaşlanmış olan.

Gezer : Cin, peri, ölü ruhu ve benzerleri hayali şeyler. Geceleri kötü niyetle dolaşan kişi. Havuç. Dolaşan, gezen, gezici.

Diğer dillerde Kündekari anlamı nedir?

İngilizce'de Kündekari ne demek ? : joining