Kırkırca nedir, Kırkırca ne demek

Kırkırca; Yerleşim Merkezi olarak kullanılan bir kelimedir.

Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:

Ankara şehrinde, Çeltikçi nahiyesine bağlı bir yer.

Kırkırca anlamı, tanımı

Kırkır : Boğazı dar, uzun sürahiye benzeyen kulpsuz testi. Kurbağa. Yaban ördeği. Serçe. Tav, zaman : Hamurun kırkırı geçmiş. Sözü kırkırında söylemeli. Dedikodu, geçimsizlik : Eve kırkır girdi mi o evden hayır gelmez. Geveze, çok konuşan kadın. Hamurun mayalanması (Erzincan Merkez)

Kırk : Otuz dokuzdan sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 40 ve XL rakamlarının adı. Dört kere on, otuz dokuzdan bir artık.

Kırkı : Kırkma işi. Davarların yün veya kıllarını kırkmaya yarayan makasa benzer araç.

Çeltikçi : Çeltik yetiştiricisi. Burdur iline bağlı ilçelerden biri.

Nahiye : Bucak. Bölge.

Çeltik : Kabuğu ayıklanmamış pirinç. Konya iline bağlı ilçelerden biri.

Ankara : Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri, Türkiye'nin başkenti.

Çelti : Derelerde balık avlamak için çubuklardan örülmüş bir tarafı açık, diğer tarafı kapalı bir çeşit tuzak: Derede bu akşam çeltiyi kurdum. Kuş yakalamak için kullanılan ökse: Dada dada çeltiya çiviki düşti. Meyve kurutulacak sergi.

Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.

 

Çelt : Üzerinde meyve kurutulan çalıdan örülmüş büyük sele: Yeni dokuttuğum çelti gördün mü?.

Anka : Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuş, Simurg, Zümrüdüanka.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Yer : Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Yerküre. Gezinilen, ayakla basılan taban. Önem. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Görev, makam. Durum, konum, vaziyet. Ülke. Durum, konum. İz. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal.

Diğer dillerde Kırkbeş derecelik doğru anlamı nedir?

İngilizce'de Kırkbeş derecelik doğru ne demek ? : forty-five degree line, 45° line, 45-degree line