Kalıplaşma nedir, Kalıplaşma ne demek

Kalıplaşma; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isim olarak kullanılır.

  • Kalıplaşmak işi

Teknik terim anlamı:

Herhangi bir kelimeye eklenen çekim veya yapım ekinin bilinen belirli görevi ile değil de eklendiği kelime ile beklendiğinden ayrı yeni bir anlam meydana getirecek şekilde birleşip kaynaşması olayı: gözde "sevgili", yüzde (%), öte, dolayı, ötürü, ileri, dışarı, yeniden, Kum. Köpten "çok önce"; yayan, için için, nereye, giysi, öğün "bir defalık yiyecek", birisi, böylesine, gibi, nicesi? "nasıl?" ve benzerleri Aynı durum iki ya da daha çok kelimenin anlam kaymasına uğrayarak ilk anlamlarından farklı bir biçimde kaynaşıp kalıplaşması için de söz konusudur. Birleşik kelimelerin bir kısmı ve deyimler böyle bir kalıplaşmanın ürünüdür: Akbaba, kaptıkaçtı, şıpsevdi, dolmuş, dolma, dondurma, göze girmek, gözden düşmek, başgöz etmek, dibine darı ekmek, dil dökmek. vb.

Kalıplaşma anlamı, tanımı

Kalı : Halı

Kalıp : Bir şeye biçim vermeye veya eski biçimini korumaya yarayan araç. Gösterişli görünüş. Biçim, durum. Biçki modeli, patron. Yenilikten uzak, özgün olmayan. Genellikle küp biçiminde yapılan.

Kalıplaşmak : Belli bir biçim almak, klişeleşmek. Görevini yitirmek. Durumunu sürdürmek, belli bir durumun dışına çıkmamak.

 

Birleşik kelime : Yeni bir kavramı karşılamak üzere belirtisiz isim tamlamalarından, sıfat tamlamalarından, isnat gruplarından, birleşik fiillerden, ikilemelerden, kısaltma gruplarından veya kalıplaşmış çekimli fiillerden oluşan kelimeler: yer çekimi, hanımeli, ses bilgisi; beyaz peynir, açıkgöz, toplu iğne; eli açık, sırtı pek; söz etmek, zikretmek, hasta olmak, gelebilmek, yazadurmak, alıvermek; çoluk çocuk, çıtçıt, altüst; başüstüne, günaydın; sağ ol, ateşkes, külbastı gibi.

Anlam kayması : Yeni bir anlam vermek üzere kelimelerin gerçek anlamlarından kayarak kalıplaşmaları.

Başgöz etmek : Gemi azıya almak: Herhangi bir tehlikeden sakınarak bir işi alelacele yapıp bitirmek: Bu sene yağmur erken yağmaya başladı, harmanları bir başta gözde etseydik. Evermek.

Bir defalık : Bir kerelik.

Söz konusu : Sözü edilen, üzerinde konuşulan, bahis konusu, bahis mevzusu, mevzubahis.

Kaptıkaçtı : Yolcu taşımakta kullanılan motorlu küçük taşıt. İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir oyun türü. Kapıp kaçarak yapılmış olan hırsızlık.

Yapım eki : Kelime kök veya gövdesine getirilerek kelimenin yeni bir anlam kazanmasını sağlayan ek: -lik (göz-lük); -ci (ev-ci); -li (ev-li); -inç (sev-inç); -gi (sev-gi); -daş (vatan-daş) gibi.

Böylesine : Bu tarzda, bu biçimde.

İçin için : İçinden, açığa vuramayarak, gizli gizli. Yavaş yavaş.

Birleşik : Bir araya gelmiş, birleşmiş olan, müttehit.

Dondurma : Dondurmak işi. Şekerli sütün veya meyve sularının dondurulmasıyla hazırlanan soğuk yiyecek.

Kaynaşma : Kaynaşmak işi. Kalabalığın çok olduğu bir yerde kıpırdanma, hareketlilik. Huzursuzluk.

Şıpsevdi : Görür görmez seven, âşık olan kimse.

Bir defa : İlk önce, hele. Bir kere.

Yeniden : Gene, yine, bir daha, tekrar.

Böylesi : Bunun gibisi, bu biçimde olanı. Buna benzer, bunun gibi.

Diğer dillerde Kalıplanmış örnek anlamı nedir?

İngilizce'de Kalıplanmış örnek ne demek ? : mounted specimen