Kalıplaşmak nedir, Kalıplaşmak ne demek

"Kalıplaşmak" ile ilgili cümle

  • ""Birisi, kimisi" kelimelerindeki -i iyelik eki kalıplaşmıştır."

Kalıplaşmak anlamı, kısaca tanımı:

Basmakalıplaşmak : Basmakalıp durumuna gelmek.

Kalıp : Bir şeye biçim vermeye veya eski biçimini korumaya yarayan araç. Genellikle küp biçiminde yapılan. Biçim, durum. Biçki modeli, patron. Yenilikten uzak, özgün olmayan. Gösterişli görünüş.

Biçim : Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Biçme işi. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.

Klişeleşmek : Klişe durumuna gelmek, kalıplaşmak.

Görev : Bir organ veya hücrenin yaptığı iş. Resmî iş, vazife. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı iş, misyon. İşlev. Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş. Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş. Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi.

 

Yitirmek : Bazı nitelik veya özelliklerin yok olması durumuna uğramak, kaybetmek. Ne olduğunu, nerede bulunduğunu bilememek, kaybetmek. Yanlış yola girmek, kaybolmak. Yakın birini ölüm sonucu kaybetmek.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır.

Sürdürmek : Sürme işini yaptırmak. Bir durumun, bir şeyin sürmesini, olmasını sağlamak. Devam ettirmek.

Çıkma : Desteklemek amacıyla verilen para. Çıkmak işi. Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, çıkıntı, derkenar. Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon. Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak. Çıkmış. Eski, kullanılmış.

Belli : Belirli, muayyen. Beli olan. Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr. Bilinmedik bir yanı olmayan, malum.

Bir : Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bu sayı kadar olan. Beraber. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Sadece. Sayıların ilki. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Aynı, benzer. Ancak, yalnız. Eş, aynı, bir boyda. Bir kez.

Almak : Ele geçirmek, fethetmek. Temizlemek. Örtmek, koymak. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. Çalmak. Kabul etmek. Erkek, kadınla evlenmek. Birlikte götürmek. Soldurmak. İçecek veya sigara içmek. Kazanç sağlamak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Kısaltmak, eksiltmek. Göreve, işe başlatmak. Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Sürükleyip götürmek. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. İçeri girmesini sağlamak. Yol gitmek, mesafe katetmek. Yolmak, koparmak. Tat veya koku duymak. İçine sığmak. Görevden, işten çekmek. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Kazanmak, elde etmek. Satın almak. Yer değiştirmek. Bürümek, sarmak, kaplamak. Başlamak. İçeri sızmak, içine çekmek. Gidermek, yok etmek. Yutmak, kullanmak.

 

Diğer dillerde Kalıplaşmak anlamı nedir?

İngilizce'de Kalıplaşmak ne demek? : v. cake