Kapılmak nedir, Kapılmak ne demek

  • Kapma işine konu olmak.
  • Birine güvenip boş bulunarak aldanmak.
  • Bir kimseye tutulmak, bağlanmak, aşırı sevgi duymak
  • Sürüklenmek.
  • Bir şeyin veya kimsenin güçlü etkisinde kalmak.

"Kapılmak" ile ilgili cümleler

  • "Kızın güzelliğine kapılarak evlenme teklif etti."
  • "Bu iki şiiri övenler onların kalıbından gelen ucuz bir güzelliğe kapılırlar." - S. Birsel
  • "Ben onun sözlerine kapıldım."

Diğer sözlük anlamları:

Müncezip olmak, kendini kaptırmak

Kapılmak kısaca anlamı, tanımı:

Kapılma : Kapılmak işi.

Kapı : Sadece bir konuda yoğunlaşmış bilgilerin yer aldığı Genel Ağ sayfası, portal. Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat. Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı. Gidere yol açan gereksinim. Osmanlı Devleti'nde resmî görev yeri. Ev gezmesi için gidilen yer. Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer. Devlet dairesi. Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân.

Akıntıya kapılmak : Bir akıntının etki alanına girmek, akıntı ile birlikte sürüklenmek. etki altında kalarak bir topluluğun davranışına katılmak.

Büyüsüne kapılmak : Bir şeyin, bir kimsenin çekiciliğinden kurtulamamak.

Cereyana kapılmak : Elektrik akımıyla çarpılmak. bir eğilim, bir görüş hareketi içinde yer almak. suyun akışı içinde kalıp sürüklenmek.

 

Dehşete kapılmak : Çok korkmak.

Girdabına kapılmak : Bir şeyin etkisinde kalmak, o şeyin çekiciliğinden kurtulamamak.

Gurura kapılmak : Büyüklenmek, gururlanmak.

Hayale kapılmak : Hayallerin etkisi altında kalmak.

Heyecana kapılmak : Aşırı derecede heyecan, coşku duymak.

Hiddete kapılmak : Öfkelenmek, kızmak.

Hissine kapılmak : Duygusal davranmak.

Hüzne kapılmak : Hüzünlenmek.

İnfiale kapılmak : Kızgınlık, öfke duymak.

Komplekse kapılmak : Aşağılık duygusu hissetmek.

Korkuya kapılmak : Korku düşmek.

Kuruntuya kapılmak : Boş yere tasalanmak.

Öfkeye kapılmak : Çok sinirlenmek, kızmak, hiddetlenmek.

Paniğe kapılmak : Çok korkmak. ne yapacağını bilememek.

Sanısına kapılmak : Sanmak, zannetmek.

Sele kapılmak : Selle sürüklenip gitmek.

Şüpheye kapılmak : Şüphe duymak.

Tutkuya kapılmak : Aşırı istek ve eğilim içinde olmak.

Ümide kapılmak : Umuda kapılmak.

Umuda kapılmak : Olacağını düşünmek, hayal etmek.

Vehme kapılmak : Yersiz korkuya, yanlış düşünceye kapılmak.

Yeise kapılmak : Çok üzülmek.

Zaafa kapılmak : Direnme gücü gösterememek.

Zehaba kapılmak : Kuruntuya düşmek, vesveselenmek.

Kapma : Kapmak işi. Hile ile elde edilen.

Sürüklenmek : Bir iş, sonuçlanıncaya kadar boş yere gecikmelere uğramak. Sürükleme işi yapılmak veya sürükleme işine konu olmak. Tekne, akıntı ve rüzgârın etkisiyle gelişigüzel hareket etmek, ilerlemek veya yol almak. Kendi kendini sürüklemek.

Güven : Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, itimat. Yüreklilik, cesaret.

 

Aldanmak : Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak. Hayal kırıklığına uğramak.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Tutulmak : Kapatılmak, sarılmak. Tutuk duruma gelmek. Yakalanmak. Birine tutkun olmak, sevmek. Tutma işi yapılmak veya tutma işine konu olmak. Ay ve Güneş, tutulma olayına uğramak. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncu yakından izlenmek, tutulmak, markaja alınmak. Ünlü olmak, meşhur olmak. Bir organ veya bir şey hareket edemez olmak.

Bağlanmak : Sevmek, içten bağlı olmak. Beklenen şey elde edilmez olmak. Bağlama işine konu olmak. Sözle veya yazılı olarak bir şeye bağlanmak, angaje olmak. Bir şey bir kimseye ayrılmak, tahsis edilmek. Yalnızca belli bir işle uğraşmak.

Konu : Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje. Üzerinde konuşulan şey, bahis.

Olmak : Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Yol açmak. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Uymak, tam gelmek. Sarhoş olmak. Sürdürmek, yürütmek. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Geçmek, tamamlanmak. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Bulunmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Yitirmek, elinden kaçırmak. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Gerçekleşmek veya yapılmak.

Boş : Anlamsız. Bilgisiz. İçinde, üstünde hiç kimse veya hiçbir şey bulunmayan, dolu karşıtı. Habersiz, hazırlıksız bir biçimde. Yapılacak işi olmayan, işsiz. Kullanıldıktan sonra içinde bir şey bulunmayan, kirli (bardak, çanak vb.). Bir işe yaramayan, yararsız. Görevlisi olmayan (iş, görev), münhal.

Diğer dillerde Kapılmak anlamı nedir?

İngilizce'de Kapılmak ne demek? : v. abandon oneself, fall in, be seized with, be taken with, give way, be drawn to smb., harden, be overcome by, be overcome with, be possessed by, be possessed with, sink into, slide into, surrender

Almanca'da Kapılmak : geraten, sich hineinsteigern, sich hinreißen lassen, sich in etw vertiefen

Rusça'da Kapılmak : v. попадать, увлекаться, предаваться, овладевать, поддаваться, завладевать, находить, попасть, предаться, овладеть, поддаться, завладеть, найти