Keçel pehlivan nedir, Keçel pehlivan ne demek

Keçel pehlivan; Gösteri, Tiyatro alanlarında kullanılan bir sözcüktür.

Tiyatro'daki anlamı:

İran kukla oyununun baş oyuncusu. Kel Pehlivan da denir. Özel bir giysisi yoktur. Başının dazlaklığı tek özelliğidir. Sofu gibi görünür. Bilgiçtir, üstelik bütün İranlılar gibi, az çok şair yanı vardır. Karagöz ile akrabalığı olduğu söylenir.

Teknik terim anlamı:

İran'da kukla oyunun baş tipi. Kel pehlivan da denir.

Keçel pehlivan anlamı, kısaca tanımı

Keçel : Kel. Saçsız, kıl

Pehli : Arktan ayrılan ufak su yolu. Kaburga kemiği ya da kürek kemiği etinden buğuda pişirilen yemek. Patlıcan turşusundan etle yapılan bir çeşit yemek.

Keçe : Yapağı veya keçi kılının dokunmadan yalnızca dövülmesiyle elde edilen kaba kumaş. Bu kumaştan yapılan. Yere serilen halı, kilim vb. yünlü döşemelik.

Pehlivan : Güreşçi. Boylu boslu ve güçlü kimse.

Kukla oyunu : Yapma bebeklerin alttan el sokularak veya başka yollarla hareketlendirilerek oynatıldığı gösteri.

Karagöz : İzmaritgillerden, 25-30 santimetre uzunluğunda, enli, boz renkli, beyaz etli bir balık (Sargus sargus). Güldürüp eğlendiren kimse. Deve derisinden veya mukavvadan kesilip boyanmış insan biçimlerini beyaz bir perde üzerine arkadan ışık vererek yansıtma yoluyla oynatmaya dayalı bir gösteri oyunu. Bu oyunda halk görüşünü ve duyuşunu veren kimse.

 

Üstelik : Üste verilen şey, fark. Ayrıca, bir de, bundan başka. Güçlü, kuvvetli, sağlam.

Söyleni : Halkın gerçeklik ve doğruluklarını düşünmeden benimsediği, aslında uydurma kişilerle olaylardan kurulu olan, geleneksel anlatı türü. bk. nedenli söylence, karşılığı masal, saga, öykünce.

Görünür : Görünen, gözle görülebilen. Belli, apaçık göze çarpan.

Akraba : Kan bağıyla birbirine bağlı olan kimseler. Oluşma yönünden aynı kaynağa dayanan şeyler. Biri, diğerinin doğurduğu sonuç veya olgular.

İranlı : İran halkından veya bu halkın soyundan olan kimse, Acem.

Bilgiç : Bilgili (kimse). Bilgisiz olmasına rağmen bilgili görünmek isteyen, bilgili geçinen (kimse).

Az çok : Bir parça.

Oyuncu : Herhangi bir oyunda oynayan kimse. Sinema, perde veya bir gösteride rol alan sanatçı, aktör, aktris. Çok oyun yapan, oyundan oyuna geçen (kimse). Düzenci, hileci. Oyunu seven.

Yoktur : Olmaz.

Söylen : Evrende daha önce varolduğu sanılan canlı ve cansız, tüm çevresini ilgilendiren olayların kaynak, neden ve özelliklerini, çoğunlukla Tanrısal görünümler içinde açıklayan anlatı türü. bk. söylenbilim, doğa söyleni, yaşam söyleni, toplumsal söylen, karşılaştırmalı söylenbilim. karşılığı söylence, öykünce, öykü, öykülem. Tarih öncesi Tanrı, tanrıça, yarı Tanrı ve kahramanlara değgin serüvenler.

Dazlak : Başında saçı olmayan (kimse, baş), daz.

Kukla : Hareketli yerleri iplikle sanatçının parmaklarına bağlanarak veya eldiven gibi bir kesiti kullanarak bir perdenin üzerinden oynatılan, bez, karton vb. hafif nesnelerden yapılmış insan ve hayvan figürleri. Bu bebeklerle oynatılan oyun. Ayakları olmayan, alttan içine el sokularak oynatılan çeşitli nesnelerden yapılmış bebek. Başkasının etkisinde olan, onun isteklerine göre davranan (kimse).

 

Bilgi : İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. Bilim.

Diğer dillerde Kebere otugiller anlamı nedir?

İngilizce'de Kebere otugiller ne demek ? : caper