Kebent nedir, Kebent ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Taşlık, kayalık yerden geçen dar yol, geçit.

Kebent kısaca anlamı, tanımı

Keben : Taşlık, kayalık yerden geçen dar yol, geçit. İçel ilinde, Silifke belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge

Kebe : Kısa kepenek.

Kayalık : Kayası çok olan yer.

Kayalı : Bitlis ili, Sağınlı bucağına bağlı bir yer. Giresun ilinde, Şebinkarahisar ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Kastamonu şehri, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Kırıkkale ilinde, Yoğuntaş nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Konya şehri, Karapınar ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Konya kenti, Kızılören bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Osmaniye kenti, Kaypak nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Samsun ili, Yakakent ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Şanlıurfa kenti, Bucak bucağına bağlı bir yer. Şanlıurfa kenti, Çamlıdere bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Şırnak kenti, İdil ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Uşak şehri, Eşme belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Taşlık : Taşı bol, taşlı (yer). Kuş vb. hayvanların sindirim kanalları üzerinde bulunan kaslı, öğütücü mide, katı, konsa. Taşla döşenmiş avlu, sofa, merdiven altı vb.

 

Yerde : Bir yumrukoyuncusunun, yediği yumruk sonucu, ayaklarından başka vücudunun herhangi bir yeri ile yere değmesi, ayakta bitik duruma gelmesi, iplere asılı kalması, yumruklaşma alanı dışına çıkması ya da düşmesi hali.

Taşlı : İçinde taş olan, taş karışmış olan (tahıl, bakliyat vb.). Üzerinde süs taşı bulunan. Üzerinde taş bulunan.

Geçit : Geçmeye yarayan yer, geçecek yer. İki dağ arasında dar ve uzun yol, derbent.

Geçen : Bir önceki (hafta, ay, yaz, kış vb.).

Geçi : Keçi. Makas. Oynatılan orta kadını. Kız. Avam, halk. Haddeleme işleminde, haddelenen parçaların haddelerden bir kez geçişi.

Geçe : Herhangi bir saat başını geçerek, geçerken. Karşılıklı iki yandan her biri, yaka. Taraf, yön. Eski türkçe keç-e: Karşı taraf; öte (Erzincan Merkez). Taraf. Taraf, yan.

Kaya : Büyük ve sert taş kütlesi. Kayaç.

Yol : Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Kumaşta bulunan çizgi. Kez, defa. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Hile, tuzak. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Yolculuk. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. Gaye, uğur, maksat. Gidiş çabukluğu, hız.

Dar : İçine alacağı şeye oranla ölçüleri yetersiz olan, geniş ve bol karşıtı. İdam mahkûmlarını asmak için dikilen direk. Yetersiz. Yurt. Güçlükle, ucu ucuna, ancak. Genişliği az veya yetersiz olan, ensiz, mikro. Sıkıntılı. Az, elverişsiz, sınırlı. Ev.

Diğer dillerde Kbç anlamı nedir?

İngilizce'de Kbç ne demek ? : kbp