Kelte nedir, Kelte ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Tarikatten olmayan, yabancı.

Sanatında ya da işinde ilerleyemeyen.

Küçük, yaşlı palamut ağacı.

Kertenkeleden daha küçük sırtındaki pullar sert ve az olan bir sürüngen.

Küfe, sapsız sepet.

Kısa.

Verimsiz toprak.

Kelte anlamı, tanımı

Kelt : Sulu, otlu yer, dere içi

Kelteben : Kerpeten.

Keltek : Eski ayakkabı. [Bakınız: kelik]. Hurda, eski bakır kap. Düzensiz, tertipsiz eşya. Terbiyesiz, uygunsuz insan. Saçları dökük, başı yağlı, kirli. Kirli, yağlı (fes, şapka ve benzerleri için). Davranışları beğenilmeyen, değersiz (kadın, çocuk için). Eski, yaşlı.

Keltekeler : Kertenkele, keler.

Kelteki : Eski ayakkabı.

Kelten : Kertenkele.

Keltenek : Eski ve kötü giyimli adam.

Keltenkesek : Yonga.

Kelter : İki kulplu küfe biçiminde büyük sepet. Küçük sepet. [Bakınız: keleter]. Sele, sepet. Yayvan, örme sepet. (Menteşe Denizli; Dumlupınar Kütahya).

Kertenkele : Kertenkelelerden, uzun vücutlu, sivri kuyruklu, çevik, böcekçil, küçük sürüngen hayvan (Lacertus).

Sürüngen : Sürünerek giden (hayvan). Yere yatay olarak uzanan (sap veya kök).

Verimsiz : Verimi olmayan veya az olan, yetersiz.

Bir sürü : Pek çok.

Tarikat : Aynı dinin içinde birtakım yorum ve uygulama farklılıklarına dayanan, bazı ilkelerde birbirinden ayrılan Tanrı'ya ulaşma ve onu tanıma yollarından her biri.

 

Yabancı : Başka bir milletten olan, başka devlet uyruğunda olan (kimse), bigâne, ecnebi. Aynı türden, aynı çeşitten olmayan. Belli bir yere veya kimseye özgü olmayan. Bir konuda bilgisi, deneyimi olmayan. Aileden, çevreden olmayan (kimse veya şey), özge. Başka bir milletle ilgili olan. Tanınmayan, bilinmeyen, yad.

Palamut : Uskumrugillerden, ortalama 1-2 kilogram gelen, eti esmer, büyüklüğüne göre "Çingene palamudu, torik, sivri, altıparmak, piçuta" adlarını alan, pulsuz bir balık, sivri (Pelamys sarda). Rulo biçiminde hazırlanmış kopya. Yurdumuzda yetişen meşe türlerinin uzunca, fındığa benzeyen, sert ve pürüzlü, bir yüksük içinde bulunan, tanen bakımından zengin meyvesi, pelit.

Sürünge : Fırın süpürmeye yarayan, ucunda paçavra bulunan sırık. [Bakınız: sönge]. Fırın süpürmeye yarayan ucunda bez bulunan sopa.

Sapsız : Sapı olmayan.

Olmaya : Yapılmamış ola, görülmemiş ola.

Kerten : Sonra : Bundan kerten.

Diğer dillerde Kelotomi anlamı nedir?

İngilizce'de Kelotomi ne demek ? : kelotomy