Kelter nedir, Kelter ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

İki kulplu küfe biçiminde büyük sepet.

Küçük sepet.

[Bakınız: keleter].

Sele, sepet.

Teknik terim anlamı:

Yayvan, örme sepet. (Menteşe Denizli; Dumlupınar Kütahya).

[Bakınız: keleter].

Kelter anlamı, kısaca tanımı

Kelt : Sulu, otlu yer, dere içi

Kelte : Tarikatten olmayan, yabancı. Sanatında ya da işinde ilerleyemeyen. Küçük, yaşlı palamut ağacı. Kertenkeleden daha küçük sırtındaki pullar sert ve az olan bir sürüngen. Küfe, sapsız sepet. Kısa. Verimsiz toprak.

Dumlupınar : Kütahya iline bağlı ilçelerden biri.

Sele sepe : Açık saçık, çekinmeden, serbestçe, sere serpe.

Kütahya : Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Keleter : İki kulplu küfe biçiminde büyük sepet. Küçük sepet. Duvara asılan küçük kaşık sepeti. Sepet. Kargı ya da hayıttan yapılan gübre taşıma küfesi. (Kemalpaşa İzmir). Sepet, pamuk sepeti, harar.

Denizli : Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Menteşe : Kapı, pencere, mobilya kapakları vb. açılır kapanır şeylerde kullanılan, bir mille birbirine tutturulmuş, biri sabit, öbürü hareketli iki parçadan oluşmuş metal parça, reze.

Yayvan : Eni boyundan ve derinliğinden çok olan, basık ve geniş.

Kulplu : Kulpu olan, kulpu bulunan.

Kelete : Vücut yapısı gösterişsiz, kaba. Çirkin, kötü. Çuval. Koyun derisinden yapılan torba, dağarcık. Hemen kullanılmak için öğütülen az ölçüde buğday, tahıl. Değirmencinin öğüttüğü undan aldığı pay, supayı. Ölçek : Değirmene beş kelete buğday götürdüm. Küçük harman. Zayıf, cılız hayvan. [Bakınız: keleş]. Çürük, işe yaramaz şey. Ayakkabı çekeceği. Çamaşır yıkanırken komşudan yıkanmak için gelen birkaç parça çamaşır. Toprağı az olan çiftçi. Önemsiz nesne, ufak tefek. Küçük parça, artık: Bu kumaş kelete kalmıştı, çocuğa yaptım. Önemsiz söz. Küçük çuval.

 

Menteş : Afyon şehrinde, Sandıklı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Denizli ilinde, Çivril ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Muğla ili, Milâs ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Dumlu : Tek namlulu ve içine bir fişek konulabilen tüfek. Adana kenti, Sağkaya. Adıyaman şehri, Narince bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Bayburt ili, Aydıntepe belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Erzurum kenti, Dumlu nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Malatya şehrinde, Hekimhan ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Kelet : İki kulplu küfe biçiminde büyük sepet.

Büyük : Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Büyük abdest. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Önemli. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Üstün niteliği olan. Niceliği çok olan.

Deniz : Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi. Bu su kütlesinin belirli bir parçası. Aydaki düzlükler. Çokluk, yoğunluk. Geniş alan. Şanlıurfa şehrinde, Şehitnusretbey bucağına bağlı olan küçük bir yerleşim birimi.

 

Sepet : Saz, kamış, ince dal veya tellerden hasır biçiminde örülerek yapılan, genellikle sapı olan, yiyecek ve eşya taşımak için kullanılan kap. Motosikletin yan tarafında bulunan, tek yolcu taşımak üzere hazırlanmış ayrı bölüm. Sazdan örülmüş balık kapanı. Basketbolda sayı kazanmak için, içine top atılmaya çalışılan demir çembere geçirilmiş altı açık ağ. Bu kap biçiminde örülerek yapılmış. Bu kabın aldığı ölçüde.

Biçim : Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Küçü : Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Gücü (dokuma aygıtında). Dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik tarak.

Diğer dillerde Kelotomi anlamı nedir?

İngilizce'de Kelotomi ne demek ? : kelotomy