Kelete nedir, Kelete ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Vücut yapısı gösterişsiz, kaba.
Çirkin, kötü.
Çuval.
Koyun derisinden yapılan torba, dağarcık.
Hemen kullanılmak için öğütülen az ölçüde buğday, tahıl.
Değirmencinin öğüttüğü undan aldığı pay, supayı.
Ölçek : Değirmene beş kelete buğday götürdüm.
Küçük harman.
Zayıf, cılız hayvan.
[Bakınız: keleş].
Çürük, işe yaramaz şey.
Ayakkabı çekeceği.
Çamaşır yıkanırken komşudan yıkanmak için gelen birkaç parça çamaşır.
Toprağı az olan çiftçi.
Önemsiz nesne, ufak tefek.
Küçük parça, artık: Bu kumaş kelete kalmıştı, çocuğa yaptım.
Önemsiz söz.
Küçük çuval.
Çuval.
Kelete anlamı, tanımı
Kelet : İki kulplu küfe biçiminde büyük sepet
Kele : Boğa, tosun.
Kelete çaldırmak : Kaçamak yapmak.
Keleter : İki kulplu küfe biçiminde büyük sepet. Küçük sepet. Duvara asılan küçük kaşık sepeti. Sepet. Kargı ya da hayıttan yapılan gübre taşıma küfesi. (Kemalpaşa İzmir). Sepet, pamuk sepeti, harar.
Vücut yapısı : İnsan vücudunun kas ve kemik olarak belli başlı özellikleriyle dış görünüşü.
Gösterişsiz : Gösterişi olmayan, mütevazı. Gösteriş yapmayan. Görkemsiz.
Kullanılmak : Kullanma işine konu olmak.
Değirmenci : Değirmen işleten kimse.
Ufak tefek : Gerekli küçük eşya, araç gereç. Kısa ve zayıf. Çok gerekli olmayan, önemsiz. Sönük, zayıf. Çok yer kaplamayan, küçük.
Kullanılma : Kullanılmak işi.
Dağarcık : Meşin torba. Bir müzik topluluğunun veya sanatçının hazırlamış olduğu parçalar, repertuvar. Bellek.
Gösteriş : Gösterme işi. Başkalarını aldatmak, şaşırtmak, korkutmak veya kendini beğendirmek için birinin yaptığı yapay davranış, çalım, alım çalım, kurum. Görkem. Göze çarpıcı nitelik, göz alıcılık.
Çürük iş : Bozuk, kötü, işe yaramaz özellikleri olan durum veya iş.
Yıkanmak : Yıkama işi yapılmak veya yıkama işine konu olmak. Kendi vücudunu yıkamak, banyo yapmak.
Değirmen : İçinde öğütme işi yapılmış olan yer. Kahve, buğday, nohut vb. taneleri öğüten araç veya alet.
Ayakkabı : Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılmış olan giyecek, başmak, pabuç.
Çamaşır : İç giysisi. Kirli eşyaları yıkama işi.
Ayakkab : Ayakkabı.
Yıkanma : Yıkanmak işi.
Yaramaz : Uygun ve yararlı olmayan, bir işe yaramayan. Çapkın. Söz dinlemeyen, uslu durmayan, yasaklanan şeyleri yapmakta ayak direyen, haşarı (çocuk), uslu karşıtı.
Diğer dillerde Kelepir mal anlamı nedir?
İngilizce'de Kelepir mal ne demek ? : bargain good

Bu kısımda Kelete nedir? Kelete ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kelete tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kelete hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.