Kemi nedir, Kemi ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Büyük, iri fare.

Yerelması.

Kemi ile ilgili Cümleler

  • Kemikleri kimin için getirdiniz?
  • “Aşkımemnu'da Firdevs Hanım'ı inanılmaz bir başarıyla ete kemiğe dönüştürmüş.”
  • “Güzelliğine pek güvenen Zişan'ın yanında bu kadar zavallı kalışı yüreğini kemirip duruyor.”
  • Jale kemik erimesinden acı çekiyor.
  • Büyük jerboa kemirgenlerin bir türüdür.
  • Ali bir deri bir kemik değil.
  • “Bıçak kemiğe dayandı mı başkaldırır, canını sakınmaz, hakkını ister.”
  • Soğuk kemiklerimize kadar işlemişti.
  • “Bu iki ana renk pazar yerinin etini kemiğini teşkil ediyor.”
  • Kemiklerime kadar üşüdüm.
  • Dr. Sagan miyelodisplazi adlı ender bir kemik iliği hastalığından muzdaripti.
  • O, kemik erimesinden muzdarip.
  • “İşte birkaç zamandır beynini kemiren şüphe: Ben deli miyim?”
  • Kemiklerim sızlıyor.
  • Kemikler buzda donmuş olarak kaldı.
  • Bildiğim kadarıyla, hiç kırık kemik yok.
  • “Bu efendi, derisi kemiklerine yapışmış, gözleri çukura kaçmış, hastaneye yatırılacak kılığa girmişti.”
  • Hiç kırık kemik yok.
  • Ben leğen kemiği ile ilgili bir muayene yapmalıyım.
  • Jale bir anatomi uzmanıdır ve insan vücudundaki her kemiği bilir.

Kemi hakkında bilgiler

Finlandiya (Fince: Suomi, İsveççe: Finland) ya da resmî adıyla Finlandiya Cumhuriyeti, Kuzey Avrupa'da Baltık Denizi kıyısında bir Kuzey Avrupa ülkesi. İskandinavya yarımadasındadır, başkenti Helsinki'dir. Doğusunda Rusya, kuzeyinde Norveç ve batısında İsveç yer alır. Finlandiya topraklarının en büyük özelliği arazi yapısıdır. Ülkenin çoğunluğu ovadan oluşur. Tepelik ve dağlık yapı çok ender rastlanır. Genellikle ülkenin kuzey-batı kısmında görünür. Halti dağı Finlandiya'nın en yüksek dağı olarak Laponya'da Norveç, İsveç ve Finlandiya sınırlarının kesiştiği noktaya yakın yerde bulunur.
Tatlı su kaynakları açısından çok zengindir. Doğu Finlandiya bölgesinin çoğu göllerden oluşmaktadır. Bunun en büyük örnekleri Saimaa gölü (Doğu Finlandiya) ve İnari gölü (Laponya). Aynı anda Kemi ve Oulu ırmakları gibi kaynaklar da bulunuyor.
Ülkenin coğrafi koordinatlarından dolayı ister istemez soğuk bir iklimin hakimiyeti gözükmektedir. Rusya sınırlarına ne kadar yaklaşılırsa ve ne kadar kuzeye doğru çıkılırsa o kadar iklim sertliğini gösterir.

 

Kemi ile ilgili Atasözü veya Deyim

beynini kemirmek : rahatsızlık vermek, huzurunu kaçırmak.

bıçak kemiğe dayanmak : çekilen sıkıntı artık katlanılamayacak bir duruma gelmek.

(bir şeyin) eti kemiği : esası, ana özelliği, asıl ağırlığı.

(birine) kemik atmak : susturmak, oyalamak için birini küçük bir şeyle avutmak.

(birinin) kemikleri sayılmak : çok zayıflamak.

biz attık kemik diye, el kaptı ilik diye : “bizim işe yaramaz diye vazgeçtiğimizi başkaları değerli buldu” anlamında kullanılan bir söz.

derisi kemiklerine yapışmak : çok zayıflamak.

ete kemiğe dönüştürmek (veya büründürmek) : canlandırmak.

 

eti kemiğine yapışmak : çok zayıflamak.

eti senin, kemiği benim : çocuk velilerinin öğretmen, usta vb.ne çocuğun eğitiminde kendisine tam yetki verdiğini anlatmak için söylenen bir söz.

içini kemirmek : bir üzüntüden rahatsızlık duymak, tedirgin olmak.

içini kurt yemek (veya kemirmek) : sürekli bir kaygı içinde bulunmak.

iliği kemiği donmak : çok üşümek.

iliği kemiği ısınmak : üşümüşken vücudu iyice ısınmak.

iliğini kemirmek : çok etkilemek sömürmek.

it ağzını kemik tutar : “aşağılık bir kimsenin ağzını kapamak için ona bir çıkar sağlamak yeter” anlamında kullanılan bir söz.

kemiğine (veya kemiklerine) kadar : iyice, en son sınıra dek.

kemiğini kurutmak : iliğini kurutmak.

kemik gibi : pek kuru, katı, sert sağlam.

kemikleri sızlamak : ölü huzursuz, rahatsız olmak.

önüne bir kemik atmak : ağzına bir kemik atmak.

yüreğini kemirmek : içini kemirmek, tedirgin olmak.

Kemi anlamı, kısaca tanımı

Alt çene kemiği açısı : Ramus mandibulae'nin arka kenarıyla alt kenarı arasında oluşan açı, angulus mandibula

Alveol kemik : Çene kemiğinin, içinde diş kökü bulunan çukuru kapsayan bölge. Diş kemiği.

Ara duvar kemiği : Duvar kemiğiyle art kafa kemiğinin squama occipitalis’i arasında yer alan üçgen biçimindeki kemik, os interpariyetale.

Arka ayak bilek kemikleri : Üst sırasında aşık ve topuk kemiği, orta sırasında os tarsi centrale ve alt sırasında hayvan türlerine göre değişen sayıda bulunan kemikler, ossa tarsi.

Arka ayak parmak kemikleri : Arka ayak tarak kemiklerinden sonra gelen kemikler, ossa digitorum pedis.

Arka ayak tarak kemikleri : Arka ayak bilek kemikleriyle parmak kemikleri arasında yer alan ve sayıları evcil memeli hayvanlarda değişen kemikler, metatarsus, ossa metatarsaliya I-V.

Art kafa kemiği : Kafatasının art tarafındaki kemik. Oksipital kemik. Kafa iskeletinin ense kısmında yer alan tek kemik, os oksipitale. (karşılık: oksipital kemik),Kafatasının ard parçasını meydana getiren bileşik bir kemik.

Aşık kemiği boynu : Aşık kemiğinin kaputuyla korpusu arasındaki az belirgin boğumlanma, kollum tali.

At tırnağı kıkırdağının kemikleşmesi : At tırnağı kıkırdağının aseptik, kronik ve ilerleyici yangıları sonucu kalsiyum tuzları birikimiyle kemikleşmesi, kartilago ungulanın ossifikasyonu.

Ayak bileği kemikleri : Kaval ve kamış kemikleri ile ayak tarağı kemikleri arasında bulunan, en büyüğü topuğu meydana getiren dokuz küçük kemik. Tarsus kemikleri. (karşılık: tarsus kemikleri),Kaval ve kamış kemikleriyle ayak tarağı kemikleri arasında bulunan dokuz küçük kemik.

Ayak tarağı kemiği : (Eş anlamlısı: metatarsus), Ayak bileği ile ayak parmakları arasında kalan genel olarak silindir biçimi beş küçük, uzun kemik.

Ayak tarağı kemikleri : Ayak bileği ile ayak parmakları arasında kalan genel olarak silindir biçiminde beş küçük uzun kemik. Metatarsus.

Ayna kemiği : Aşık kemiği, diz kapağı kemiği.

Bağa kemiği : Kaplumbağa kabuğu.

Bezdüm kemiği : Uca kemiği, pöç; kuyruk sokumu.

Boccik kemiği : Kuyruk sokumu.

Boynuzcuk kemiği : Burnun yan duvarlarının alt bölmelerini meydana getiren iki ince kemik. (Eş anlamlısı: konka kemiği), Burnun yan duvarlarının alt bölgelerini meydana getiren iki ince kemik.

Böğür kemiği : Kalça kemiğinin ön ve üst kısmındaki kemik, ilye kemiği, os ilium, ilyum.

Burun kemiği : Kısmen burun boşluğunu örten, birleşerek burunun köprüsünü meydana getiren iki kemik. Burun boşluğunun tavanını oluşturan; yanda gözyaşı kemiği, üst çene kemiği ve üst çene ara kemiği, arkada alın kemiğiyle komşu olan çift kemik, os nazale. (Eş anlamlısı: nazal kemik),Kısmen burun boşluğunu örten, birleşerek burnun köprüsünü meydana getiren iki kemik.

Büzdüm kemiği : Kuyruk sokumu kemiği.

Büznük kemiği : Kuyruk sokumu kemiği.

Ca kemiği : Kolun döner kemiği.

Cağ kemiği : Kolun döner kemiği.

Çag kemiği : Kolun döner kemiği.

Çatı kemiği : [Bakınız: edep kemiği].

Çekişken kemiği : Lâdes kemiği.

Çıbık kemiği : Boyun kemiği.

Damak kemiği : Omurgalı hayvanların kafatasında, ağzın tavanını oluşturan bir çift kemik. Palatin kemik. Üst çene kemiğiyle kamamsı kemiğin ön kısmı arasında yer alan ve sert damağın oluşumuna katılan kemik, os palatinum. (karşılık: palatin kemik),Üst-çene kemikleri arasında geriye doğru yerleşmiş bir çift kemik.

Dermal kemik : [Bakınız: zar kemik]. Zar kemik.

Dil kemiği : Şakak kemiğine asılmış olan yay biçiminde bir kemik. Hiyoit kemiği. Şakak kemiğine asılmış olan yay biçiminde bir kemik. hiyoit kemiği. Yassı veya yuvarlak ipliksel kıkırdak ve kemiksel parçalardan oluşmuş kemik, os hiyoideum, hiyoid. (Eş anlamlısı: hiyoid kemiği) Şakak kemiğine asılmış oları yay biçiminde bir kemik.

Diş kemiği : [Bakınız: alveol kemik]. (Eş anlamlısı: fildişi ) Kemik dokusuna çok benzeyen fakat kimyasal yapısı bakımından kemikten azçok değişik olan ve omurgalı hayvanlarda dişin önemli bir parçasını meydana getiren ak, sert bir madde.

Döner kemik : Ön kolun önünde ve iç tarafında yer alan uzun kemik, radius, önkol kemiği. (karşılık: radius),Ön kolun iki kemiğinden baş parmak doğrusundan olan olup kol kemiği ile el bileği kemikleri arasında bulunur, önkol kemiği.

Döş kemiği : Göğüs kafesinin alt duvarını oluşturan, atgillerde ve domuzda 6, geviş getirenlerde 7 ve etçillerde 8 adet döş omurunun birleşmesinden meydana gelmiş, kaburgaların doğrudan ve dolaylı olarak bağlandığı kemik, göğüs kemiği, sternum. [Bakınız: göğüs kemiği]. Göğüsün tam ortasında birbiriyle bitişen yumuşak kemikler.

Duvar kemiği : Kafa iskeletinin çatısını ve yan kısımlarını oluşturan, sığırda yan ve ense kısmına kaymış olan çift kemik, os pariyetale.

Düdük kemiği : İncik kemiği.

Ecim ecim kemiği : Lâdes kemiği.

Edep kemiği : Kalça kemiğinin ön ve alt kısmını oluşturan kemik, çatı kemiği, os pubis.

Edep kemiği gövdesi : Pubis kemiğininn asetabulumun oluşumuna katılan parçası, corpus ossis pubis.

Eğe kemiği : [Bakınız: eğey]. [Bakınız: eye]. Bir ucu boşta bulunan kaburga kemikleri. Kaburga kemiği. [Bakınız: kaburga].

Eksen kemiği : Amniyonlu hayvanlarda (Amniota) boyun omurlarının ikincisi. döner.

Ektopik kemikleşme : Anormal yerleşimli kemik oluşumu.

El bileği kemiği : El tarağı kemikleri ile ön kol kemikleri arasında kalan sekiz küçük kemikten her biri. Karpus. (karşılık: karpus), El tarağı kemikleri ile ön kol kemikleri arasında kalan 8 küçük kemikten herbiri.

Endokondral kemikleşme : Hiyalin kıkırdağın farklılaşmasıyla oluşan kemikleşme. Uzun kemiklerin epifiz tabakasında hiyalin kıkırdak hücrelerinin çoğalma (proliferasyon), aşırı büyüme (hipertrofi), kireçleşme (kalsifikasyon) ve kemikleşme (ossifikasyon) aşamalarından geçerek oluşan kemikleşme. Önce kıkırdak dokusu oluşması, sonra mineralizasyonu ve daha sonra da kemikle yer değiştirmesi biçiminde olan kemikleşme süreci. Uzun ve kısa kemiklerin oluşumunda bu kemiklerin oluşacakları yerlerde önce hiyalin kıkırdaktan bir yapının ortaya çıkması ve sonradan bu kıkırdak yapının yerini kemik dokusunun alması.

Et kemik tankaj unu : Hayvanlardan hiçbir kısım alınmadan, olduğu gibi elde edilen, en çok % 4, 4 fosfor ve en çok % 14 pepsinde hazmedilmeyen kalıntı içeren et-kemik unu.

Et kemik unu : Mezbahada kesilmiş veya her türlü ölmüş hayvanların olduğu gibi veya kan, tırnak, boynuz, yapağı, deri, dışkı, mide içeriği çıkarıldıktan sonra geriye kalan gövdenin belli usullerle pişirilmesi, sıkıştırmayla yağları alındıktan sonra öğütülmesiyle elde edilen en az % 4 fosfor en çok % 11 pepsinde hazmolmayan ham protein içeren ürün.

Eye kemiği : Kaburga kemiği.

Eyey kemiği : Kaburga kemiği.

Fiçir kemiği : Diz kapağındaki iki kemiği birleştiren kıkırdak.

Fildişi kemik hastalığı : Osteopetrozis.

Gaga kemiği : Domuza özgü, bazen sığırda da bulunabilen üçgen biçiminde küçük yüz kemiği, os rostrale.

Gerçek kemikli balıklar : İskeletleri tüm olarak kemikleşmiş, ktenoit veya sikloit tipte pullarla, bazen de kemik plakalarla örtülü, her iki yanlarında dörder solungaç bulunan, kuyruk yüzgeçleri homoserk olan bir üst takım.

Geri kemikli omuzlular : Balıklar (Pisces) sınıfının, tükel ağızlılar (Teleostomi) alt sınıfının, kemikli balıklar (Teleostei) takımından, bazılarında yüzme keseleri ve karın yüzgeçleri bulunmayan bir alt takım. Kemikli balıklardan, bazılarında yüzme keseleri ve karın yüzgeçleri bulunmayan bir alt takım. (Catosteomi, hortum-ağızlıgiller (Fistulariidae) ve deniz-iğnesigiller (Syngnathidae) familyalarını içine alır.

Göğüs kemiği biyopsisi : Göğüs kemiğinden, kemik iliği örneği çıkarma işlemi.

Gözyaşı kemiği kabarcığı : Gözyaşı kemiğinin göz çukuru içindeki kısmının, yalnızca geviş getirenlerde yapmış olduğu, içi boş, balon biçiminde, çok ince duvarlı kemiksel kabarcık, bulla lakrimalis.

Hazna kemiği : Döl yatağı çevresindeki kemik: İneğin gannından çok yağ çıktı, nirdeyse hazna kemiği bile yağ kesileceğimiş.

Hipural kemik : Kemikli balıklarda kuyruk yüzgecinin kaidesinde yer alan, bu yüzgecin ışınlarını tutan ve son omurla kaynaşmış olan yelpaze biçimindeki yassı kemik, hipural plaka.

Hiyoit kemiği : [Bakınız: dil kemiği]. Dil kemiği.

Hod kemiği : Omurga.

Homa kemiği : Kalça kemiğinin uç kısmı. Topuk kemiği.

Hot kemiği : Aşık kemiği.

İkincil kemik : Olgunlaşmış, bol osteositli, matriksi inorganik madde bakımından zengin, halkasal sistemler gösteren, beyin, omurilik, akciğerler gibi organları koruyan ve hareketi sağlayan iskeletin yapısını oluşturan, vücudun kalsiyum ihtiyacını karşılayan, olgun kemik dokusu. Lâmelli kemik, olgunlaşmış kemik, sekonder kemik.

İkincil kemik doku : Döl yatağı içerisindeki yaşamda oluşan birincil kemik dokusunun yerini alan olgunlaşmamış kemik dokusu.

İlkel kemikli balıklar : Balıklar (Pisces) sınıfından, iyi gelişmiş kemik iskeletleri olan, yapı bakımından kemikli balıklara yakın olan bir takım. Bazı sınıflandırmalara göre, yuvarlak pullular (Cycloganoidea) ve eşkenar pullular (Rhomboganoidea) takımlarına karşılıktır. İyi gelişmiş kemik iskeletleri olan, yapı bakımından kemikli balıklara yakın olan bir üst takım.

İlye kemiği : Böğür kemiği.

İlye kemiği ibiği : Ala ossis ilii ile tuber sacrale arasında uzanan serbest ön kenar, krista ilyaka.

İnterhemal kemik : Bazı balıklarda anüs yüzgeci ptergiyoforlarıyla hemal omurların dikenleri arasında bulunan kemikler serisi.

İntermuskular kemik : Balık kılçığı.

İntramembranöz kemikleşme : Mezenşim doku yoğunlaşması ve perikondriyumdaki mezenşim hücrelerinin faaliyeti ile kısa kemiklerin büyümesini ve uzun kemiklerin kalınlaşmasını sağlayan, mezenşim hücrelerinin osteoprogenitör hücrelere, bunların da osteoblâstlara ve osteositlere dönüşmesiyle oluşan kemikleşme. Yassı kemiklerde meydana gelen, kıkırdak öncüsü olmaksızın osteoblastların doğrudan kemik oluşturması.

İstimlenmiş kemik unu : Bozuk olmayan kemiklerin basınç altında buharla pişirilerek sterilize edilip kurutulup öğütülmesiyle elde edilen; yağ, jelatin ve et lifleri ayrılmış veya ayrılmamış olabilen; kalsiyum ve fosfor miktarları etiketinde bildirilmesi gereken bir ürün.

İşitme kemikçikleri : Orta kulak boşluğunda kulak zarından iç kulak duvarına uzanan ve ses titreşimlerini iç kulağa taşıyan çekiç, örs ve üzengi kemikleri.

İtmük kemiği : Kuyruksokumu kemiği.

Jugal kemik : Balıklarda yan çizgi sisteminin baştaki kanallarını taşıyan ve baş kaslarını koruyan kemik serisinden ikincisi.

Kaburga kemiği : Sayıları hayvan türlerine göre değişen, göğüs kafesinin yan duvarlarını biçimlendiren uzun kemikler, os kostale.

Kaburga kemiği gövdesi : Kaburga kemiğinin angulus costae’den cartilago costalis’e kadar olan bölümü, korpus kosta.

Kafa kemikleri : Birbirleriyle hiç hareket etmeyecek biçimde birleşmiş olan kemiklerle bir eklem aracılığıyla birleşmiş alt çene kemiği ve dil kemiğinden oluşan kemikler, ossa krani.

Kağıt kemik hastalığı : Osteogenezis imperfekta.

Kalp kemiği : Yürek kemiği.

Kanat kemiği : Kamamsı kemiğin basisfenoidale’sinin, processus pterigoideus ile damak kemiğinin lamina perpendicularis’ine birleşmiş kafa kemiği, os pterigoideum.

Katır kemiği : Kürek kemiği.

Kaval kemiği gövdesi : Kaval kemiğinin üst ve alt uçları arasında kalan bölümü, korpus tibya.

Kemicek : Aşık oyunu.

Kemick süreci : Isıl işlem görmüş yüzeylere güzel görünüşlü bir gri renk kazandırmak için, bu yüzeyleri, kara bir boya ile boyuyarak uygulanan özel bir pas önleme süreci.

Kemiç : Köşe, çıkıntı. Süzgeç.

Kemiği eğri : Yaptığının karşılığını göremeyen, şanssız.

Kemiğin dev hücreli tümörü : Dev hücreli kemik tümörü.

Kemiğin fibröz displazisi : At, köpek ve kedilerde, bir veya daha fazla kemiğin korteksinin incelmesi ve kemik iliğinin kemik parçaları içeren fibröz bağ dokuyla doldurulmasıyla belirgin, kemik gelişim bozukluğu.

Kemiğin multilobuler tümörü : Orta veya iri cüsseli genç köpeklerin kafatasında ve ender olarak omurlardaki yassı kemiklerde, 3-7 santimetre çapında, yerel yayılma gösteren, sıklıkla nükseden, çok sayıda yuvarlak veya düzensiz biçimli kıkırdak ve kemik dokusundan oluşan kemik tümörü, aponörotik fibrom, juvenil aponörotik fibrom, kondrom rodens, multilobuler osteom, multilobüler osteom ve kondrom, kalsifiye aponörotik fibrom.

Kemik atrofisi : Osteoporozis.

Kemik boşluk : (Eş anlamlısı: kemik labirent),İç-kulakta, zar boşluğun çevresinde bulunan bir boşluk olup dış-sıvı ile doludur.

Kemik çimentosu : Kemikte yıkımlanmış olan kısımların onarılması ve bazı protezlerin kemiğe yapışmasını sağlamak için kullanılan kimyasal karışım. İçerisinde polymethyl methacrylate (PMMA) % 15, styrene copolymer’i % 75, baryum sulfate % 10, Benozyl Peroxide % 0.5 oranındadır.

Kemik destekli keseliler : Balıklar (Pisces) sınıfının kemikli balıklar (Teleostei) takımından, öndeki dört omuru kaynaşmış, yüzgeçleri dikensiz, yalnız sırt ve göğüs yüzgeçlerinde birer diken bulunan, sazangiller (Cyprinidae), yayın balığıgiller (Siluridae), dikenli yüzgeçligiller (Acanthopsidae), elektrikli yılan balığıgiller (Electrophoridae) familyaları iyi bilinen bir alt takım.

Kemik desteklikeseliler : (Ostariophysi), elektrikli-yılan-balığıgiller (Electrophoridae) gibi familyaları vardır.

Kemik dilli balık : Kemikli balıklar (Teleostei) takımının, kemik dilligiller (Osteoglossidae) familyasından, Brezilya ve Guyana'da yaşayan bir tür. Kemikli balıklardan, kemikdilligiller (Osteoglossidae) familyasından, boyu 120 cm, ağırlığı ise 4,6 kg olabilen, Brezilya ve Guyana’da yaşayan bir tür. (Osteoglossum bicirrosum), Kemikli-balıklar (Teleostei) takımının kemik-dilligiller (Osteoglossidae) familyasından bir balık türü. Brezilya ve Guyanada yaşar.

Kemik dilligiller : Balıklar (Pisces) sınıfının, kemikli balıklar (Teleostei) takımının, yumuşak yüzgeçliler (Malacopterygii) alt takımından, başları çıplak, vücutları sert ve büyük pullarla örtülü, tatlı sularda yaşayan türlere sahip bir familya. Kemikli balıklardan, başları çıplak, vücutları sert ve büyük pullarla örtülü, tatlı sularda yaşayan türlere sahip bir familya.

Kemik direnci : Kanatlılarda mineral tüketimiyle kalsifikasyon arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla, genelde tibya kemiğine özel aletle basınç uygulayarak kırılma direncinin tespit edilmesi, kırılma direnci.

Kemik doğum kanalı : Doğum sırasında yavrunun içinden geçmek zorunda olduğu, leğen kemikleri, sakrum ve ilk 2-3 kuyruk omurundan oluşan kanal.

Kemik dokusu : Omurgalı hayvanlarda iskeleti meydana getiren, hücreler arası maddesi yapısındaki hidroksiapatit kristalleri (Ca ve P) sebebiyle sertleşmiş, kollagen tellerin diziliş yönü farklarından dolayı halkasal sistemler gösteren özelleşmiş bir bağ dokusu tipi. Vücut iskeletini oluşturan, organizmanın kalsiyum ve fosfor deposu olan destek dokularından biri. Knochengewebe), Omurgalı hayvanlarda iskeleti meydana getiren bir bağ dokusu tipi olup kemik gözeleri ile bunların arasında bulunan kireç tuzlariyle sertleşmiş göze-arası maddesinden yapılmıştır.

Kemik fosfatı : Kemiğin önce bir alkali çözeltisinde, sonra bir hidroklorik asit çözeltisinde işlenip daha sonra kireçle çöktürülmesiyle elde edilen, en az % 17 fosfor içermesi koşul olan bir ürün.

Kemik gövdesi : Kol ve bacak kemiklerinin iki ucu arasında kalan orta bölgesi. Diyafiz. (karşılık: diyafiz), Uzun kemiklerin iki ucu arasında kalan gövde bölgesi.

Kemik gözesi : (karşılık: osteosit), Kemik dokusunun göze arası maddesi içine dağılmış ve osteoplast denen boşluklar içinde bulunan göze.

Kemik hidatit kistleri : Echinococcus granulosus larvasının kemikte oluşması kemikte aşınma, taşkın gelişimle belirgin hastalık.

Kemik hücreleri : Kemik dokusunda bulunan, kemik hücrelerinin oluşumunu sağlayan osteoprogenitör hücreler, kemik yapımını sağlayan osteoblastlar, olgunlaşan kemiğin esas hücreleri olan osteositler ve kemik yıkımında görev alan ve mononükleer fagosit sistemine dahil osteoklastlar.

Kemik hücresi : Osteosit. [Bakınız: kemik gözesi].

Kemik içi venografi : Damar bulmakta zorlanılan yavrularda kemiğin içerisine kontrast madde verilerek grafi alınması, intraosseöz venografi.

Kemik iliği : Uzun kemiklerin ortalarında, kısa kemiklerin aralarında bulunan boşlukları dolduran, içindeki yağ oranına göre sarı ve kırmızı ilik olarak iki tipi bulunan, süngerimsi görünüşte bir bağ dokusu tipi. Uzun kemiklerin ortasındaki boşlukta ve yassı kemiklerin düzensiz boşluklarının kemik trabeküllerinde bulunan tüm kan hücrelerinin köken aldığı öncü kan hücrelerinden zengin doku. Biyolojik kan filtresi olan kemik iliği; medulla ossium rubra adı verilen kırmızı kemik iliği ve medulla ossium flava adı verilen sarı kemik iliği olmak üzere iki tiptir. Kemiklerin ortalarında bulunan boşlukları dolduran sünger görünüşünde bir bağ dokusu.

Kemik iliği fibrozisi : Kemik iliği dokusunun fibröz bir doku tarafından istila edilmesi ve onunla yer değiştirmesi, miyelofibrozis. Kemik iliğinin mikzomatoz dejenerasyonu, hiperplazisi ve aplazisini takiben biçimlenir.

Kemik karakuşu : Atlarda ve öküzlerde aşırı yük ve eklem hareketsizliğine bağlı olarak gelişen, alt ayak bileği ekleminde kıkırdak nekrozu, kemik oluşumu ve eklem aralığının kaybıyla belirgin dejeneratif eklem hastalığı, osteoartritis kronika deformans, eparven, tarsus bölgesi ekzostozları, hlk. karakuş.

Kemik kesici : Kemik kesmeye yarayan ortopedik aygıt.

Kemik kisti : Kemikte, dekalsifiye olmuş ve sıvıyla dolu patolojik oluşum.

Kemik kömürü : Kemiğin kapalı kazanlarda yakılmasıyla elde edilen, en az % 14 fosfor içermesi koşul olan bir ürün.

Kemik kül oranı : Fosforun biyolojik değerliliğini belirlemek için kullanılan bir yöntem olup tibya veya parmak kemiğinin haşlanması, eter içinde bekletilerek yağdan arındırılması, kurutularak kül fırınında 500-550 oC’de yakılması, formül yardımıyla kemik kül oranın hesaplanması.

Kemik külü : Kemiklerin açık havada yakılmasıyla elde edilen, en az % 30 kalsiyum ve en az % 1. 3 fosfor içeren bir ürün.

Kemik labirenti : Vestibulum, yarım daire kanalcıkları ve kokleayı içeren iç kulağın kemikten boşluk sistemini oluşturan yapılar. İç kulakta zar labirentinin çevresinde bulunan ve sıvı ile dolu olan boşluk.

Kemik mahmuzu : Osteofit.

Kemik örtüsü : Kemiğin dışını çevreleyen, beslenmesini sağlayan, kan damarları ve sinirleri kapsayan, endosteumdan daha kalın ve telli elemanlarca zengin, kemik kırılması durumunda kemik tamirini gerçekleştiren, bağ dokusundan oluşmuş tabaka. Periosteum.

Kemik örtüsü zarı : Kemiği saran yoğun bağ doku tabakası, periost, periosteum. Osteoprogenitör hücreler içerir.

Kemik porfirisi : Porfirinin metabolizmasında meydana gelen bozukluk nedeniyle, kemiklerin hemoglobin kökenli, kırmızımtırak renkli bir pigment olan porfirinli kırmızımtırak kahverengine veya esmer renge boyanması.

Kemik sarkomu : Osteosarkom.

Kemik tutkalı : Yağı alınmış hayvan kemiklerinden üretilen ve sıcak olarak kullanılan tutkal. Kemik kullanılarak yapılan tutkal.

Kemik tutucu : Kemiklerin yakalanması, sabit tutulması ve kemik plaklarının yerleştirilmesinde kullanılan cerrahi aygıt.

Kemik ucu : (karşılık: epifiz), Kemiğin çıkıntılı olan herhangi bir bölgesi.

Kemik unu : Her türlü hayvan kemiklerinin basınçlı buhar kazanları veya açık kazanlarda kaynatılıp pişirilerek yağları alındıktan sonra kurutulup öğütülmesiyle elde edilen, kalsiyum ve fosfor bakımından zengin doğal yem maddesi.

Kemik yağı : Yağın ayrıştırılmadığı kemiklerin kuru olarak damıtılmasıyla elde edilen ve başlıca hidrokarbon, piridin bazları ve aminler ihtiva eden bir yağ.

Kemik yalayıcılık : Dalkavukluk.

Kemik yangısı : Enfeksiyon, travma veya dejenerasyon nedeniyle kemik dokuda görülen vücut reaksiyonu, osteitis. Reaksiyon intrakortikal damarların çevresindeki ve kemik iliği boşluğundaki periostun vasküler bağ dokusu ile sınırlı olur.

Kemik yaşı : Bebeklikten yetişkinlik dönemine değin insan vücudundaki kemiklerin gelişme derecesi göz önünde tutularak saptanan yaş.

Kemik yatağı : İçinde çok taşıllaşmış kemik ya da kemik parçaları bulunan katman.

Kemik yumuşaması : Osteomalasi.

Kemikçik bakısı : Küçük kemiklere bakarak geleceği çözümleme işi. karşılığı insan bakısı.

Kemikçil : Aşık oyununa tutkun çocuk.

Kemikdilligiller : (Osteoglossidae), bantang (heterotis niloticus) iyi bilinen türleridir.

Kemikgeriş : Ordu ilinde, Akkuş belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Kemikler : Omurgalı hayvanlarda iskeleti oluşturan, kemik dokusundan meydana gelmiş, çeşitli büyüklüklerde, sert, dayanıklı parçalar. Omurgalı hayvanlarda iskeleti yapan ve kemik dokusundan meydana gelmiş oları sert, dayanıklı parçalar. Muğla kenti, Güllük nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Kemikleşme : Kemikleşmek işi. Kemik dokusunun intramembranöz ya da endokondral olarak meydana gelmesi. Osifikasyon. Kemik dokusunun intramembranöz veya endokondriyal olarak meydana gelmesi, osifikasyon. Osifikasyo perikondriyalis adı verilen intramembranöz ve osifikasyo endokondriyalis adı verilen endokondral yolla kemik dokusu yapımı, ossifikasyon. Dokularda kronik kıkırdak doku yangılarındaki gibi kalsiyum tuzları birikmesi nedeniyle sertleşerek kemik dokusu niteliği kazanma. (karşılık: ossifikasyon), Kemik meydana gelmesi; bağ ve özellikle kıkırdak dokusunun kemişleşme merkezlerinde başlayan ve osteoblastlar araciyle tamamlanan olay.

Kemikleşme oranı : İskeletin gelişim durumunu saptamak için, röntgen aracıyle bilek kemiklerinin filmini alarak bulunan büyüme ölçüsü.

Kemikleştirme : Kemikleştirmek işi.

Kemikleştirmek : Kemiğe dönüştürmek.

Kemikli kurbağa : Kaplumbağa.

Kemikli turna balığı : Eşkenar pullular (Rhomboganoidea) takımının, kemikli turna balığıgiller (Lepisosteidae) familyasından, 1.5 m kadar uzunlukta, Orta ve Kuzey Amerika'da yaşayan bir tür. Lepisosteiformes takımının kemikli turna balığıgiller (Lepisosteidae) familyasından, 1,5 m kadar uzunlukta olabilen, Orta ve Kuzey Amerika’da yaşayan bir tür. (Lepisosteus osseus), Eşkenarpullular (Rhomboganoidea) takımının kemikli-turna-balığıgiller (Lepisosteidae) familyasından bir balık türü. Uzunluğu 1.5 m. Orta ve Kuzey Amerika ırmaklarında yaşar.

Kemikli turna balığıgiller : Balıklar (Pisces) sınıfının, eşkenar pullular (Rhomboganoidea) takımından, üzerleri yuvarlak ve parlak pullarla örtülü türleri olan bir familya. Lepisosteiformes takımından, üzerleri yuvarlak ve parlak pullarla örtülü olan bir familya. (Lepisosteidae), türü iyi bilinir.

Kemiklialan : Çanakkale ili, Lâpseki ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Kemiklidere : Manisa şehri, Saruhanlı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Kemiklik : Genelev.

Kemikmek : Kin duymak.

Kemiksel büyüme : Vücuttaki kemik yapısının yaş ilerledikçe büyüklük, sayı ve dokusal nitelik bakımından değişiklik göstermesi.

Kemiksi birleşme : Komşu kemiklerin veya bir kemiğin iki parçasının kemikleşmiş kıkırdak veya bağdoku gibi kemiksi bir materyal yardımıyla birleşmesi, yunktura ossea.

Kemiksiz et : Ciğer.

Kemikte fosfat çizgisi : İkincil kemikte, kireçleşmemiş kemiksi dokuyla kireçleşmiş kemik arasında yer alan şeffaf bölge.

Kemikten iletim : İşitme yetersizliğinin orta kulakla ilgili olup olmadığını anlamak için, ses titreşimlerini kafatası ya da öteki kemikler yolu ile işitme özeğine iletme.

Kemilüminesans : Kimyasal bir reaksiyon sırasında elektromagnetik ışın halinde enerjinin açığa çıkması.

Kemiozmotik bağlanma : Ozmotik yoğunluğa bağlı olarak hidrojen iyonlarının mitokondri zarını geçerek ATP sentezlenmesini sağlaması.

Kemire : Gübre.

Kemirebilme : Kemirebilmek işi.

Kemirebilmek : Kemirme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Kemirge : Keçi ve koyunlara verilen pırnal ve diken gibi kemirilen şeyler.

Kemirgen gagalıgiller : Kuşlar (Aves) sınıfının, gökkuzgunumsular (Coraciiformes) takımının, kemirgen gagalılar (Trogones) alt takımından, Orta Amerika'da yaşayan, kenarları dişli ve kuvvetli olan kısa gagaya sahip, kanatları kısa, kuyrukları uzun, çok güzel renkli olan tüyleri madensel bir parlaklık gösteren türleri içine alan bir familya. Küesal (Phaomacrus mocinno) iyi bilinen türüdür. (Trogonidae), iyi bilinen türüdür.

Kemirgen gagalılar : Kuşlar (Aves) sınıfının, gökkuzgunumsular (Coraciiformes) takımından, gagalarının kenarları dişli, kanatları kısa ve kuyrukları uzun türleri olan bir alt takım. Kemirgen gagalıgiller (Trogonidae) familyası vardır. (Trogones), olmak üzere bir familyası. vardır.

Kemirici ülseri : Eozinofilik ülser.

Kemirişmek : Hayvanlar birbirlerini dişleriyle kaşımak.

Kemirtek : Kıkırdak. [Bakınız: kemirdek].

Kemirtlek : [Bakınız: kümürtlek]. Gırtlak, hançere. Çok zayıf kimse. Kıkırdak. [Bakınız: kemirdek].

Kemirtlik : Kıkırdak. [Bakınız: kemirdek].

Kemis : Kevgir. Süzgeç. Süzgeç, kevgir.

Kemislemek : Kevgirle süzmek.

Kemiş : Kevgir. Bakır süzgeç, kevgir.

Kemiş olmak : Yanmak (ekmek vb.).

Kemiş oyunu : Aşık oyunu.

Kemişmek : Yaşlılıktan zayıflamak. Koymak, bırakmak, atmak. Atılmak, düşmek.

Kemiz : Süzgeç.

Kıcır kemiği : Kalça kemiği.

Kıkırdak kemiği : Kıkırdağın kemikleşmesi ile oluşan kemik.

Kıkırdaklı kemikli balıklar : Vücutları kuyruk haricinde tamamıyla çıplak ya da birkaç sıra zırh şeklinde pullu, kıkırdak iskeletli, bazı bölgelerde kemik yapılar bulunan, heteroserk kuyruk yüzgeçli türlere sahip bir takım ya da bazı sınıflandırmalara göre üst takım. Vücutları kuyruk haricinde tamamıyla çıplak veya birkaç sıra zırh biçimindende pullu, kıkırdak iskeletli, bazı bölgelerde kemik yapılar bulunan, heteroserk kuyruk yüzgeçli türlere sahip bir üst takım, kıkırdak pullular.

Kol kemiği başı : Kol kemiği başı. Kol kemiğinin üst ucunun arkasında bulunan ve kürek kemiğiyle eklemleşmeye yarayan küremsi oluşum, kaput humeri.

Kol kemiği gövdesi : Kol kemiğinin üst ve alt uçları arasında kalan orta parçası, korpus humeri.

Kol kemiği ibiği : Kol kemiğinin ön kenarında tuberculum majus cranialis’in ön ucundan başlayarak korpusun ön yüzünde alta doğru ilerleyen ve trochlea humeri’nin iç kenarında sonlanan krista, krista humeri.

Kompakt kemik : [Bakınız: sert kemik]. Uzun kemiklerin bağdaşık ve kompakt görünüşlü, kanalis sentralis adı verilen Havers kanalıyla kanalis perforans adı verilen Volkman kanalları ve kemik lamellerini içeren kemik dokusu.

Korakoit kemik : Kürek kemiği ile göğüs kemiği (sternum) arasındaki göğüs kemerinde bulunan kemik.

Kortikal kemik grefti : Tibyanın antero-mediyal yüzünden çıkartılan bir kortikal kemik şeridinin, kırık fragmanları arasındaki boşluğu köprüleyecek tarzda yerleştirilmesi.

Köpeğin ağzına kemik atmak : Karşı gelerek bağırıp çağıran birini susturmak için ona bir çıkar sağlamak.

Kulak kemikçikleri : Orta kulakta bulunan ve ses titreşimlerini dış kulaktan iç kulağa iletmeye yarayan üç küçük kemik. Örs, özengi, çekiç kemikleri. Orta kulakta bulunan örs, üzengi ve çekiç adı verilen hareketli kemikçikler, ossikula auditus. Orta-kulakda bulunan ve ses titreşimlerini dış-kulakdan iç-kulağa iletmeye yarayan üç küçük kemiğe (örs, özengi, çekiç) verilen genel bir ad.

Kulak kemikçikleri kasları : Musculus tensor tympani ve musculus stapedius’un kaslarının genel adı, muskuli ossikulorum auditus.

Kullanılmış kemik kömürü : Kemik kömürünün şeker çözeltisinin ağartılmasında kullanıldıktan sonra tekrar kömürleştirilmesinden elde edilen, en az % 1. 5 fosfor içermesi koşul olan bir ürün.

Kusurlu kemikleşme : Embriyonel kıkırdak dokusunun normal kemikleşmesinin hatalı olması, disosteogenezis, disostozis.

Kut kemiği : Kalça.

Kutsal kemik : Kuyruk sokumu kemiği.

Leğen kemikleri : Kalça kemiğine sağrı kemiği ve ilk kuyruk kemiğinin katılımıyla oluşan kemik, pelvis.

Lüle kemiği : Baldırdaki içi boş kemik.

Mermer kemik hastalığı : Osteopetrozis.

Oğmaca kemiği : Kalçaya bitişik but kemiği.

Omaca kemiği : Uyluk kemiği.

Omuz dil kemiği kası : Dil kemiğinin basihyoideum bölümüne yapışarak dil kemiğini ve gırtlağı geriye doğru çeken kas, muskulus omohiyoideus.

Oturak kemiği : Kalça kemiklerinden arka ve alt kısmında olanı, os işi.

Öcüm kemiği : Tavuk ya da kuşların göğüs kemiği, lades kemiği.

Öğe kemiği : Eğe kemiği.

Ön ayak bilek kemikleri : Ön kol kemiğinden sonra gelen, üst üste iki sıra olarak dizilmiş toplam sekiz kemik, ossa karpi.

Ön ayak parmak kemikleri : Ön ayak tarak kemiklerinden sonra gelen kemikler, ossa digitorum manus.

Ön ayak tarak kemikleri : Ön ayak bilek kemikleriyle parmak kemikleri arasında yer alan ve sayıları evcil memeli hayvanlarda değişen kemikler, ossa metakarpaliya I-V.

Paretmoyit kemik : Kafatasının yan etmoyit kemiği.

Parmak kemiği : Parmakları meydana getiren küçük kemik parçaları. Falanj. (karşılık: falanj), Parmakları meydana getiren küçük kemik parçaları.

Parmak kemiği kısalığı : Bir veya birkaç parmak kemiğinin normale oranla çok kısa olması, brakifalangi.

Patolojik kemikleşme : Vücutta kemik dokusuyla ilişkisi bulunmayan dokularda kemikleşmenin oluşması.

Pazu kemiği : Kol kemiği.

Penis kemikleşmesi : Yaşlı erkek köpeklerde sıklıkla, penis kemiğin arka bölümlerinde meydana gelen, radyolojik olarak saptanabilen kemik oluşumu.

Perikondral kemikleşme : Endokondral kemikleşmede kıkırdak modelin dışını çevreleyen perikondriyumun yardımıyla ortaya çıkan kemikleşme.

Postfrontal kemik : Bazı omurgalılarda göz çukurunun gerisindeki kemik.

Postparyetal kemik : Bazen paryetal ve interparyetal kemikler arasında görülen bir çift kafa kemiği.

Postsfenoyit kemik : Kafatasındaki sfenoyit kemiğin art bölgesi.

Prefrontal kemik : Bazı omurgalılarda frontal kemiğin önündeki kemik.

Primer kemik : Embriyoda ve kemik kırıklarında tamir sırasında oluşan, bol osteoblastların görüldüğü, matriksin inorganik tuzlar açısından fakir olduğu kemik doku. Lâmelsiz kemik, immatür kemik.

Pubis kemiği : Balıklar hariç, diğer omurgalılarda kalça kemerinin her bir yarısında ön alt kısmı teşkil eden kemik. Kalça kemiğini teşkil etmek üzere işyumla birleşmiştir.

Puç kemiği : Kuyruk sokumu.

Saban kemiği kanadı : Os vomer’in corpus presphenoidale üzerini örten kısmı, ala vomeris.

Sapan kemiği : Burun boşluğunun taban kısmını oluşturan çift kemik. Vomer kemiği. Burun boşluğunun taban kısmını oluşturan çift kemik, vomer kemiği. (karşılık.vomer kemiği), (Lât.vomer=sapanın uç demiri), Burun bölmesinin bir parçasını yapan yassı bir kemik.

Sert kemik : Uzun kemiklerin esas kısmını oluşturan, halkasal sistemlerden meydana gelen, dıştan periosteum, içten endosteum ile çevrelenmiş kemik yapısı. Kompakt kemik.

Siğer kemiği : Omurga.

Sucul fare benzeri kemiricigiller : Memeliler (Mammalia) sınıfından, fare benzeri kemiricilerin sucul olanlarından olup balıklarla beslenen türleri olan bir familya.

Susam kemikleri : Hayvan türlerine göre sayıları değişen; ossa sesamoidea proximalia, os sesamoideum distale ve etçillere özgü ossa sesamoidea dorsalia’dan ibaret çok küçük kemikler, ossa sesamoidea.

Süngerimsi kemik : Kısa kemiklerin merkezi kısımlarını oluşturan, pek çok küçük boşlukları bulunan, bölmecikli, süngerimsi görünüşte, içinde sarı kemik iliğinin yer aldığı kemik kısmı.

Süngerimsi kemik grefti : Kemiklerin süngerimsi kısımlarından küretle kazınarak alınan ince kemik yongalarının kırık çizgisi arası ve etrafına yerleştirilmesiyle uygulanan greft, spongiyöz greft, kansellöz greft.

Şakak kemiği : Neurocranium’un kısmen yan, kısmen de alt kısmının oluşumuna katılıp art kafa, kamamsı, alın ve duvar kemiğiyle sınırlanmış olan kemik, os temporale.

Şakak kemikleri : Kafatasının yanlarında bulunan ve birkaç parçadan meydana gelen bir çift kemik. Temporal kemikler. (karşılık: temporal kemikler),Kafatasının yanlarında bulunan ve birkaç parçadan meydana gelen bir çift kemik.

Temel kemiği : Bazı omurgalılarda kafatasının, şakak kemikleri arasında kalan, birkaç kemiğin birleşmesinden meydana gelen kaide kemiği. Sfenoyit kemik. (karşılık: sfenoyid kemik), Şakak kemikleri arasında uzanan kelebek biçimi bir kemik.

Tendo kemikleşmesi : Tendonun kemik dokuya metaplazisi. Kanatlılarda ayak, bacak ve kanat tendolarında, bilinmeyen nedenlerle ve yaygın olarak görülür.

Tırnak kemikleri : Gözlerin iç yanlarında göz çukurları içinde yerleşmiş çift kemikler. Lâkrimal kemikler. (anlamdaş.lakrimal kemikler) (Lât.lacrima=göz yaşı), Gözlerin iç yanlarında göz çukurları içine yerleşmiş olan çift kemikler.

Tonton kemiği : Kuyruksokumu kemiği.

Toplumsal kemikleşme : Kimi gelenek, görenek ve davranış biçimlerinin katılaşması, yeni koşullara uygun düşmemesi, değişmeye direnmesi olayı.

Uca kemiği : Akse'l-irep, "uca kemiği"ni Arapça "verek" karşılığı olarak alıyor ve uyluğun nihayetindeki yumru kemik deye tanımlıyor. Mütercim Asım bu sözlüğü bir kez verek karşılığı olarak alıyor ve "iki taraflı kalça kemikleri" denecek biçimde tanımlıyor. Bir kez de arapça "sâ'lebe" karşılığı olarak alıyor ve "kuyruk dibindeki mercimek kadar bir kemik" deye tanımlıyor. Burada anlamdaş olarak "kuyruk sokumu" ve "pöç" sözcüklerini de veriyor. "Omaca kemiği" sözcüğünde görüldüğü üzere Mütercim Asım iki taraflı olan kalça kemiklerine "pöç" ve "omaca" da demektedir.

Uyluk kemiği başı : Uyluk kemiğinin üst ucu mediyalinde bulunan ve asetabulumla eklemleşmeye yarayan küremsi oluşum, kaput ossis femoris.

Üst çene ara kemiği : Kafa iskeletinin ön ucunda, üst çene kemiğinin önünde yer alan çift kemik, os insisivum.

Üst çene kemiği : Yüzün en büyük kemiklerinden biri olup ağız tavanını, burun duvarlarını ve göz çukurlarının bir parçasını meydana getirerek dişleri taşıyan kemik. Maksilla kemiği. Ağız boşluğunun tavanını, burun boşluğunun tabanını oluşturan kemik, maksilla. (karşılık.maksila kemiği), (Lât.maxilla=çene), Yüzün en büyük kemiklerinden biri olup ağız tavanını, burun duvarlarını ve göz çukurlarının bir parçasını meydana getirerek dişleri taşır.

Üst çene kemiği boşluğu : Üst çene kemiğinin gövdesi içinde, gözyaşı kemiği ve elmacık kemiğinin de katkısıyla oluşan boşluk, sinus maksillaris.

Vomer kemiği : [Bakınız: sapan kemiği]. Sapan kemiği.

Weber kemikleri : [Bakınız: Weber organı]. Weber organı.

Yan kafa kemikleri : Kafatasının tepesini örten ve alın kemiği ile art kafa kemiği arasına yerleşmiş bulunan bir çift yassı kemik. Paryetal kemikler. (karşılık, paryetal kemikler), (Lât.paries = duvar), Kafatasının tepesini örten ve alın kemiği ile art-kafa kemiği arasında yerleşmiş bulunan bir çift yassı kemik.

Yavru zarlarında metaplastik kemikleşme : Yavru zarlarındaki hücre metaplazisinden kaynaklanan çekirdekli osteoklastik tipte hücreler içeren, genellikle domuzlarda görülen kemikleşme.

Yürek kemiği : Ostium aortae’yi çevreleyen anulus fibrosus içinde sığırda iki, koyunda ve keçide bir tane bulunan kemik, kalp kemiği, os kordis.

Yüz kemikleri : Ağız ve burun boşluklarını çevreleyen kemikler, ossa fasiyi.

Zar kemik : Derinin dermis tabakasından gelişen kemik. Dermal kemik. Derinin dermis tabakasından gelişen kemik, dermal kemik.

Aşık kemiği : Çift tırnaklı hayvanların ön dizlerinde bulunan bir eklem kemiği. İnsanın ayak bileğindeki çıkıntılı kemik.

Atlas kemiği : Boyun omurlarının üstten birincisi.

Baldır kemiği : Baldırda bulunan iki kemikten ince olanı.

Bel kemiği : Omurganın beli oluşturan bölümü, oma, amudufıkari.

Çekiç kemiği : Orta kulaktaki üç küçük kemikten biri.

Dirsek kemiği : Ön kolun iskeletini oluşturan iki uzun kemikten iç yanda olanı.

Diz kapağı kemiği : Dizin önünde bulunan, kapak biçiminde oynar kemik.

Elmacık kemiği : Yüzün yanakla göz arasında bulunan, az çok çıkıntılı bölümü.

Göğüs kemiği : Göğsün ön tarafında, üzerine kaburga kıkırdakları ile köprücük kemiklerinin eklendiği yassı kemik, iman tahtası.

Gözyaşı kemiği : Göz çukurunun ön kısmındaki ince, ufak, zarımsı kemik.

İncik kemiği : Diz kapağından topuğa kadar olan kemik.

Kalbur kemiği : Alın kemiğinin arkasında, kalbur gibi küçük delikleri olan, kafatasının alt ve ön bölümünü oluşturan kemik.

Kalça kemiği : Yassı, geniş, girintisi ve çıkıntısı çok olan, leğen veya kemik çatının ön ve yan bölümlerini oluşturan bir çift kemik, oma.

Kamış kemiği : Baldırın arka tarafında yer alan ince, uzun kemik.

Karaca kemiği : Kol kemiği.

Kaval kemiği : Baldırda olan iki kemikten kalını, bacakkalemi.

Kemik : İnsanın ve omurgalı hayvanların çatısını oluşturan türlü biçimdeki sert organların genel adı. Bu sert organdan yapılmış.

Kemik bilimci : Kemik bilimi uzmanı, osteolog.

Kemik bilimi : Anatominin kemiklerle ilgili bölümü, osteoloji.

Kemik bilimsel : Kemik bilimi ile ilgili, osteolojik.

Kemik doku : Omurgalı hayvanlarda iskeleti oluşturan bir bağ dokusu türü.

Kemik erimesi : Düşük kemik kütlesi ve kemik dokusunun yapısında bozulma sonucu kemik kırılganlığına, yatkınlığa ve kırık riskinde artışa neden olan bir hastalık türü, osteoporoz.

Kemik rengi : Beyaz ile krem rengi arasında olan renk. Bu renkte olan.

Kemik yalayıcı : Dalkavuk.

Kemik zarı : Kemikleri kapsayan beyazımsı ve sedef renginde zar.

Kemikçik : Küçük kemik.

Kemikleşmek : Kemik durumuna gelmek. Dokusu kemik doku durumuna gelmek. Sert, değişmez bir durum almak.

Kemikli : Kemiği olan. Çok zayıf, sıska. Kemikleri iyi gelişmiş.

Kemikli balıklar : Balıklar sınıfından, iskeletleri kıkırdak durumunda kalmayıp kemikleşmiş olan balıklar takımı.

Kemiksi : Kemiği andıran, kemiğe benzeyen, kemik gibi, kemiğimsi.

Kemiksi bölge : Kıkırdağın kemiğe dönüşmekte olduğu kemik tabakası.

Kemiksiz : Kemiği olmayan, kemiği ayrılmış. Kesin, net, açık. Ara vermeksizin.

Kemiksizlik : Kemiksiz olma durumu.

Kemircik : Burun, kulak vb.nde bulunan küçük kıkırdak.

Kemirdek : Kuyruğun iskeleti.

Kemirgen : Kesici dişleri çok iyi gelişmiş olan (hayvan).

Kemirgenler : Tavşan, kobay, kirpi, sıçan ve kunduz gibi köpek dişleri olmayan ve kesici dişleri iyi gelişmiş memeliler takımı, kemiriciler.

Kemirici : Kemirme özelliği olan.

Kemiriciler : Kemirgenler.

Kemiricilik : Kemirici olma durumu.

Kemirilme : Kemirilmek işi.

Kemirilmek : Kemirme işi yapılmak veya kemirme işine konu olmak.

Kemiriş : Kemirme işi.

Kemirme : Kemirmek işi.

Kemirmek : Sert bir şeyi dişleriyle azar azar koparmak. Aşındırmak, yemek.

Kemiyet : Nicelik.

Kol kemiği : Kolun omuz başından dirseğe kadar olan bölümündeki tek ve uzun kemik, pazı kemiği, karaca kemiği.

Köprücük kemiği : Omuz başıyla göğüs kemiğinin üst ucu arasında bulunan ve derinin altında belli olan uzunca kemik.

Kuru kemik : Çok zayıf kimse.

Kuyruk kemiği : Omurganın alt ucunda bulunan, kuyruk sokumu kemiği ile eklemlenen, önden arkaya doğru yassı, üçgen biçiminde kemik.

Kuyruk sokumu kemiği : Omurganın bitiminde, beş kuyruk omurunun kaynaşmasından oluşan, üçgen biçiminde kemik, uca, pöç.

Kürek kemiği : Omzun art bölümünde bulunan, üçgen biçiminde geniş ve ince kemik.

Lades kemiği : Kuşlarda göğüs kemiğinin üstünde iki kanat arasında bulunan "V" biçimindeki ince kemik.

Mercimek kemiği : Orta kulakta örs ve üzengi kemiği arasında bulunan küçük kemik.

Oynak kemiği : Diz kapağı kemiği.

Ön kol kemiği : Ön kolun iskeletini oluşturan iki uzun kemikten dışta olanı.

Örs kemiği : Orta kulakta çekiç kemiğiyle üzengi kemiği arasında, örse benzeyen kemik.

Pazı kemiği : Kol kemiği.

Saban kemiği : Burun boşluklarını birbirinden ayıran çeperi arkasında bulunan ince uzun kemik.

Sağrı kemiği : Bel kemiği ile kuyruk sokumu kemiği arasındaki kemik.

Tarak kemiği : El ve ayaklarda parmaklarla bilek arasında bulunan kemik.

Tırnak kemiği : Tırnağı taşıyan parmak ucundaki kemik.

Tırnaksı kemik : Göz çukurunun iç çeperinde bulunan, küçük, dört köşe ince bir çift kemik.

Topuk kemiği : Ayağın alt ve arka kısmında bulunan kemik.

Uyluk kemiği : Uyluğun iskeletini oluşturan kemik.

Üzengi kemiği : Orta kulakta üzengiye benzeyen küçük bir kemik.

Diğer dillerde Kemfert anlamı nedir?

İngilizce'de Kemfert ne demek ? : kemfert