Kira nedir, Kira ne demek

Kira; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Kira" ile ilgili cümleler

  • "O zamana kadar kira köşelerinde sürünmekten bir tat, bin feryat, türlü sıkıntılara giriftar olmuşken..." - H. Z. Uşaklıgil
  • "Kira ile aldım, zaten bu yüzden de geciktim ya!" - R. H. Karay
  • "Eski kirayı yükseltiyorum, isterseniz gidin mahkemeye." - Ç. Altan

Yerel Türkçe anlamı:

Sedye, yük taşımaya yarayan dört kollu tahta araç.

İktisat alanındaki kelime anlamı:

Bir malın kullanımı karşılığında kullanandan malın sahibine yapılmış olan gelir aktarımı.

[Bakınız: rant 1]

Hukuki terim anlamı:

îcâr. ~ karşılığı: îcâr bedeli, kirâ ücreti. ~ sözleşmesi: îcâr akdi.

Bilimsel terim anlamı:

Belirli bir nesneyi bilinen bir süre için yazılı bir sözleşmeye dayanarak kiraya verme.

Belirli bir nesnenin bilinen bir süre için gerçek ve tüzel kişiye verilmesi karşılığı alınan para.

İngilizce'de Kira ne demek? Kira ingilizcesi nedir?:

rent, hire

Osmanlıca Kira ne demek? Kira Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

icar, mucir

 

Kira tanımı, anlamı:

Kirada olmak : Kira karşılığında verilmiş olmak.

Kirada oturmak : Kira ile tutulmuş bir yerde yaşamak.

Kiraya vermek : Kira karşılığında vermek, icara vermek.

Kira arabası : Kiralık kullanılan araba, taksi vb.

Kira bedeli : Kiralanan mal için ödenen karşılık.

Kira kontratı : Kira sözleşmesi.

Kira sözleşmesi : Kiralama işinde karşılıklı yükümlülükleri belirten resmî belge, kira kontratı.

Ayak kirası : Ayak teri.

Diş kirası : Bir kimseye fazladan verilen para, armağan vb. Sarayda, zengin konaklarında iftardan sonra konuklara verilen armağan veya para.

Maden kirası : Maden işletilsin veya işletilmesin devlete verilen para.

Kiracı : Bir şeyi, bir yeri kira ile tutan kimse, müstecir.

Kiracılık : Kiracı olma durumu.

Kiralama : Kiralamak işi. Anlaşmaya göre kira süresinin bitiminde mülkiyetin kiracıda bırakılabilmesi durumu. Bir taşınır veya taşınmazın kullanım hakkının belli bir süre için ve belli bir kira karşılığında kiracıya verilmesi.

Kiralamak : Birini belli bir ücretle belirli bir süre çalıştırmak. Kiraya vermek. Kira ile tutmak.

Kiralanma : Kiralanmak işi.

Kiralanmak : Kira ile tutulmak. Kiraya verilmek.

Kiralı : Kiralanmış olan.

Kiralık : Kiraya verilecek olan.

Kiralık adam : Bir iş yaptırmak için tutulan adam.

Kiralık kadın : Para veya başka bir çıkar karşılığında erkeklerle cinsel ilişki kuran kadın, kiralık kız.

Kiralık kasa : Bankalarda müşterilerin değerli eşya, senet vb.nin saklandığı kasa.

Kiralık katil : Bir kimseyi öldürmek için bir başkası tarafından tutulan kimse.

Kiralık kız : Kiralık kadın.

Kiraz : Bu ağacın kırmızı veya beyaz renkte, etli, sulu, tek çekirdekli meyvesi. Gülgillerden, ılıman iklimlerde yetişen bir meyve ağacı (Cerasus avium). İzmir iline bağlı ilçelerden biri.

 

Kiraz domates : Lezzetli, misket büyüklüğünde küçük domates, misket domates.

Kiraz dudaklı : Dudağı kırmızı, kalın ve kısa olan kimse.

Kiraz elması : Kırmızı, küçük ve sert bir tür elma.

Kiraz reçeli : Kirazın şeker ile kaynatılması sonucu elde edilen reçel.

Kiraz zamkı : Kiraz, badem, erik, kayısı, şeftali vb. ağaçların gövde ve dallarında meydana gelen zamk.

Kirazlık : Kiraz ağaçları çok olan yer, kiraz bahçesi.

Ağzına kira istemek : Söylemesi beklenen şeyi söylemekte nazlı davranmak.

Ağzını kiraya vermek : Kendini de ilgilendiren bir konuda düşüncesini söylememek.

Al kiraz üstüne kar yağmış : Düşünülmeyen, beklenilmeyen şeylerin de olabileceğini anlatan bir söz.

Armudun önü kirazın sonu : "armut ilk çıktığında, kiraz da biteceği zaman yenilmeli" anlamında kullanılan bir söz.

Ayağına kira istemek : Gelmeye nazlanmak, üşenmek.

Diline kira istemek : Ağzına kira istemek.

Ekşi kiraz : Vişne.

Evlinin bir evi var kiracının bin evi var : "evi olan yalnızca kendi evinde oturur, evi olmayan ise beğendiği evde oturur" anlamında kullanılan bir söz.

Hint kirazı : Sumak familyasından, sıcak ülkelerde yetişen, zeytin büyüklüğünde, yenilebilen meyvesi olan büyük bir ağaç, mango (Mangifera domestica).

Kokulu kiraz : İdris ağacı.

Kuş kanadına kira istemez : "kişi, kendi işi için zaten harcayacağı çabadan dolayı başkasından karşılık beklemez" anlamında kullanılan bir söz.

Kuş kirazı : Gülgillerden, yaprak açmadan önce beyaz çiçek veren, kaplamacılıkta kullanılan yabani ağaç, ılgıncar, gelinfeneri (Cerasus padus). Bu ağacın reçel ve likör yapılmış olan meyvesi.

Orta katı kiraya vermek : Gebe kalmak.

Yabani kiraz : Ana vatanı Türkiye olan bir tür kiraz (Cerasus microcarpa).

Konut : Ön doğru: Eukleides'in "Bir noktadan bir doğruya ancak bir paralel çizilebilir." yolundaki konutu gibi. İnsanların içinde yaşadıkları ev, apartman vb. yer, mesken, ikametgâh.

Mülk : Ev, dükkân, arazi vb. taşınmaz mal. Devletin egemenliği altında bulunan toprakların bütünü, ülke. Vakıf olmayıp doğrudan doğruya birinin malı olan yer veya yapı.

Taşıt : Otomobil, tren, gemi, uçak gibi taşıma araçlarının ortak adı, nakil aracı, nakil vasıtası, vasıta.

Bedel : Eşit, denk. Başkasının adına ve onun parası ile hacca giden kimse. Bir şeyin yerini tutabilen karşılık. Askerlik yapmamak veya yapılacak süreyi kısaltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para. Bir ücret karşılığında çalışan kimse. Değer, fiyat, kıymet.

Taraf : Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. Yöre, yer. Yön, yan, doğrultu. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri.

Başkası : Diğer bir kişi, herhangi bir kimse, diğeri, ötekisi.

Verilme : Verilmek işi.

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.

Taşınmaz : Ev, tarla vb. taşınamayan mülk, gayrimenkul. Taşınamayan.

Kira tavanı : Konut kiraları için hükümet tarafından belirlenen en yüksek fiyat veya artış oranı.

Kira ücreti : kirâ karşılığı.

Kiral : Mutfak. Kiler.

Kiral karbon atom : Kendisine dört farklı grubun bağlandığı karbon atomu. Kiral karbonu olan moleküllerin ayna görüntüsü üstüste çakışmaz.

Kiral molekül veya iyon : Ayna görüntüleri üst üste getirilemeyen iki farklı şekilde bulunabilen molekül veya iyon.

Kiralama geliri : Bir çeşit kira bağıtına dayanan ve kiracıyı kendisine bırakılan nesnelerin verim ve gelirini toplamak ve kiralananı gereği gibi işleterek gelir yeteneği ve gücünü azaltmamakla yükümlü kılan gelir.

Kiralama kuruluşu : Mal sahibinin kiraya konu olan malların kullanım hakkını kiralama işlemlerini kendi adına yürütmek üzere devrettiği veya satın aldığı malları kendi adına kiraya veren şirket.

Kiralama sözleşmesi : Kiralamada kiralama kuruluşu ile kiralayanın hak ve sorumluluklarını belirleyen sözleşme. Kiralamanın koşullarını belirten sözleşme.

Kiralama tutarı : Bir filmin kiralanması için ödenen para.

Kiralama ücreti : Kiraya verilen yapı ya da yere karşılık kiralayandan alınan ücret.

Kira ile ilgili Cümleler

  • Evimin arka tarafında eskiden bir kiraz ağacı vardı.
  • Kira ne kadar?
  • Bu evi kiralayacak birini bulmak kolay olacak.
  • Bu çevrede bisiklet kiralanan bir yer var mı?
  • O bir kiraz ağacını kesti.
  • Kira altı aylık ödenir.
  • Kira ucuz.
  • Şu anda, bizim yaban mersini, böğürtlen, kiraz, çilek, şeftali ve nektarinimiz var.
  • Kira için haftada 50 dolardan daha fazla ödeyemem.
  • Kira sözleşmesi bittiği zaman onu yenileyecek misin?
  • Kira çok yüksek.
  • Jale bir kiraz ağacını devirdi.
  • Kira çok makul.
  • Babam her gün oraya sürmemi istemiyor, o yüzden kiramı ödüyor.

Diğer dillerde Kira anlamı nedir?

İngilizce'de Kira ne demek? : [Kira] n. rent, hire, rental

n. field, wilderness, grayness, bent, fell, grizzle, Moor, moorland, prairie

v. break, split, crack, hurt, offend, give offense, ruffle smb.'s feelings, breach, break down, bust, cut, dampen, fracture, lacerate, outrage, pique, rive, rupture, shatter, snap, snap off, stave in, sting, touch

Fransızca'da Kira : loyer [le], bail [le], location [la]

Almanca'da Kira : n. Mietzins, Pacht, Zins

Rusça'da Kira : n. аренда (F), прокат (M), квартплата (F)

adj. арендный