Bedel nedir, Bedel ne demek

Bedel; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Bedel" ile ilgili cümleler

  • "Buna bedel içimde mumlar, mumlar, mumlar yanan bir karanlık var." - A. Gündüz
  • "Efrattan bedel alınıp alınmayacağına dair merkezden emir gelmişti." - Y. K. Karaosmanoğlu
  • "Emsalini göremeyeceğiniz bir saadetle beş on dakika yaşarsınız ki bütün bir hayata bedeldir." - R. H. Karay

Yerel Türkçe anlamı:

Askerlik vazifesi için öden para

Kendisine miras kalan kimse, vâris: Babanın bedelisin.

Merdiven, merdiven basamağı.

Uşak, hizmetçi, çoban (bir ücret karşılığı çalışan).

Erkeğin kız tarafına evlenirken verdiği para.

Hukuki terim anlamı:

karşılık.

İktisat alanındaki kelime anlamı:

Bir malın ya da işin karşılığı olan değer, fiyat, denklik.

Bedel isminin anlamı, Bedel ne demek:

Erkek ismi olarak; Değer, fiyat, kıymet. Bir şeyin yerini tutabilen karşılık. Eşit, denk.

İngilizce'de Bedel ne demek? Bedel ingilizcesi nedir?:

cost, price

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

 

Sivas kenti, Direkli nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Bedel anlamı, kısaca tanımı:

Bedel tutmak : Kendi yerine askerlik yapması için birini para ile tutmak.

Bedel vermek : Askerlik yapmamak veya kısa süre yapmak için devlete para ödemek.

Rayiç bedel : Piyasa fiyatı.

Kira bedeli : Kiralanan mal için ödenen karşılık.

Nefaset bedeli : Yapılan işin anlaşmada öngörülen koşullar içerisinde yapılmaması sonucu işi yaptıranın işi yapana ödeyeceği eksik bedel.

Piyasa bedeli : Piyasa fiyatı.

Satış bedeli : Satış fiyatı.

Tayın bedeli : Bir aylık asker azığının karşılığı olan para.

Bedelci : Bedel ödediği için askerliğini kısa süreli olarak yapan kimse.

Bedelli : Bedelci. Bedeli olan, bedel ödenilen.

Bedelli askerlik : Askerlik çağına gelmiş gençlerin belirlenen miktardaki parayı ödeyerek yaptıkları kısa süreli vatani görev.

Bedelsiz : Çok değerli. Bedeli olmayan, bedel ödenilmeyen.

Bedelsiz ithalat : Yurt dışındaki işçilerin veya geçici görevle yurt dışına giden kamu görevlilerinin dönüşlerinde kendi mesleklerinin icrası veya kişisel kullanımları amacıyla getirdikleri mallar için yapılmış olan düzenleme.

Bedelsizlik : Bedelsiz olma durumu.

Bir dönüm güzlük on dönüm yazlığa bedeldir : "sonbaharda ekilen bir dönümlük yerden, yazın ekilen on dönümlük yerin ürünü kadar ürün alınır" anlamında kullanılan bir söz.

Değer : Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse.

 

Fiyat : Bir değer ile para birimi arasındaki ilişki. Alım veya satımda bir şeyin para karşılığındaki değeri, eder, paha. Bir mal veya iş gücü için uygun görülen para karşılığı.

Kıymet : Değer.

Karşılık : Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz. Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel. Cevap, yanıt. Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele. Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat.

Başkası : Diğer bir kişi, herhangi bir kimse, diğeri, ötekisi.

Para : Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit. Kuruşun kırkta biri. Kazanç.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Bir : Sayıların ilki. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Ancak, yalnız. Tek. Eş, aynı, bir boyda. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bu sayı kadar olan. Bir kez. Beraber. Aynı, benzer. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Sadece.

Eşit : Yapı, değer, boyut, nicelik ve nitelik bakımından birbirinden ne artık ne eksik olmayan (iki veya daha çok şey), müsavi. Aynı haklardan yararlanan, aynı düzeyde olan (kimse).

Denk : 0,80175 gram olan ağırlık ölçü birimi. Uygun, nitelik yönünden eşit. Ağırlık bakımından eşit olan. Yük hayvanlarının sağ ve soluna konulan iki yük parçasından her biri. Destekleri paralel, yönleri aynı, şiddetleri eşit bulunan güçler. Yatak, yorgan, kumaş vb. eşyanın sarılıp bağlanmış biçimi, balya.

Ücret : İş gücünün karşılığı olan para veya mal. Kiralanan veya satın alınan bir şey için ödenen para.

Bedel efradı : Paralı atlı asker.

Bedel kılıç : Saban veya dövenin okunu boyunduruğa bağlayan ağaç kısım.

Bedelen : Deniz kenarında, taşlarda yapışık halde bulunan bir hayvan.

Bedeleşmek : Tartışmak.

Bedeliç : Taşlı, killi ve kireçli toprak tabakası.

Bedelize : Kelebek.

Bedeller : Manisa kenti, Halitpaşa bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Bedelleşmek : Tartışmak Tütün gelişip olgunlaşmak. Zıt zıt konuşmak Eşit olmak, müsavi olmak.

Bedelli hisse dağıtımı : Sermaye artırımına giden bir anonim şirkette hissedarlara, çıkartılan hisse senetlerinin nominal değeri üzerinden satışının teklif edilmesi.

Bedelli hisse senedi : Sermaye artırımına giden bir anonim şirketin hissedarlara nominal değeri üzerinden satışını teklif ettiği hisse senetleri.

Bedel ile ilgili Cümleler

  • Özgürlük için bedel ödenmeli.
  • Bu, başarının bedelidir.
  • Bedelini ödemek zorundasın.
  • Bedel anlamsız olarak yüksekti.
  • Özgürlüğün bir bedeli vardır.
  • Her ihanetin, sen yapmış olsan bile, bedeli var, kardeş.
  • Hepimizin bir bedeli var.
  • Her hayalin bir bedeli var.
  • Yaptıklarının bedelini ödemek zorundaydı.
  • Bedeli ne olursa olsun şarkıcı olmak istiyorum.

Diğer dillerde Bedel anlamı nedir?

İngilizce'de Bedel ne demek? : n. beadle, ceremonial official

n. janitor; beadle

n. verger, beadle; mace

Fransızca'da Bedel : prix [le], equivalent [le], salaire [le], tribut [le]

Almanca'da Bedel : n. Entgelt, Gegenwert

Rusça'da Bedel : n. цена (F), достоинство (N)