Kiti nedir, Kiti ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kin, kızgınlık, öfke.

Anahtar : Kapının kitisi nerede.

Kiti ile ilgili Cümleler

  • Bana ilk yardım kiti getirin.
  • Bir ilk yardım kitine ihtiyacım var.
  • Ali ilk yardım kitini arıyor.
  • Ali ilk yardım kitini aradı fakat onu bulamadı.

Kiti tanımı, anlamı

Kiti kiti : Pek az, azıcık, bir parça

Kitih : Çok sıkı, birbirine girmiş.

Kitik : Kadının dişilik organı. Kusur, eksiklik : Şimdiye kadar Ahmet'in bir kitiğini bulamadım. Kadınlarda üreme organı.

Kitikmek : Zıtlaşmak, birbirine düşmek, düşman olmak.

Kitili : Çok ufak, bir parça : Dilenciye bir kitili ekmek bile vermedi.

Kitir : Gevrek, çabuk kınlan, az sert. Yalçın, sarp, taşlık yer : Oğlak kitirlerde dolanıyor. Leblebi. Sert toprak.

Kitirdek : Yapılarda kullanmak istenmeyen söğüt ağacı türü. (Hüyüklü Yalvaç Isparta).

Kitire : Keven adındaki bitkinin kökünden çıkarılan sakız.

Kitireli : Kolalanarak gevşekliği giderilmiş sert kumaş.

Kitiret : Kin.

Kitiş : Biçilmiş arpa saplarının yığını, bağlam.

Kitiz : Biçilmiş arpa saplarının yığını, bağlam.

Kitin : Eklem bacaklıların ve kabukluların dış dokusunu oluşturan, bazı mantar ve likenlerde de rastlanan, dayanıklı ve esnek organik madde.

Kızgınlık : Kızgın, ısınmış olma durumu. Öfkeli olma durumu. Hayvanların çiftleşme isteği.

 

Anahtar : Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.

Nerede : Hangi yerde?. "İmkânsız" anlamında kullanılan bir söz.

Kızgın : Çok ısınmış, ısıtılmış ya da kızdırılmış. Eş arayan (hayvan). Kızmış olan, öfkeli, mütehevvir. Kızışık, zorlu, sert, şiddetli.

Kızgı : Güneş sıcaklığı, ısı : Ekinler kızgıya muhtaç. Ucu ateşte kızdırılarak ağaç delmekte kullanılan biz. Can sıkıntısı. Öfke.

Öfke : Engelleme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi, kızgınlık, hışım, hiddet, gazap.

Nere : Hangi yer?. Hangi organ?. Hangi taraf?.

Diğer dillerde Kitaptanır anlamı nedir?

İngilizce'de Kitaptanır ne demek ? : bibliognost