Kitir nedir, Kitir ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Gevrek, çabuk kınlan, az sert.

Yalçın, sarp, taşlık yer : Oğlak kitirlerde dolanıyor.

Leblebi.

Sert toprak.

Kitir anlamı, tanımı

Kiti : Kin, kızgınlık, öfke. Anahtar : Kapının kitisi nerede

Kitirdek : Yapılarda kullanmak istenmeyen söğüt ağacı türü. (Hüyüklü Yalvaç Isparta).

Kitire : Keven adındaki bitkinin kökünden çıkarılan sakız.

Kitireli : Kolalanarak gevşekliği giderilmiş sert kumaş.

Kitiret : Kin.

Leblebi : Dış kabuğu çıkarıldıktan sonra fırında kavrulup çerez olarak yenen nohut.

Yalçın : Dik, sarp. Düz, kaygan.

Dolanı : [Bakınız: dönü]. Bir A yönleçsel alanında kapalı bir eğri boyunca alınan A dS sayıl çarpımının çizgisel tümlevi. anlamdaş dolaşım.

Toprak : Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Memleketli. Kara. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Arazi, tarla. Ülke.

Taşlık : Taşı bol, taşlı (yer). Kuş vb. hayvanların sindirim kanalları üzerinde bulunan kaslı, öğütücü mide, katı, konsa. Taşla döşenmiş avlu, sofa, merdiven altı vb.

Gevrek : Kolayca kırılıp ufalanan. Ağzın içinde kolayca parçalanıp dağılacak biçimde hazırlanmış bir çörek türü. Şen, neşeli (gülüş).

 

Topra : Torba.

Dolan : Dolgun olan.

Çabuk : Hızlı, müstacel, yavaş karşıtı. Alışılandan veya gösterilenden daha kısa bir zamanda, tez, yavaş karşıtı. "Acele et, oyalanma" anlamlarında bir seslenme sözü.

Oğlak : Keçi yavrusu. Zodyak üzerinde Yay ile Kova arasında bulunan takımyıldızın adı, Cedi.

Yalçı : Düzgünleşmiş, parlak taş. Soğuktan donup kayganlaşmış yol. Yüce dağların eteği. Alçı. Antalya şehrinde, Alanya belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Taşlı : İçinde taş olan, taş karışmış olan (tahıl, bakliyat vb.). Üzerinde süs taşı bulunan. Üzerinde taş bulunan.

Yalç : Balta girmemiş orman, ağaçlık. Giresun ili, Tirebolu belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Sert : Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı. Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı. Gönül kırıcı, katı, ters. Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimsiz, süreksiz, ötümsüz, tonsuz, sedasız. Güçlü kuvvetli. Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı. Gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde. Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen. Hırçın, öfkeli, hiddetli. Titizlikle uygulanan, sıkı. Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan.

Diğer dillerde Kitaptanır anlamı nedir?

İngilizce'de Kitaptanır ne demek ? : bibliognost