Kitik nedir, Kitik ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kadının dişilik organı.

Kusur, eksiklik : Şimdiye kadar Ahmet'in bir kitiğini bulamadım.

Kadınlarda üreme organı.

Kitik anlamı, kısaca tanımı

Kiti : Kin, kızgınlık, öfke. Anahtar : Kapının kitisi nerede

Kitikmek : Zıtlaşmak, birbirine düşmek, düşman olmak.

Dişilik organı : Dişinin çiftleşme organı, am.

Üreme organı : Üreme sistemini meydana getiren ovaryum, testis, uterus gibi organların her biri. Reprodüksiyon organı. [Bakınız: üreme sistemi].

Eksiklik : Eksik olma durumu, eksik olan miktar, noksan, nakisa, fıkdan.

Dişilik : Dişi cinsten olma durumu. Cinselliğin özelliklerini ön plana çıkarma ve bundan yararlanma durumu. Kadına özgü olma durumu.

Eksikli : Kendisine bir şey gerekli olan, muhtaç. Kadın.

Bulama : Bulamak işi. Genellikle üzüm şırasının kaynatılması ile yapılmış olan koyu pekmez.

Kadın : Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen. Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan. Bayan. Hizmetçi bayan.

Kusur : Eksiklik, noksan, nakısa. Bilerek veya bilmeyerek bir işi gereği gibi yapmama. Özür. Elverişsiz durum.

Şimdi : Şu anda, içinde bulunduğumuz zamanda. Az sonra, yakında. Artık, bundan böyle, bu duruma göre. Az önce, biraz önce, demin.

Ahmet : [Bakınız: ehmet]. Övülmeye layık, övülmüş.

 

Organ : Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv. Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş.

Kadar : Ölçüsünde, derecesinde. Miktarda, derecede. Gibi. Denli. Büyüklüğünde, genişliğinde. Süre belirten bir söz. Bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz. Dek.

Eksik : Bir bölümü olmayan, noksan, natamam. Mükemmel olmayan, kusurlu, muallel, sakat. Az. İhtiyaç duyulan şey.

Dişil : Bazı dillerde dişi cinsten sayılan (kelime), müennes.

Üreme : Üremek işi. Canlıların cinsel hücrelerinin birleşmesinden ortaya çıkan tohumla veya doğrudan doğruya oluşturdukları sporlarla çoğalmaları, tenasül.

Kada : Kardeş. Ağabey. Kız kardeş, abla. Küçük kardeş. Arkadaş. Teyze. Yeni doğmuş hayvan yavrusu. Gönül, naz. Konuşmaya engel olan dilbağı : Dili kadalı olduğundan konuşamıyor. Sıra: Ahmet'in kadasını sen mi savdın. Kadar (bk. gadâ, kada kadar). Kadar. Kadar, bk. kadê, kadâr.

Kadı : Tanzimata kadar her türlü davaya, Tanzimat ile Medeni Kanun arasındaki dönemde ise yalnız evlenme, boşanma, nafaka, miras davalarına bakan mahkemelerin başkanları.

Diğer dillerde Kitaptanır anlamı nedir?

İngilizce'de Kitaptanır ne demek ? : bibliognost