Knee türkçesi Knee nedir

  • Diz.
  • Diz bölgesi.
  • Oynak.
  • Paraçol.
  • Dirsek.
  • Dizle vurmak.
  • Diz ile vurmak.
  • Diz kısmı.

Knee ile ilgili cümleler

English: Ali got down on one knee and told Mary that he loved her and wanted to share his life with her.
Turkish: Ali dizüstü çöktü ve Mary'ye onu sevdiğini ve hayatını onunla paylaşmak istediğini söyledi.

English: Ali got down on one knee and proposed to Mary.
Turkish: Ali bir dizinin üzerine çöktü ve Mary'ye evlenme teklif etti.

English: Ali hurt his knee when he fell.
Turkish: Ali düştüğünde dizini incitti.

English: After his knee repair, he could walk without pain.
Turkish: Dizinin onarımından sonra, o ağrı olmadan yürüyebiliyordu.

English: Ali hurt his knee when he fell down.
Turkish: Ali düştüğünde dizini yaraladı.

Knee ingilizcede ne demek, Knee nerede nasıl kullanılır?

Knee appeal : Hayvanı dize vurarak çağırma. Dizle çağırma.

Knee bend : Diz çökme.

Knee bending : Dizlerin bükük, vücudun ayak uçları üzerinde yere dikey bulunduğu durum. Diz bükme. Çömelik duruş. Diz çökme.

Knee boot : Dize kadar gelen çizme.

Knee breeches : Golf pantolon. Kısa pantolon.

Knee high to a grasshopper : Kısa boylu. Çok genç ve küçük. Çok küçük veya çok genç. (argo) bacak kadar.

Knee fence : Yerden yarım metre yüksekliğe kadar yerleştirilen tel örgü engeli.

 

Knee chest position : Diz göğüs pozisyonu.

Knee hole : Dizlerin konulduğu boşluk. Dizle için olan yer (masa altında, vs.).

Knee high : Diz boyu. Dize kadar.

İngilizce Knee Türkçe anlamı, Knee eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Knee ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cantilever : Çıkma. Manivela. Destek. Konsol. Dirsekli. Dirsekli bir kol. Sundurma. Konsol yapmak.

Coigns : Çıkıntılı köşe. Çıkıntı. Köşe.

Ancon : Ankon.

Crook : Dönemeç. Sopa. Değnek. Dümenci. Kanca. Hırsız. Dolandırıcı. Sapı kıvrık baston. Madrabaz. Bükülmek.

Kneed : Diz yapmış. Dizi bollaşmış. Dizli.

Flexions : Çekim (dilbilgisi terimi). Bükülme. Eğilme. Esneme. Çevrilme. Bükülüm. Kıvrım. Büküm. Burkulma.

Console : Bir bilgisayar dizgesinin güdümünü ve denetimini sağlarken işletmen' in, bakım onarımını sağlarken bakım uzmanının kullandığı, türlü göstergeler, anahtarlar, yazı makinesi ya da işletim göstericisinin bulunduğu masa ya da konsol. Kumanda paneli. Avundurmak. Raf. Destek. İşletim masası. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Avutmak. Klavye. Avunmak.

Patella : Patella. Dizkapağı. Diz kapağı. Diz kapağı kemiği.

Flirtatious : Flörtçü. Çapkın. Fındıkçı. Cilveli. Nazenin. Cilvekar. Fıkırdak. Cilvebaz. Fingirdek.

Ginglymus : Reze eklem (anatomi terimi). Menteşe biçiminde, tek eksenli. Ginglimus. Tekdüzlemli eklem.

Knee synonyms : genicular vein, articulatio genus, ginglymoid joint, musculus articularis genus, human knee, vena genus, frisky, hind leg, crank, hinge joint, elbow, flexure, flexion, friskiest, elfins, crooking, frolicsome, diarthrosis, articulation, leg, elvish, knees, kneeing, coquettish, coign, coltish, joint, allosteric, stifle, kneepan, genu, articular, articulatio.

 

Knee zıt anlamlı kelimeler, Knee kelime anlamı

Deep : Dalgın. Ciddi. Derinlik. Karanlık. Karışık. Derin. Koyuluk. İktisadi çevrimdeki daralmanın en alt noktaya ulaşması, diğer bir ifadeyle daralmadan tekrar genişlemeye geçisi yansıtan dönüş aşaması. krş. doruk. Yoğun. Tok (ses).

Knee ingilizce tanımı, definition of Knee

Knee kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To supplicate by kneeling. In man, the joint in the middle part of the leg.