Korak nedir, Korak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Karda açılan ince yol, iz.

Bakırcıların kullandıkları küçük demir örs.

Ağaç mandallı kapı.

Korak anlamı, tanımı

Kora : Başlıca belirtisi kısa, çabuk, değişken yapıda irade dışı hareketler olan bir hastalık. Olgunlaşmamış üzüm, koruk. Anahtar. Kilit. Kapı mandalı, sürgü. Çivi. Uzun konçlu çorap. Bir parça, bir süre : Haydi çocuklar bir kora daha uyuyun. Ev sıvandıktan sonra duvarın altına bir sıra çekilen renkli sıva. Eski. Boyunduruğu sabana bağlayan zincirin takıldığı yer. Karda açılan ince yol, iz. Tırpan. Kapı kilidi. Karda açılan ince yol

Korak korak : Donuk, sönük sönük, cansız (ışık, ateş için).

Koraka : Demir pası.

Korako : Karga, kuzgun, koraks.

Korakoides : Kargaya ve kuzguna benzeyen.

Korakoideus : Karga gagasına benzeyen.

Korakoit kemik : Kürek kemiği ile göğüs kemiği (sternum) arasındaki göğüs kemerinde bulunan kemik.

Korakor : Göğüs göğüse, omuz omuza, başa baş.

Koraks : Korako.

Ligamentum korako humerale : Kürek kemiğinde proc. coracoideus’un tabanından, kol kemiğinin tuberculum majus’u arasındaki bağ.

Muskulus korakobrakiyalis : Omuz ekleminin ortasındaki küçük kas.

Prosessus korakoideus : Tuber scapulae’nin orta yüzünde, karga kemiğinin gelişmemiş kalıntısı olan çıkıntı.

 

Bakırcılar : Karabük ilinde, Eflâni ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Trabzon şehrinde, Maçka belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Zonguldak ili, Devrek ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Mandallı : Üzerinde mandal bulunan. Mandalla kapatılmış olan (kapı, pencere). Mandalla ipe tutturulmuş.

Bakırcı : Bakır işleyen veya bakır kap kacak satan kimse.

Mandal : Kapı vb. şeyleri kapalı tutmaya yarayan, döner tahta veya metal parça. Ut, kanun, keman vb. çalgıların tellerini geren düğme. Evlek. İpe serilen çamaşırı tutturmak için kullanılan yaylı kıskaç.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Karda : Yayla : Hayvanları kardaya çıkardık.

Manda : Geviş getirenlerden, derisinin rengi siyaha yakın, uzun seyrek kıllı bir hayvan, su sığırı, camız, kömüş (Buffelus). Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra bazı az gelişmiş ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek düzeye eriştirip bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Birleşmiş Milletler Cemiyeti adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen vekillik.

Bakır : Atom numarası 29, yoğunluğu 8,95 olan, 1084 °C'ye doğru eriyen, doğada serbest veya birleşik olarak bulunan, ısı ve elektriği iyi ileten, kolay dövülür ve işlenir olduğundan eski çağlardan beri türlü işlerde kullanılan, kızıl renkli element (simgesi Cu). Bu elementten yapılmış.

Diğer dillerde Kor pulmonale anlamı nedir?

İngilizce'de Kor pulmonale ne demek ? : cor pulmonale