Mandal nedir, Mandal ne demek

Mandal; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

Yerel Türkçe anlamı:

Ağaçtan yapılmış saban keskisi.

Evlek.

Demir ya da tahtadan yapılmış kapı sürgüsü.

Büyük kapı kilidi.

Eski evlerin kapılarının arkasındaki kol demiri.

Ağaç, demir pencere ya da kapı sürgüsü.

Eğik yerlere çekilen setler: Zeytinliğin mandallarını sel bozmuş.

Tarla.

Çengelliiğne.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Kaynar sudaki çamaşırı çıkarmağa yarayan büyük ağaç kıstırgaç. (*Bozüyük -Bilecik)

Pencerenin açılmamasını sağlayan demir araç. (*Aksaray -Niğde)

Kancalı kapı menteşesi. (İsabey *Çal -Denizli)

İngilizce'de Mandal ne demek? Mandal ingilizcesi nedir?:

latch

Mandal hakkında bilgiler

Mandal, bir nesnenin kurutulması, çalıştırılması, açılıp kapatılması amaçlarını gerçekleştirebilmek için dizayn edilmiş araç. Özellikle bilinen yaygın anlamıyla mandal, ıslak çamaşırların bir ip üzerine serilerek kurutulması için çamaşırların ipe tutturulmasını sağlar. Plastik, ahşap ya da demirden imal edilebilmektedir.

 

Mandal ile ilgili Cümleler

  • Mandallar fotoğraf asmak için kullanılır.
  • Bebek mandalı ağzına soktu.
  • "Anne, mandallar nerede?" "Masanın üzerinde."
  • Dış kapının dış mandalı olmak istemiyorum.
  • Mandallı kağıt altlığını kim icat etti?
  • Giysilerimi mandallayarak asamam. Hava çok rüzgarlı.
  • Mandalların neredeyse yarısı kayıp.
  • Annem perdeyi mandalla tutturdu.
  • Çamaşırı mandallayarak asmak zorundayım.
  • Halının üzeri mandal doluydu.
  • Mandal yere düşmüş.
  • Mandalinaların bir sürü C vitamini vardır.
  • Mandalina satıyorlar mı?
  • Mandallar kıyafet asmak için kullanılır.

Mandal kısaca anlamı, tanımı:

Çamaşır : İç giysisi. Kirli eşyaları yıkama işi.

Çamaşır mandalı : Kuruması için asılmış çamaşırları ipe sıkıca tutturmak amacıyla kullanılan küçük, tahta veya plastik kıskaç.

Kapı mandalı : Kapının kapalı tutulmasına yarayan demir veya tahtadan araç.

Manda : Geviş getirenlerden, derisinin rengi siyaha yakın, uzun seyrek kıllı bir hayvan, su sığırı, camız, kömüş (Buffelus). Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra bazı az gelişmiş ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek düzeye eriştirip bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Birleşmiş Milletler Cemiyeti adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen vekillik.

Mandalina : Bu ağacın turuncu renkli, tatlı, kokulu, lezzetli meyvesi. Turunçgillerden, ılıman iklimlerde yetişen ve portakala çok benzeyen bir ağaç (Citrus nobilis).

Mandallama : Mandallamak işi.

Mandallamak : Kapı, pencere kanadını mandalla tutturmak. Çamaşırı mandalla tutturmak. Telsizlerde konuşmaları anlaşılmaz duruma getirmek için sürekli olarak düğmelere basmak.

 

Mandallanma : Mandallanmak işi.

Mandallanmak : Mandallama işi yapılmak, mandalla tutturulmak.

Mandallı : Üzerinde mandal bulunan. Mandalla ipe tutturulmuş. Mandalla kapatılmış olan (kapı, pencere).

Mandalsız : Mandalla kapatılmamış olan (kapı, pencere). Mandalla ipe tutturulmamış. Üzerinde mandal bulunmayan.

Avrat malı kapı mandalı : "bir erkek, karısının malından yararlanmayı düşünmemelidir" anlamında kullanılan bir söz.

Dış kapının mandalı : Uzak akraba. önemsiz, değersiz.

Kapı : Osmanlı Devleti'nde resmî görev yeri. Sadece bir konuda yoğunlaşmış bilgilerin yer aldığı Genel Ağ sayfası, portal. Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı. Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer. Gidere yol açan gereksinim. Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat. Devlet dairesi. Ev gezmesi için gidilen yer. Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân.

Kapalı : Kapanmış olan, açılmamış, açık karşıtı. Çalışma süresi sona ermiş (iş yeri). Başı örtülü (kadın). Dış çevreyle ilişki içerisinde olmayan. İçe dönük yaradılışta olan. Geçilmez durumda olan. Gizli, saklı. Açık olmayan (giyecek). Bulutlu, karanlık (hava). Açık ve kesin söz kullanmadan söylenen, müphem.

Tutma : Tutmak işi. Bazı takım oyunlarında ayakla veya vücutla karşı takım oyuncusunun hareketine engel olma, markaj. Destekleme. Yanaşma.

Döner : Dönmekte olan, dönen, dönecek biçimde düzenlenen. Bir eksene geçirilmiş etlerin döndürülerek pişirilmesiyle yapılmış olan kebap, döner kebap.

Tahta : Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç. Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh. Kara tahta. Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer. Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası. Bu ağaçtan yapılmış.

Metal : Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde. Dizgi makinelerinde satırları oluşturmak için eritilen antimon ve kurşun alaşımı. Bu maddeden yapılmış.

Parça : Güzel, alımlı kız veya kadın. Tane. Müzik eseri. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.

Nesne : Öznenin dışında kalan her konu, obje. Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje. Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç.

Evlek : On liralık kâğıt para. Dönümün dörtte biri kadar olan alan ölçüsü. Tarlanın, tohum ekmek için saban iziyle bölünen bölümlerinden her biri. Tarlalarda suyun akması için açılan su yolu.

Mandala : Demir ya da tahtadan yapılmış kapı sürgüsü. Saksı.

Mandalak : Yerelması. Yabanıl havuç.

Mandalı kırık : Kötü kadın.

Mandalina ağacı, mandarina ağacı : (botanik)

Mandallı ışıldak : Kendine özgü bir mandalla tutturulan ışıldak türü.

Mandallık : Eğik yerlerde set set yapılan tarla, teras.

Diğer dillerde Mandal anlamı nedir?

İngilizce'de Mandal ne demek? : [Mandal] n. latch, clothes peg, pin, fastener, ratch, ratchet, clothes pin

Fransızca'da Mandal : pince à linge

Almanca'da Mandal : n. Klinke

Rusça'da Mandal : n. щеколда (F), вертушка (F), предохранитель (M), переключатель (M), прищепка (F)