Koyuntu nedir, Koyuntu ne demek

  • Sıkıntı, üzüntü, keder.
  • Sopa, baston koymaya yarayan yer

"Koyuntu" ile ilgili cümleler

  • "Köroğlu azdıkça azar ve sonunda koyuntulardan birinin arkasına dayadığı bekçi sopası gibi bastonunu alırdı." - R. N. Güntekin

Yerel Türkçe anlamı:

Etkili, dokunaklı, acıklı

Sıkıntı, üzüntü, keder.

Koyuntu tanımı, anlamı:

Koyun : Göğüsle giysi arası. Geviş getirenlerden, eti, sütü, yapağısı ve derisi için yetiştirilen evcil hayvan (Ovis aries). Koruyucu, şefkatli çevre. Verilen buyruklara uyan, kendi kişiliğini gösteremeyen kimse. Kollar arası, kucak.

Sıkıntı : Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı. Sorun, mesele, sendrom, problem. Bulunmama durumu. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet. İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet.

Üzüntü : Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği, teessür.

Keder : Acı, üzüntü, dert, sıkıntı, ızdırap, tasa.

Sopa : Dayak, kötek. Kalın değnek.

Baston : Yürürken dayanmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılmış olan araç. Geminin baş tarafındaki yatık direğin dışarıya doğru uzanan parçası.

Koyma : Koymak işi.

Yer : Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Önem. Görev, makam. Ülke. Yerküre. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Gezinilen, ayakla basılan taban. İz. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Durum, konum. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Durum, konum, vaziyet.