Baston nedir, Baston ne demek

Baston; kökeni italyanca dilinden gelmektedir.

  • Yürürken dayanmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılmış olan araç.
  • Geminin baş tarafındaki yatık direğin dışarıya doğru uzanan parça

"Baston" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Gemi bastonunun altında dalga kalabalığı birikip kabarıyordu." - Halikarnas Balıkçısı
  • "İsmet yengemin topal babası bastonunu yere vurdu." - T. Dursun K

Yerel Türkçe anlamı:

Bostan, hıyar, kavun, karpuz.

Sandal, motor ve gemilerin baş tarafında ucu denize doğru uzanan ağaç.

Francala: Fırından somun değil baston al.

Baston hakkında bilgiler

Baston, yürürken dayanmaya yarayan, ağaç, metal veya başka bir maddeden yapılmış ince uzun araç. Aksesuar olarak ya da yaşlılık, rahatsızlık gibi nedenlerle kullanılır. Daha çok erkekler tarafından kullanılan baston, zaruri olmadıkça bayanlar tarafından kullanılmaz.

Geçmişte aksesuar olarak yaygın şekilde kullanılan baston, günümüzde giderek sadece yaşlıların yürümeye yardımcı olarak kullandığı bir alet olmaya başlamıştır.

Baston Türkçe'ye, İtalyanca bastone sözcüğünden geçmiştir.

Baston ile ilgili Cümleler

  • O, kendisini bir baston ile destekledi.
  • Yaşlı adam bir baston ile yürüdü.
  • Ali sadece bastonu olursa yürüyebilir.
  • Ali bastonunu sandalyeye dayadı.
  • Tom'un genellikle bir baston kullanmasına gerek yok.
  • Tom'un bir bastona ihtiyacı yok.
  • Büyükbabam bir baston olmadan yürüyemiyor.
  • Ali Mary'nin onun bastonunu nereye koyduğunu merak ediyordu.
  • Ali artık bastonsuz yürüyemiyor.
  • Tom'un baston kullanmaya ihtiyacı yok.
 

Baston anlamı, tanımı:

Yürü : "devam et, git" anlamında kullanılan bir söz.

Dayanma : Dayanmak işi.

Ağaç : Tahta, kereste. Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan.

Metal : Dizgi makinelerinde satırları oluşturmak için eritilen antimon ve kurşun alaşımı. Bu maddeden yapılmış. Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde.

Araç : Taşıt. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne.

Taraf : Yön, yan, doğrultu. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Yöre, yer. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı.

Baston gibi : Dimdik duran veya yürüyen (kimse).

Baston francala : İnce, uzun ekmek.

Baston kilidi : Yelkenlide seren ucunun çatlamasını engelleyen çember.

Baston kösteği : Teknedeki bastonun ucundan aşağı inen tel veya halat.

Beyaz baston : Görme engellilerin yürürken kullandıkları madenî çubuk.

Bastoncu : Baston yapan veya satan kimse.

Bastonculuk : Bastoncunun yaptığı iş.

 

Bastonlu : Bastonu olan.

Bastonsuz : Bastonu olmayan.

Gemi : Su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt, sefine.

Yatık : Dik olmayan, eğik, yatırılmış bir durumda olan. Zamanla dayanıklılığını yitirmiş. Yayvan su kabı. Çevrilmiş, devrik.

Parça : Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Müzik eseri. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Güzel, alımlı kız veya kadın. Tane.

Madde : Duyularla algılanabilen nesne. Para, mal vb. ile ilgili şey. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Bir cismi oluşturan öge, öz. Molekül.

İnce : İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Taneleri ufak, iri karşıtı. Tiz (ses), pes karşıtı. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Ayrıntılı. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. Hafif, gücü az. Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. Zayıf.

Aksesuar : Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya. Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya.

Yaşlılık : Yaşlı olma durumu.

Diğer dillerde Baston anlamı nedir?

İngilizce'de Baston ne demek? : [Baston] n. punch

n. stick, staff; walking stick; cane; truncheon, rod representing authority; pallet

n. stick, rod, walking stick

Fransızca'da Baston : bâton [le], canne [la]

Almanca'da Baston : n. Spazierstock

Rusça'da Baston : n. палка (F), трость (F)