Kurutucu nedir, Kurutucu ne demek

  • Nemi, ısı veya hava akımıyla uzaklaştırıp içine konulan maddeleri kurutan alet
  • Boya ve parlatıcıların çabuk kurumalarını sağlamak amacıyla içlerine katılan madde.

"Kurutucu" ile ilgili cümleler

  • "Çamaşır kurutucusu. Saç kurutucusu."

Kimya'daki anlamı:

Vernik ve cilalar için kurumayı hızlandırıcı olarakkullanılan reçine asitlerinin mangan veya çinko tuzları.

Boya, vernik, baskı mürekkebi gibi maddelerin kurumasını hızlandıran ve genellikle iki veya daha büyük değerlikli metallerin tuzları ve doymamış organik asitlerinden oluşan bir madde. Kobalt, magnezyum, kurşun, krom, demir, nikel, uranyum ve çinko gibi metallerin naftenat, linoleat ve rezinatlarıdır.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Kurutma işini yöneten kimse.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Kurutma cihazı.

Bilimsel terim anlamı:

Boya ve parlatıcıların çabuk kurumalarını sağlamak amacıyla içlerine katılan yükseltgen özdek.

Nemi, ısı ya da hava akımıyla uzaklaştırıp içine konulan özdekleri kurutan aygıt.

İngilizce'de Kurutucu ne demek? Kurutucu ingilizcesi nedir?:

drier, dryer, siccative; drier, film drying machine operator, desiccator

Fransızca'da Kurutucu ne demek?:

dessicant

Osmanlıca Kurutucu ne demek? Kurutucu Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

 

müceffif

Kurutucu hakkında bilgiler

[Bakınız: kurutma makinesi]

Kurutucu ile ilgili Cümleler

  • Kurutucuyu çalıştırmadan önce lif filtresini temizlediğinden emin ol. Aksi takdirde bir yangını başlatabilirsin.
  • Saç kurutucunuzu ödünç alabilir miyim?

Kurutucu anlamı, tanımı:

Buhar kurutucusu : Buhar içerisindeki su damlacıklarını ayıran ve kuru buhar elde edilmesini sağlayan araç.

Kurut : Kurutulmuş süt ürünü.

Hava : Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Çevreyi kuşatan boşluk. Keyif, âlem. Gökyüzü. Müzik parçalarında tür. Esinti. Çekicilik. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Tarz, üslup. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı.

Akım : Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan. Debi. Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz.

Uzak : İhtimali az olan. Gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan, ırak, yakın karşıtı. Yakın olmayan yer. Ayrı, birbiriyle yakın ilgisi olmayan. Eli, gücü veya hükmü yetişmez. Arada çok zaman bulunan.

Madde : Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Molekül. Para, mal vb. ile ilgili şey. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Bir cismi oluşturan öge, öz. Duyularla algılanabilen nesne.

 

Alet : Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayan özel araç. Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri. Maşa. Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne.

Boya : Renk vermek, dış etkilerden korumak için eşyanın üzerine sürülen veya içine katılan renkli madde. Aldatıcı görünüş. Yazmak için kullanılan mürekkep. Resim yapmak için kullanılan kuru, sulu veya yağlı boya.

Parlatıcı : Parlatma özelliği olan (nesne).

Kurutma : Kurutmak işi.

Diğer dillerde Kurutucu anlamı nedir?

İngilizce'de Kurutucu ne demek? : adj. siccative, desiccative

n. drier, dryer, desiccator

Fransızca'da Kurutucu : desséchant/e

Rusça'da Kurutucu : n. осушитель (M)