Kırkikindi nedir, Kırkikindi ne demek

  • Genellikle Orta Anadolu'da ikindi zamanı yağan sürekli yağmurlar.
  • Bu yağmurun yağdığı dönem

"Kırkikindi" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Onları ancak kırkikindi vakti yağan yağmur kamçılar, yatıştırırdı." - R. E. Ünaydın

Kırkikindi anlamı, kısaca tanımı:

Kırk : Bu sayıyı gösteren 40 ve XL rakamlarının adı. Otuz dokuzdan sonra gelen sayının adı. Dört kere on, otuz dokuzdan bir artık.

Genel : Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir genelleme sonucunda elde edilen.

Orta : Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Ne uzun ne kısa, midi. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. Ne büyük ne küçük, midi. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. İyi ile kötü arasındaki durum. Orantı. Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer. Yeniçeri Ocağında tabur. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre.

 

Anadolu : Ön Asya'nın bir parçası olarak Türkiye'nin Asya kıtasında bulunan toprağı, Rum.

İkindi : Öğle ile akşam arasındaki zaman dilimi. İkindi ezanı. İkindi namazı.

Zaman : Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Dönem, devir. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Belirlenmiş olan an. Çağ, mevsim. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri.

Sürek : Süren, devam eden zaman. Hızlı süren, hızlı giden. Satmak için pazara götürülen hayvan sürüsü.

Yağmur : Çokluk, bolluk. Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı, yağar, yağış, baran, bereket, rahmet. Çok ve sık düşen, gelen şey.

Bu : En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz. Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz.

Dönem : Belli özellikleri olan zaman parçası, periyot. Yasama meclisinin iki seçilişi arasındaki süre, devre. Yarıyıl. Bir çağ içinde belli özellikleri olan sınırlı süre.