Ladens türkçesi Ladens nedir

Ladens ingilizcede ne demek, Ladens nerede nasıl kullanılır?

Value laden question : Açık ya da gizli değer yargıları içeren ve belli yanıtlar yönünde yanlılık yaratan soru. Değer yüklü soru.

Heavy laden : Ağır yüklü.

Laden : Yüklenmek. Yüklenmiş. Dolu. Yük taşıma kapasitesi. Yüklemek. Yüklü.

Ladened : Yüklü miktarda doldurulmuş olan.

Overladen : Aşırı yüklü. Fazla süslenmiş. Aşırı yüklenmiş. Fazla yüklenmiş. Fazlasıyla yüklenmiş.

Lades : Yüklemek. Gemiye yüklemek.

Sialaden : Tükürük bezi.

Laded : Yüklemek. Gemiye yüklemek. Yüklenmiş. Yüklü.

Unladen weight : Yüksüz ağırlık.

Accolade : Övme. Özel takdirname. Övgü. Ödül. Mükafat. Rabıta (müzik terimi). Alkış. Şövalyelik verirken kılıçla dokunma. Onurlandırma.

İngilizce Ladens Türkçe anlamı, Ladens eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ladens ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Full bodied : Dolgun. Koyu. Dolgun yapılı. Gövdeli. Lezzetli.

Embarked : Atılmak. Uçağa yüklenmiş. Gemiye bildirilmiş. Uçağa yüklemek. Girişilmiş. Bindirmek. Yüklenmiş (uçağa vb). Girişmek. Yatırılmış. Kalkışılmış.

A load of : Bir sürü.

 

Ascribe : Vermek. Hamletmek. İsnat etmek. Üstüne atmak. -e yormak. Ayırmak. Atfetmek. Yormak. Yakıştırmak.

Laded : Gemiye yüklemek.

Loaded : Tuzak dolu. Doldurulmuş. Çakırkeyif. Hileli (zar). Zengin. Para babası. Kafası dumanlı. Sarhoş.

Load capacity : Yük kapasitesi. Yüklenme kapasitesi. Yük sığası. İstiap haddi.

Crammed : Tıkış tıkış.

Full : Komple. Öz. Tok. Çırpmak. Yıkayıp büzmek. Yıkayıp çektirmek. Dolu şey. Doluluk.

Ladens synonyms : brimful of, embarks, burthen, covered with, body, attaching, charge, laden, burthens, abounding, potential, filled, in the family way, ascribes, attaches, downloads, embark, possible, engaged, fraughting, download, embarking, imbarked, be loaded, encumbered, fraught, unloaded, leadership, attach, imbark, be stuck with, supreme headquarters, downstream load.

Ladens zıt anlamlı kelimeler, Ladens kelime anlamı

Actual : Fiili. Gerçekten. Güncel. Asıl. Gerçek. Şimdiki. Asli. Eylemsel. Hakiki. Eylemli.

Clear : Uzakta. Bir ya da birden çok bellek yerinin genellikle sıfır ya da boşluk damgası ile gösterilen, belirli bir duruma getirilmesi. Bilgisayar, bilişim, fizik, kimya alanlarında kullanılır. Silmek. Uzağa. Temize çıkarmak. Açık. Belirgin. Tamamen. İçerdiği taneciklerin çok küçük olmaları nedeniyle içinden geçen ışığın saçılmadığı çözeltilerin niteliği.