Lenb türkçesi Lenb nedir
- Uzunlukb.
Lenb ingilizcede ne demek, Lenb nerede nasıl kullanılır?
Allenby : Bir soyadı. Britanyalı bir polis şefi. Britanya mandalığı döneminde filistin'in ilk valisi. Edmund henry allenby (1861-1936).
Allenby bridge : Ürdün nehri üzerinden geçen jericho'nun (israil) hemen doğusundaki köprü.
Allenby bridge border crossing : Allenby köprüsü sınır geçişi. İsrail'le ürdün arasındaki geçiş.
Clenbuterol : Klenbuterol. Yağ dokuda dağılım gösteren beta 2 almaçlarını uyararak yağların üretimini azaltarak ve yağların erimesine neden olmaları nedeniyle ayrıca, protein üretimini de artırmalarından dolayı son yıllarda hayvanlarda gelişme hızlandırıcı olarak kullanılan ancak eti yenilebilir hayvanlarda kullanımı yasak olan tokolitik etkili bir ilaç.
Edmund henry allenby : İngiliz mandası sırasında filistin'in ilk başkanı. (1861-1936) britanyalı feldmareşal.
Mecklenburg : Almanya'da bir eyalet. Eski doğu almanya'nın baltık denizi kenarında eski bir eyaleti.
Len : Uzunluk. Far camı.
Lena : İllinois eyaletinde şehir. Sibirya'da (rusya) bir nehir. Bir bayan ismi. İllinois eyaletinde yerleşim yeri. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. Mississippi eyaletinde yerleşim yeri.
Lend : Ödünç vermek. Katkıda bulunmak. Faizle borç vermek. Katmak. Borç vermek. Eklemek. Vermek. İğreti vermek. Faizle borç para verme.
Lenard ray : Lenard ışını.
İngilizce Lenb Türkçe anlamı, Lenb eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Lenb ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Convex lens : Yakınsak mercek. Dışbükey mercek. İnce kenarlı mercek. Geçirdiği ışık ışınlarını ana eksene doğru toplayan, ortası çevresinden daha kalın mercek, anlamdaş yakınsak mercek. Yuvarlatılmış mercek. Işık ışınlarını birleştiren mercek. Tümsek mercek.
Converging lens : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Gelen koşut ışınları eksene doğru kırarak birbirine yaklaştıran, kenarları ortasından daha ince olan mercek çeşidi. Yakınsak mercek.
Eyepiece : Mercek. Irakgörürlerde gerçek görüntüyü gözle incelemek için kullanılan küçük bir yakınsak mercek düzeni. Oküler. Gözmerceği. Gözlemci tarafındaki mercek. Mercek mikroskop. Göz merceği. Mercek (mikroskop).
Optical condenser : Bir ışık kaynağından çıkan ışığı toplayıp belli bir noktaya olanca yeğinliğiyle düşürebilen, özellikle göstericilerde, gösterici ışıtacının ışığını film üzerine düşüren mercek. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Aydınlatma merceği.
Bring : Razı etmek. Getirmek. Kandırmak. Neden olmak. Kazandırmak. Ayıltmak. Vermek (ceza). Doğurmak. Belirtmek. İkna etmek.
Impart : Uygulamak. Söylemek. Vermek. Açığa vurmak. Pay vermek. Bildirmek. Açıklamak. Katmak.
Throw in : (satılan bir şeyin yanında bir şeyi ücretsiz) vermek. Yandışı atışı. Eklemek. Cabası olarak vermek. Taç atışı. Yandışına çıkan topun, elle baş üzerinden geçirilip arkadan öne doğru oyun alanına atılması. Dahil etmek. Birbirine geçirmek (dişli vb.). Bedavadan katmak.
Optical device : Görme cihazı.
Condenser : Kondensör. Geri soğutucu. Yoğunlaştırıcı. Mercek. Buharları sıvıya dönüştürmek için soğutan aygıt. Toplayıcı. Bir ışık kaynağından çıkan ışığı toplayıp belli bir noktaya olanca yeğinliğiyle düşürebilen, özellikle göstericilerde, gösterici ışıtacının ışığını film üzerine düşüren mercek. Uçucu bileşenleri yoğunlaştırıp tekrar sıvı hale dönüştüren cam malzeme. Biriktirici. Kondansör.
Contact : Kontak. Ayrı ayrı katmanlanmış durumda bulunan katmanları yanyana getirme. Bir elektrik çevrimini bütünlemek için iki çevrim öğesinin birleşmesi. Bağ. Temasa geçmek. İrtibat. İlişki kurmak. Dokunma. Temas kurmak. Temas.
Lenb synonyms : field lens, intraocular lens, optical lens, lens system, crown lens, transfuse, add, eyeglass, objective lens, compound lens, meniscus, instill, contact lens, factor, bestow, tinsel, monocle, ocular, optical instrument, anastigmatic lens, concave lens, object lens, lense, modify, objective, contribute, alter, fresnel lens, anastigmat, change, diverging lens, camera lens, object glass.
Lenb zıt anlamlı kelimeler, Lenb kelime anlamı
Take : Kabul edilmek. Alınan taş. Pay. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. (sınava) girmek. Tepki. Çevirmek. Götürmek. Almak. Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası. çevirim oyunluğunda, alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan, her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm. alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı, alıcı görüş noktası, alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık, mercek çeşidi, vb. etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. (bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer, gerek görüş açısı ve noktası, gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki, bunların her biri özel bir terimle belirtilir). tv. televizyon yayınında, sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar.
Borrow : Ödünç alma. Borç almak. Borç olmak. Alıntı yapmak. Almak. Borçlanma. Ödünç almak. Ariyeten almak.

Bu kısımda Lenb kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Lenb ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Lenb anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Lenb ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.