Liquid türkçesi Liquid nedir
- Mayi, sıvı.
- Sıvı madde.
- Saydam.
- Fizik, kimya, madencilik alanlarında kullanılır.
- Islak.
- Sıvı.
- Likit.
- Seviye.
- Moleküllerin bir birlerine göre devinim yapabildikleri, ancak tektürel yapışma kuvvetleri etkisiyle değişmeyen oylumu bulunduğu kabın biçimiyle sınırlanmış, özgün nitelikleri olan evre.
- Akıcı.
- Mayi.
- Hemen paraya çevrilebilir.
- Akışkan.
- Berrak.
- Özdeğin su, yağ gibi, bulunduğu kalbin biçimini alan az sıkışabilir akışkan hali.
Liquid ile ilgili cümleler
English: Instead of ink, there was some unidentified liquid in the bottle.
Turkish: Şişede mürekkep yerine, ne olduğu belirsiz bir sıvı vardı.
English: In Hong Kong there are two types of liquid food which are considered absolutely vital: Cantonese soup and congee. It is curious to note that however "thick and ingredient-filled" the soup is, it's always drunk and however "thin" the congee is, it's always eaten.
Turkish: Hong Kong'ta kesinlikle hayati kabul edilen iki tür sıvı gıda vardır: Kanton çorba ve Congee. Söylemesi tuhaftır ki her nasılsa "kalın ve malzeme dolu" çorba her zaman içilir ve her nasılsa congee "ince"dir ve her zaman yenir.
English: That liquid is harmful.
Turkish: O sıvı zararlıdır.
English: But when I tried to turn the shower faucet, this black bubbly liquid came out.
Turkish: Ama ben duş musluğunu açmak için çalıştığımda, bu siyah kabarcıklı sıvı dışarı çıktı.
English: Europa and Enceladus are thought to have an ocean of liquid water beneath their surface.
Turkish: Europa ve Enceladus'un, yüzeylerinin altında sıvı sudan oluşan bir okyanusa sahip oldukları düşünülmektedir.
Liquid ingilizcede ne demek, Liquid nerede nasıl kullanılır?
Liquid air : Sıvılaştırılmış hava. Soğutucu olarak kullanılan sıvı hava. Sıvı hava.
Liquid asset : Emre hazır değer. Arıtımlı değer. Likit varlık. Kolayca paraya dönüştürülebilen varlık. Hızlı bir şekilde paraya dönüştürülebilen varlık. Likit değer. Bir girişimin ödemelerde bulunmak amacıyla derhal kullanabileceği taşınmaz malların tümü. kasadaki para, bankalardaki depo sayıştırılan gibi arıtımlı değerler.
Liquid assets : Hazır değerler. Disponibilite. Birinci dereceden likit varlıklar ve ikinci dereceden likit varlıklar toplamı. bk. birinci dereceden likit varlıklar. Kolaylıkla paraya çevrilebilen varlıklar. Dönen varlıklar. Likit varlıklar. Paraya kolay çevrilebilir mal. Likid varlıklar.
Liquid brewers yeast : Sıvı bira mayası. Bira üretiminde yan ürün olarak ele geçen, fermantasyon yeteneği olmayan ve kuru madde temelinde % 35'den az ham protein içermeyen bir maya.
Liquid carbonitriding : Sıvı karbonlu nitrürleme.
Liquid chromatography : Sıvı-sıvı, sıvı-katı, kağıt, ince tabaka ve iyon değişimi kromatografilerinin genel adı. Sıvı kromatografi. Sıvı kromatografisi.
Liquid covering substance : Sıvı örtü özdeği.
Liquid covering : Sıvı örtü.
Liquid cooled reactor : Sıvı soğutmalı reaktör.
Liquid crystal display : Sıvı kristal gösterge. Sıvı kristal ekranı. Sıvı kristal görüntü birimi. Sıvı kristalli ekran. Lcd. Sıvı kristal displey. (elektronik, bilgisayar) sıvı kristal görüntü birimi. Sıvı kristal görüntü.
İngilizce Liquid Türkçe anlamı, Liquid eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Liquid ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Medium : Muhit. Hücre kültür çalışmalarında kullanılan ve hücrelerin çoğalması veya yaşaması için gereksinim duyduğu her türlü makro ve mikro elementleri bünyesinde bulunduran çözeltiler, ortam. Parlayıcı. Çare. Ortalama. Ötürücü. Herhangi bir kuvveti ya da özdeği içinde bulunduran ve devinime olanak veren bir özdek ya da karışım. Çevre. Orta durum. Gereç.
Antifreeze : Antifiriz. Donma önler. Donönler. Antifriz. Donmaönler. Yanma dizgelerinde kullanılan yakıtların ve soğutma sularının donmalarına engel olmak için içlerine katılan etilen glikol gibi özdek. Soğuk havalarda motor soğutma suyunun donmasını önlemek için bu dizgeye karıştırılan donma noktası düşük kimyasal sıvı. Donma önleyici. Alkollü içki.
Fluent : Pürüzsüz. Akıcı (konuşma). Akıcı konuşan. Kıvrak. Sürükleyici. Akıcı bir şekilde konuşan. Düzgün. Rahat. Beliğ.
Clammy : Rutubetli. Nemli ve soğuk. Yapışkan. Nemli. Yapışkan ve soğuk. Soğuk ve nemli. Yapış yapış. Yaş. Islak ve yapışkan.
Level : Yatay. Aynı seviyede. Dürüst. Bir aygıtın ya da cismin yatay olup olmadığını gösteren araç. Düzeçlemek. Amaç olarak seçmek. Yerle bir etmek. Sıradüzensel bir düzenlemede, bir öğenin astlık derecesi. Mantıklı.
Plasma : Yeşil çakmaktaşı. Biyoloji, fizik, uzay, nükleer enerji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kan sıvısı. Bir gazın çok yüksek ısıda kısmen ya da tamamen iyonlaştırılmasıyla elde edilen ve nükleer füzyonda kullanılan akışkan madde. Kan. Dolaşan kanın birçok organik, inorganik ve iyon taşınmasında rol alan sıvı kısmı, vücut dışına alınan pıhtılaşması önlenmiş biçimli elemanları çöktürülmüş olan kanın sıvı kısmı, kan plazması. lenfin sıvı kısmı. merhem hazırlamada kullanılan bir nişasta gliseriti. Dolaşan kan, lenf ve hemolenfin sıvı kısmı. protoplazma, sitoplazma. Kansıvı. Seyreltik uçunlarda elektrik boşalımı olurken ılınlanır ölçüde eksicik ve artı üşer oluşan bölge.
Clammier : Soğuk. Yapışkan. Soğuk ve nemli. Nemli ve soğuk. Nemli. Islak ve yapışkan. Yapış yapış. Rutubetli. Yapışkan ve soğuk.
Adsorbs : Tutunmak. Yüze tutunmak. Yüzeyde toplamak. Adsorbe etmek. Emmek. Gaz gibi bir maddeyi bir yüzey üzerinde yoğuşum şeklinde biriktirmek. Yüze çekmek.
Filmy : Zarlı. İnce. Puslu. Şeffaf. Üzeri ince tabakayla kaplı. Bulanık. Zarla kaplı. Zar gibi. Zar ile kaplı.
Waters : Kaplıca suyu. Karasuları. Su kitlesi. Hare. Kalite. Su birikintisi. Sular. Deniz. Su.
Liquid synonyms : runny, snake oil, wood vinegar, state of matter, pyroligneous acid, liquifiable, bright, lucent, trunks, clear, plane, smoothest, glittery, beverage, slobbery, slide, clearest, soft, colloid, liquefied, liquids, drinkable, softest, sloppier, alcohol, transparent, hyaline, danker, runnier, fluid, grade, mobile, crystalline.
Liquid zıt anlamlı kelimeler, Liquid kelime anlamı
Solid : Som. Katı madde. Sert. Dayanıklı. Katı. Katı hal. İçinde boşluk olmayan. Deliksiz. Üç boyutlu cisim. Katı cisim.
Gaseous : Gaz halinde bulunan. Hafif. Gaza ait. Gaz. Gazlı. Gaz gibi. Boş. Gaz şeklinde. Gaz özelliğinde olan.
Opaque : Opak. Mantıksız. Anlaşılmaz. Donuk, şeffaf olmayan, mat. Herhangi bir dalga deviniminin (ışık, ses, röntgen ışını, vb.) geçmesine elverişli olmayan. (genellikle, ışığı geçirmeyen özdekler için kullanılır). Ahmak. Şeffaf olmayan. Saydam olmayan; ışığın önemli bölümünü saçarak öteye geçirmeyen. Anlaşılması güç. Işıkgeçirmez.
Liquid ingilizce tanımı, definition of Liquid
Liquid kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Not solid. Fluid. A substance whose parts change their relative position on the slightest pressure, and therefore retain no definite form. Flowing freely like water. A fluid that is not aëriform. Any substance in the state of liquidity.

Bu kısımda Liquid kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Liquid ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Liquid anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Liquid ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.