Live by türkçesi Live by nedir

  • Geçinmek.
  • Hayatını belli bir şekilde idare etmek için temel olarak kullanmak.
  • İle yaşamak.
  • -e bağlı olmak (inançlar, vs.).

Live by ile ilgili cümleler

English: I live by myself.
Turkish: Ben tek başıma yaşıyorum.

English: Ali is too young to live by himself.
Turkish: Ali tek başına yaşayamayacak kadar çok genç.

English: I don't want to live by your rules.
Turkish: Senin kurallarına göre yaşamak istemiyorum.

English: Ali doesn't want to live by himself.
Turkish: Ali tek başına yaşamak istemiyor.

English: As long as you live under my roof you will live by my rules.
Turkish: Çatımın altında yaşadığın sürece benim kurallarıma göre yaşayacaksın.

Live by ingilizcede ne demek, Live by nerede nasıl kullanılır?

Live : Yaşamak (hayat). Beslenmek. Geçirmek. Geçinmek. İkamet etmek. Elektrik akanının geçmekte olduğunu belirtir deyim. elektrik tehlikesine karşı uyarı. Sürmek (yaşam veya ömür). Yaşamak. Akım açık. Hayatta kalmak.

By : Eve. İkincil. Geçip. Takma. Tali. Evde. Nezdinde. Geçişli biçimde. Aşkına. -e bakarak.

Live by the book : Yasalara uymak. Dürüstçe yaşamak.

Live a double life : Çifte hayat yaşamak. İkiyüzlü bir hayat yaşamak. İki hayat yaşamak.

Live a lie : Sahte hayat geçirmek. Bir yalanı yaşamak. Hayatını yalan üzerine kurmak. Sahte bir hayat sürmek.

 

Live among : Aralarında yaşamak.

İngilizce Live by Türkçe anlamı, Live by eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Live by ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Subsisting : Geçindirmek. Mevcut bulunmak. Mevcut olmak. Var olmak. Geçinip gitmek. Yaşamak. İdare etmek. Varlığını sürdürmek.

Handle : Yumuşacık olmak. Kulp. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sap. Sıkıştırma milini çeviren kol. İdare etmek. Başa çıkmak. Meşgul olmak. Ele almak.

Get on : Bindirmek. Binmek. Olmak (belirli bir şekilde). Kötü gitmemek. Binmek (otobüs veya tren veya uçağa). Otobüse trene veya uçağa binmek (örneğin, o trene 40 dakika önce bindi). Otobüse binmek. Yaşlanmak. Ayrılıp gitmek. Trene binmek.

Get by : Zor dönemde idare etmek (finansal açıdan). Yapabilmek. İdare etmek. Sollamak. Geçimini kıt kanaat sağlamak. Atlatabilmek. Yaşamını sürdürmek. Mali açıdan zor bir duruma dayanmak (örneğin, : şimdi eşim de işini kaybettikten sonra kirayı ödemek çok zor olacak ancak idare edeceğimizi biliyorum). İdare etmek (geçim). İki yakasını bir araya getirmek.

Fare : Yolculuk etmek. Gitmek (iş için). Navlun. Yiyecek. Bilet ücreti. Yol parası. Gıda. Yolcu. Üstesinden gelmek.

Get along : Uyuşmak. Olmak (belirli bir şekilde). Anlaşmak. Gelişmek. İyi geçinmek. Ayrılıp gitmek. İdare etmek. Yeterli olmak. Başarmak. Yetmek.

Handled : Kullanmak. Yürütülen. Başa çıkmak. Kulplu. Dokunmak. Eğitmek. İşlendi. Ele gelmek. Kıvırmak.

Get on well : Anlaşmak.

Fared : Başarmak. Gitmek (iş için). Yolcu. Üstesinden gelmek. Olmak. Bilet ücreti. Gitmek (iş). Navlun. Yolculuk etmek.

 

Get along with : Anlaşmak. İyi geçinmek. İyi anlaşmak (birisiyle). İle geçinmek. Biriyle iyi geçinmek. Uyuşmak. İle anlaşmak. Birisiyle geçinmek. İyi anlaşmak.

Live by synonyms : subsisted, subsist, handles, live with, getting on with, exist, subsists, getting by, go along, earn a living, cotton up to.