Live on türkçesi Live on nedir

  • İle geçinmek.
  • İle beslenmek.
  • Geçimini sağlamak.
  • Yaşamını idame ettirmek.
  • Geçimini sürdürmek.
  • Geçinmek.
  • Beslenmek.

Live on ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary live on Third Street.
Turkish: Ali ve Mary, Üçüncü Caddede yaşıyorlar.

English: Ali didn't want to live on the street.
Turkish: Ali caddede yaşamak istemiyordu.

English: "It's better to die on your feet than to live on your knees." "Then why are you still alive?"
Turkish: "Dik durarak ölmek, dizlerinin üstünde yaşamaktan iyidir." "O halde neden hala hayattasın?"

English: Ali and Mary live on the same street.
Turkish: Ali ve Mary aynı caddede yaşıyorlar.

English: Ali told me he wanted to live on a secluded beach.
Turkish: Ali bana tenha bir sahilde yaşamak istediğini söyledi.

Live on ingilizcede ne demek, Live on nerede nasıl kullanılır?

Live : Geçinmek. Beslenmek. Elektrik akanının geçmekte olduğunu belirtir deyim. elektrik tehlikesine karşı uyarı. Sürmek (yaşam veya ömür). Hayatta kalmak. Geçirmek. Hayatın tadını çıkarmak. Yaşamak (hayat). Akım açık. Naklen.

On : Açık. Çakırkeyif. Devrede. Yönünde. Üzerinde. Yanmak. Makbul. Üstünde. Esnasında.

Live a double life : Çifte hayat yaşamak. İki hayat yaşamak. İkiyüzlü bir hayat yaşamak.

Live a lie : Bir yalanı yaşamak. Hayatını yalan üzerine kurmak. Sahte hayat geçirmek. Sahte bir hayat sürmek.

 

Live among : Aralarında yaşamak.

Live and learn : Deneyimle öğrenmek. Yaşayarak öğrenmek. Yaşadıkça öğrenmek. Hatlarından öğrenmek.

İngilizce Live on Türkçe anlamı, Live on eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Live on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Handle : Meşgul olmak. Üstesinden gelmek. Başa çıkmak. İşlemek. El tutma yeri. Kıvırmak. Kullanmak. İdare etmek. Ellemek. Sıkıştırma kolu.

Feeds : Yemek yemek. Beslemek. Desteklemek. Sağlamak. Besin sağlamak. Yemler.

Feed on : Yemek. Yemek yemek. - tarafından beslenmek. Beslemek. Yaşamaya devam etmek. Doyurulmak. İle beslemek.

Fare : Yolcu. Başarmak. Yola çıkmak. Üstesinden gelmek. Yiyecek. Gıda. Yolculuk etmek. Gitmek (iş için). Yol parası.

Live : Elektrik akanının geçmekte olduğunu belirtir deyim. elektrik tehlikesine karşı uyarı. Yaşamak. Geçirmek. Akım açık. Naklen. İkamet etmek. Sürmek (yaşam veya ömür). Yaşamak (hayat). Oturmak.

Go along : Desteklemek. İlerlemek. Hadi git. Aynı düşüncede olmak. Anlaşmak. Eşlik etmek. Aynı fikirde olmak. Devam etmek.

Earn a living : Hayatını kazanmak.

Get by : Geçimini kıt kanaat sağlamak. Sollamak. İki yakasını bir araya getirmek. İdare eder olmak. Atlatabilmek. İdare etmek (geçim). Yaşamını sürdürmek. Geçmek. İdare etmek.

Cotton up to : Yaltaklanmak. Anlaşmak.

Live on synonyms : subsist on, get along, fared, provide for, get along with, getting by, support oneself, take nourishment, feed, fend for oneself, exist, handles, make ends meet, be fed, getting on with, handled, get on, get on well.