Livings türkçesi Livings nedir

Livings ingilizcede ne demek, Livings nerede nasıl kullanılır?

Living account : Hareketli hesap. Devinimli sayışım. Canlı hesap. Yatırım ve çekimleri gereği genel görüntüleri bakımından canlı ve devinmeli sayışımlar.

Living allowances : Görevli ve işçilerin işyerlerinde ya da işyeri dallarındaki yeme, içme ve barındırılmalarıyla, tedavi, ilaç, güvence ve emekli kesenekleri, giyimleri ve benzerlerini kapsayan giderler. Geçim parası. Yeme-içme ve barındırma giderleri.

Living and other : Sabit ve diğer.

Living being : Canlı. Canlı varlık.

Living conditions : Yaşam koşulları. Hayat şartlan. Hayat şartları. Hayat koşulları. Yaşam şartları.

Living room : Oturma odası. Salon.

Living image of : Tıpkısı.

Living expenses data : Sabit giderler.

Living means : Yaşamak için gereken yiyecek, giyecek ve barınak gibi tüm araçlar. Geçim araçları.

Living language : Yaşayan dil. Şu anda konuşulmakta olan dil.

İngilizce Livings Türkçe anlamı, Livings eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Livings ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Get on well : Anlaşmak.

Breezier : Hareketli. Meltemli. Rüzgarlı. Havalı. Neşeli. Şen. Cıvıl cıvıl. Esintili. Teklifsiz.

 

Fits : Kriz. Uyma. Heves. Kapris. Hastalık nöbeti. Uygun olma.

Fare : Yolcu. Yol parası. Yola çıkmak. Gıda. Başarmak. Üstesinden gelmek. Navlun. Bilet ücreti. Başından geçmek. Yolculuk etmek.

Alive : Hayatta. Yaşam dolu. Yaşayan. Haberdar. Hayat dolu. Zinde. Faal. Hareketli. Diri. Uyanık.

Existence : Var oluş. Mevcudiyet. Yaşayış biçimi. Durmuş. Varoluşçuluk. Varlık. Vücut. Varoluş. Yaşam.

Living : Güncel. Yaşam standardı. Sağ. Kullanılan. Yaşama.

Aboded : İkamet etme (bir yerde). İkamet yeri. İkametgah. Oturulan yer. Konut. Sükna. Bir yerde ikamet etmek. İkamet.

Alive and well : Sağ selamet. Hareketli. Cıvıl cıvıl. Sağ salim. Sağ ve sağlıklı. Hayat dolu. İyi durumda. İyi ve hayat dolu.

Esteem : Gözüyle bakmak. Addetmek. Saygı göstermek. Saygı. Takdir etmek. İtibar. Saygı duymak. Rağbet. İnanmak. Kanı.

Livings synonyms : mysophilia, kathiasis, livelihoods, predilection, lifestyle, airy, admiration, experience, habitations, animated, commorancy, daily, life, fondness, get on, drawdown, bouncy, beany, inhabitance, feeling, harmonies, bounciest, handles, fascination, handle, taste, friendliness, bouncier, compatibilities, above ground, bread, approval, esse.

Livings zıt anlamlı kelimeler, Livings kelime anlamı

Dislike : Beğenmemek. Antipati duymak. Hoşlanmamak. Nefret etmek. Hoşuna gitmemek. Hoşa gitmeme. Hoşlanmama. Sevmemek. Beğenmeme.

Disinclination : Niyeti olmama. Gönülsüzlük. İsteksizlik.

Disapproval : Beğenmeme. Tutumu ölçülen bireyin bir ölçek sınarını olumsuzlaması ya da sınarda dile getirilen görüşe katılmaması. Doğru bulmama. Uygun görmeme. Bir toplumsal kümede yaptırıma bağlanmış davranış ölçülerine aykırı düşen davranışlar karşısında kümece takınılan olumsuz yönde eleştirici ya da suçlayıcı tutum. Kınama. Kabul etmeme. Hoşnutsuzluk. Ayıplama.

Livings antonyms : unfriendliness, unloving, passionless, coldhearted, hateful, unattached.