Living image of türkçesi Living image of nedir

Living image of ile ilgili cümleler

English: It's the living image of your grandfather.
Turkish: O, büyük babanın canlı görüntüsüdür.

Living image of ingilizcede ne demek, Living image of nerede nasıl kullanılır?

Living : Geçinme. Geçim yolu. Kullanılan. Sağ. Yaşantı. Güncel. Canlı. Yaşam standardı. Hayat. Yaşamak için gerekli araçları sağlama işi. krş. geçim darlığı.

Image : Çıkarımcı yolda uzancalı yordamlarda bir kavram yaratmak üzere kullanılan görsel anlatım ya da tasarımsal görünü. Herhangi bir nesnenin mercek, ayna gibi araçlarla oluşturulan resmi; herhangi bir nesnenin bazı ışık olayları sonucu elde edilen resmi. bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla görüntülüğe art arda düşürülmesi sonunda devinimin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş; görüntülük üzerindeki devinimli resimler bütünü. tv. almaç görüntülüğünde, elektron demetinin oluşturduğu devinimli resimler bütünü. Bir nesnenin çeşitli noktalarından çıkan ışık ışınlarının, bir ışıksal dizgeden geçtikten sonra oluşturdukları biçim. Aynı. İzlenim. Film ya da şerit filmde tek bir devinimi belirten resim. Resim. Görüntü. Şekil. Şekillendirmek.

Of : In. -li. -den övünerek bahsetmek. -nın. Nin. Yüzünden. Karşı. İle ilgili. Den. -nin.

 

Image of god : Tanrı'nın görüntüsü. Tanrı'nın sureti.

Image of mark : Markanın, biçimi ve biçimin kuruluşu ile halk üzerinde bıraktığı izlenim. Markanın görüntüsü.

The spit and image of : Hık demiş burnundan düşmüş.

Made in the image of god : Tanrının kendi suretinde yaratılmış.

Be the spitting image of someone : Hık demiş burnundan düşmüş olmak.

Be the image of : -nın ikizi olmak. -nın özdeşi olmak. -nın resmi olmak. -ya birebir benzemek.

İngilizce Living image of Türkçe anlamı, Living image of eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Living image of ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Same : Özdeş. Farksız. Aynı şekilde. Aynısı. Eşit. Sürüm. Benzer. Aynı şey.

Of a piece with : Benzer. Aynı.

Spitting image : Aynısı. Hık demiş burnundan düşmüş. Tam benzeri.

Very : Bile. Çok. Hatta. Salt. Tam. Mutlak. Belirli. Gayet. Pek.

Facsimile : Kopyalamak. Suret. Belgegeçer. Tıpkı basım. Bir yazının ya da bir kitabın sayfa sayfa olduğu gibi fotoğrafı alınarak yapılan basımı. Aynısı. Aynı basım. Aynı.

One and the same : Bir. Aynısı. Aynı. Tek. Tıpkı. Tıpatıp aynı. Büsbütün aynı. Birbirinin aynısı.