Aynısı nedir, Aynısı ne demek

Aynısı; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de zamir olarak kullanılır.

  • Ayırt edilemeyecek kadar benzerlik göstereni, benzeri, tıpkısı

Aynısı ile ilgili Cümleler

  • Yoko John'u tamamen önemsemedi, o aynısını ona yaptı.
  • Gördüğün iyiliğin aynısını başkasına yap.
  • Aynısını senin için de yapardım.
  • Keşke aynısını yapabilsem.
  • Benim için aynısını yapacağından eminim.
  • Aynısını yapacak mısın?
  • Hâlâ aynısın.
  • Burada aynısı geçerli.
  • Ali aynısını hissettiğini söyledi.
  • “Bana göstereceğin saygının aynısını yengene göstermek zorundasın.”
  • Aynısını yapmanı istiyorum.
  • Aynısı benim için de geçerli.
  • Aynısı senin için de geçerli.
  • Ona aynısını yapmasını söyle.

Aynısı anlamı, tanımı

Aynı : Benzer. Eski durumunda kalmış, değişmemiş. Aralarında ayrım olmayan. Başkası değil, yine o

Aynısını : Başkasını, diğerini, sairini.

Aynısının tıpkısı : Tıpatıp.

Tıpkısının aynısı : Tıpatıp.

Benzerlik : Benzer olma durumu. İki üçgende köşelerinin eşlenmesine göre karşılıklı açıların eş ve karşılıklı kenarların orantısından doğan durum.

Gösteren : Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü.

Benzeri : Aynı.

Tıpkısı : Aynı.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

 

Göster : Gösteriş eyleminin yapılması için kılıçoyunu öğretmenince verilen komut.

Ayırt : Fark. Süzgeç, kevgir. Yol ya da su yollarının birleştiği yer, ayrım. [Bakınız: ayırdım]. Kıyı, çizgi, sınır: Yolun ayırdında beni bekle. Hastayı iyileştireceği ya da öldüreceği inancıyla yedirilen yiyecekler.

Tıpkı : Bir şeyin eşi, benzeri, aynı. Tıpatıp, tamamıyla.

Kadar : Ölçüsünde, derecesinde. Miktarda, derecede. Gibi. Denli. Büyüklüğünde, genişliğinde. Süre belirten bir söz. Bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz. Dek.

Kada : Kardeş. Ağabey. Kız kardeş, abla. Küçük kardeş. Arkadaş. Teyze. Yeni doğmuş hayvan yavrusu. Gönül, naz. Konuşmaya engel olan dilbağı : Dili kadalı olduğundan konuşamıyor. Sıra: Ahmet'in kadasını sen mi savdın. Kadar (bk. gadâ, kada kadar). Kadar. Kadar, bk. kadê, kadâr.

Edil : Roma tiyatrosunda oyunları parasal ve yönetsel açıdan koruyanlara verilen ad. Oyunları denetleyip gösteri günlerini ve daha başka kayıtları saptayanlara verilen ad. Roma tiyatrosunda maddi manevi oyunları destekleyip koruyanlar. Oyunları denetleyip temsil tarihlerini ve daha başka kayıtları saptayanlar (bk. diadaskalia). Sinop ili, Boyabat ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Diğer dillerde Aynılık varsayımı anlamı nedir?

İngilizce'de Aynılık varsayımı ne demek ? : uniformity assumption