Looks türkçesi Looks nedir

Looks ile ilgili cümleler

English: "This is a magic wand." "Are you sure, Tom? It just looks like a regular stick."
Turkish: "u sihirli bir değnek." Emin misin, Tom? Bu sadece normal bir değneğe benziyor."

English: "There's a hair in my soup." "It looks like your hair."
Turkish: "Çorbamda bir saç var." "Senin saçına benziyor."

English: "This looks pretty interesting," Hiroshi says.
Turkish: Hiroshi,""Bu, oldukça ilginç görünüyor." diyor.

English: "I can't wear that." "Why not? It looks great on you."
Turkish: "Bunu giyemem." "Neden olmasın? Sende harika durdu."

English: "He looks like your father." "What?"
Turkish: "O senin babana benziyor." "Ne?"

Looks ingilizcede ne demek, Looks nerede nasıl kullanılır?

Black looks : Kızgın bakış.

Good looks : Yakışıklılık. Hoşluk. Güzellik. Çekicilik.

Matching looks : Bir görüntüdeki kimsenin bakış yönü ile bu kimsenin baktığı nesnenin, iki çekim arasında aynı doğru üzerinde bulunması durumu; bu uyuşum, gözlemci ile gözlenen konu arasındaki bakış doğrultusuna uyularak sağlanır. Bakış uyuşumu. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Resemble somebody in looks : Tipi benzemek. Benzemek. Görünüşü benzemek.

 

Economic outlooks : Ekonomik görünüm.

Look after : Sahip çıkmak. Bakımını üstlenmek. İdare etmek. Göz kulak olmak. Kollamak. İle ilgilenmek. Çocuk bakmak. Çekip çevirmek. İlgilenmek. Gözetmek.

Look alive : Acele etmek. Canlan. Sallanma. Enerjik olmak. Enerji dolu olmak. Çabuk ol. Canlı hareket etmek.

Look about : Etrafına bakmak. Çevresine bakmak. Sağa sola bakmak. Bakınmak. Sağa sola bakınmak. Etrafını gözlemek.

Look around : Etrafı kolaçan etmek. Araştırmak. Tüm olasılıkları düşünmek. Bakışmak. Sağa sola bakınmak. Etrafına bakmak. Etrafı seyretmek. Bakmak. Etrafına bakınmak. Bakınmak.

Look as if : Gibi görünmek. Olacağa benzemek.

İngilizce Looks Türkçe anlamı, Looks eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Looks ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Consider : İçinden geçirmek. Göz önünde bulundurmak. Göz önünde tutmak. Saygı göstermek. Saymak. Hesaba katmak. İyice düşünüp taşınmak. Gözü ile bakmak. Durumu değerlendirmek. Bilmek.

Hope : Beklemek. İstemek. Umut etmek. Umut. Arzu etmek. Ümit. Beklenti içinde olmak.

Come in sight : Ortaya çıkmak.

Come into sight : Görüş açısına girmek. Görünmeye başlamak.

Hoped : İstemek. Arzu etmek. Beklemek.

Glitter : Parıltı. Göze çarpmak. Işıltı. Parlaklık. Parlamak. Parıldamak. Göz almak. Pırıltı. Pırıldamak. Işıldamak.

Connoting : İfade etmek. Demek istemek. Ayrıca bir anlam taşımak. Demeye gelmek. Akla getirmek. Anlamına gelmek. Delalet etmek.

Beat about : Endişeyle aramak. Aranıp durmak. Rota değiştirmek. Bakınmak. Aramak. Sıkıntıyla aramak. Aranmak.

 

Take a look : Bir göz atmak.

Beam : Saçmak (ışık). Yatay ağaç. Belli bir doğrultuda giden, ışından daha kalın tanecikler topluluğu. Yayın yapmak. Neşretmek. Yere düşey iki dikme arasında, yüksekliği ayarlanabilen dar dayanak yüzeyli tahtadan yapılmış denge ve asılma aracı. Işık saçmak. Elektromagnetik ışınımın veya parçacıkların tek yönlü ya da yaklaşık olarak tek yönlü akışı. Demet. Belirli bir yönde yol alan ışınım; özellikle ışın demeti ya da elektron demeti.

Looks synonyms : give the glad eye, get a load, leap out, give the eye, look backward, look away, have a look, jump out, figure on, foresee, bear witness to, appear, glance, see, be in charge, cares for, colourings, looked, betokened, gloat, attends, appeared, appears, anticipates, squint, loom, colouring, look back, come on, beholding, look, anticipate, foresees.

Looks zıt anlamlı kelimeler, Looks kelime anlamı

Back : Alt tahta. Savunucu. Sırt. Arka. Vazgeçmek. Geçmişte. Ciro etmek. Kasalı çalgılarda kasanın arka tarafında kalan ve genellikle birbirine yapıştırılmış iki simetrik parçadan oluşan ağaç tabakası. Geride. Ters.